أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ وَجَعَلَ لَهُمْ أَجَلًا لَّا رَيْبَ فِيهِ فَأَبَى ٱلظَّٰلِمُونَ إِلَّا كُفُورًا
“Sehen sie denn nicht, daß Allah, Der die Himmel und die Erde erschaffen hat, (auch) die Macht hat, ihresgleichen zu erschaffen? Und Er hat ihnen eine Frist gesetzt, an der es keinen Zweifel gibt, doch die Ungerechten weigern sich (und wollen nichts) außer dem Unglauben.” — Bubenheim & Elyas
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre 'emsallerini yaratmak' ifadesi iki anlama gelebilir: birincisi göklere ve yere nispetle küçüklük ve hakirlik bakımından onların benzerlerini yaratmak, ikincisi ise onları yeniden diriltmektir; çünkü âhirette dönüş (meâd), ilk yaratılışın aynısı değil bir benzeridir.
يحتمل معنيين : أن يخلق مثلهم في الصغر والقماءة بالإضافة إلى السماوات والأرض أو أن يعيدهم ؛ لأن المعاد مثل للمبتدأ وليس به
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayetteki 'benzerlerini yaratma' ifadesi iki farklı şekilde anlaşılabilir: birincisi Allah'ın onları ikinci defa (öldükten sonra) tekrar yaratmaya kadir olduğu, ikincisi ise Allah'ın onun yerine O'nu tevhid edip kudretinin kemaline inanan ve bu batıl şüpheleri terk eden başka kullar yaratmaya kadir olduğudur. İkinci görüşe göre bu ifade İsra 99'daki benzer bir ayetle irtibatlandırılır.
قادر على أن يخلق عبيدا آخرين يوحدونه ويقرون بكمال حكمته وقدرته ويتركون ذكر هذه الشبهات الفاسدة
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre ayette takdim-tehir bulunmakta olup mana 'Allah'ın gökleri ve yeri yarattığını ve kendileri için hiç şüphe olmayan bir ecel tayin ettiğini görmediler mi' şeklindedir. Bu ecelin, insanların dünyada kalış süresi ve ardından ölümleri olduğu, bunun ise gözle görülür bir hakikat olduğu için şüphe taşımadığı belirtilir. Ayrıca bu ecelin müşriklerin 'gök üzerimize parçalar halinde düşsün' sözlerine cevap olabileceği, ya da kıyamet günü veya diriliş vakti olabileceği, buna şüphe edilmemesi gerektiği aktarılır.
أي أولم يروا أن الله الذي خلق السماوات والأرض وجعل لهم أجلا لا ريب فيه قادر على أن يخلق مثلهم والأجل : مدة قيامهم في الدنيا ثم موتهم وذلك ما لا شك فيه إذ هو مشاهد
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre metinde geçen ifade, kendilerine karşı delilin/hüccetin ortaya konulmasından sonraki durumu ifade etmektedir. Yani ilgili hüküm ya da netice, insanlara hüccetin ikame edilmesinin ardından gerçekleşmektedir.
أي بعد قيام الحجة عليهم
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre Allah, müşrikler için helak edilecekleri ve azaba çarptırılacakları şüphesiz bir vakit/ecel belirlemiştir. Kâfirler ise kendilerine bildirilen bu vaadin gerçekliğini inkâr etmekten ve onu yalanlamaktan başka bir tavır göstermemişlerdir.
فأبى الكافرون إلا جحودا بحقيقة وعيده الذي أوعدهم وتكذيبا به
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre bu ayet, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın insanları yeniden yaratmaya kadir olduğunu, çünkü yeniden yaratmanın ilk yaratmadan daha zor olmadığını belirtir; ancak zalimler bu açık gerçeğe karşı inkarda direnmiştir. Devamındaki ayette ise, insanlar Allah'ın rahmet hazinelerine sahip olsalardı tükenme korkusuyla cimrilik edeceklerinin ifade edildiği, çünkü insanın tabiatı itibariyle bahil olduğu belirtilir.
فإنهم ليسوا أشد خلقا منهن ولا الإعادة أصعب عليه من الإبداء
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin çoğu ayeti Allah'ın kudretinin kemaline ve yeniden diriltme (meâd) gücüne bir delil olarak okur; göklerin ve yerin yaratılışı ile insanın yeniden yaratılması/belirlenmiş eceli arasında bir bağ kurulur. Dil ve belağat tahlili ortak yöntemdir.
Unterschiede
Zemahşerî ve Beydâvî 'benzerlerini yaratma' ifadesini öncelikle yeniden diriltme bağlamında ele alırken, Râzî buna ek olarak Allah'ın inkârcıların yerine hakka inanan başka kullar yaratabileceği ihtimalini de gündeme getirir. Kurtubî ve Taberî ise ayeti daha çok 'ecel' kavramı üzerinden, müşriklerin inkârı ve azabın kesinliği bağlamında okur. İbn Kesîr'in yorumu hüccetin ikamesi sonrası duruma odaklanarak diğerlerinden farklı bir vurgu taşır. Bu farklar, müfessirlerin dil tahlili, akli çıkarım veya rivayet ağırlıklı yöntem tercihlerinden kaynaklanır.
Historischer Kontext
Taberî gibi erken dönem müfessirler ayeti daha çok rivayet ve müşriklerin inkâr tavrı üzerinden ele alırken, Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî gibi sonraki müfessirler dil, belağat ve akli istidlal yöntemlerini daha sistemli kullanarak ayetin kudret ve meâd boyutunu derinleştirmiştir. Temel mesaj -Allah'ın yaratma kudretinin sınırsızlığı- tüm dönemlerde sabit kalmış, sadece izah biçimleri ve vurgu noktaları zenginleşmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu çeşitli okumalar, evrenin yaratılışı ile insanın varoluşu arasındaki bağı düşünmeye, ilim ile iman arasında bir çatışma değil bir uyum aramaya davet edebilir. Ayrıca kâinatın işleyişindeki düzenin, insanı sabırla ve tefekkürle hayatın anlamını sorgulamaya yöneltmesi, günlük hayatta ihlas ve teslimiyet duygusunu besleyebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben