ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُم بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًا وَرُفَٰتًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدِيدًا

“Das ist ihr Lohn dafür, daß sie Unsere Zeichen verleugnet und gesagt haben: "Sollen wir denn, wenn wir (bereits) Knochen und Überreste geworden sind, fürwahr wieder als neue Schöpfung auferweckt werden?"” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Verilen metin parçası yalnızca 'إلى قوله' ifadesinden ibaret olup, herhangi bir tefsirî içerik, açıklama veya görüş barındırmamaktadır. Bu nedenle Zemahşerî'nin bu ayet hakkındaki görüşünü özetlemek mümkün değildir.

إلى قوله
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre âyette geçen "بأنهم كفروا" ifadesindeki bâ harfi sebep bildiren bâ'dır (bâu's-sebebiyye). Bu müfessir bu kullanımı, amelin cezanın illeti/sebebi olduğunu söyleyenler için bir delil olarak değerlendirir.

والباء في قوله : بأنهم كفروا باء السببية وهو حجة لمن يقول العمل علة الجزاء والله أعلم
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre 'zâlike' ifadesi mizanın (tartının) terk edilmesine işaret etmektedir ve bu, mübteda olarak ref mahallindedir. 'Cezâühüm' bunun haberi konumundadır, 'cehennem' ise 'zâlike' olan mübtedaya delalet etmektedir.

أي ذلك العذاب جزاء كفرهم ( ذلك ) إشارة إلى ترك الوزن وهو في موضع رفع بالابتداء ( جزاؤهم ) خبره و ( جهنم ) يدل على المبتدإ الذي هو ( ذلك )
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre kâfirler kıyamet günü yüzleri üzerinde sürünerek veya yürütülerek haşredilecek, kör, dilsiz ve sağır olacaklardır; bunun sebebi dünyada iken âyetlerle ve ibretlerle basiret sahibi olmamaları, hakkı işitmekten kaçınmaları ve doğruyu söylememeleridir. Cehennem ateşi söndükçe Allah derilerini ve etlerini yenileyerek alevi tekrar canlandıracak, bu şekilde inkârcıların öldükten sonra dirilişi yalanlamalarına karşılık sürekli yeniden yaratılıp yeniden yok edilme cezasına çarptırılacaklardır.

كأنهم لما كذبوا بالإعادة بعد الإفناء جزاهم الله بأن لا يزالوا على الإعادة والإفناء

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Zemahşerî'den analiz edilebilecek içerik gelmediği için ortaklık üç müfessir üzerinden değerlendirilebilir: Râzî, Kurtubî ve Beydâvî'nin ortak noktası, cezanın dünyadaki inkâr fiiliyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulamalarıdır; her biri farklı yöntemle de olsa ceza-sebep ilişkisini temele almaktadır.

Unterschiede

Râzî dil tahlilinde bâ harfinin sebep bildirdiğini göstererek kelamî bir tartışmaya (amel-ceza illiyeti) delil sunar; Kurtubî ise i'rab tahliline odaklanıp cümlenin sözdizimsel yapısını (mübteda-haber ilişkisi) çözümler; Beydâvî ise hem rivayete hem bağlamsal-anlamsal okumaya dayanarak kâfirlerin haşir sahnesini ve cezanın niteliğini tasvirî biçimde anlatır. Bu farklılık, dilbilimci-kelamcı yaklaşım (Râzî), dilbilimci-fıkhi yaklaşım (Kurtubî) ve rivayet+tasvir odaklı yaklaşım (Beydâvî) arasındaki yöntem farkından kaynaklanır.

Historischer Kontext

Zemahşerî'den veri bulunmadığı için tam bir kronolojik karşılaştırma yapılamamaktadır; ancak Râzî'den Kurtubî ve Beydâvî'ye geçişte dil tahlili zemini sabit kalırken, Beydâvî'nin daha çok tasvirî-rivayet ağırlıklı bir anlatıma yönelmesi, sonraki dönem tefsirlerinde âyetin somut sahne tasvirine daha fazla yer verildiğini düşündürebilir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, insanın davranışları ile karşılaştığı sonuçlar arasında bir bağ bulunduğu düşüncesini hatırlatabilir; bu da kişiyi ahlaki sorumluluk ve ihlas konusunda düşünmeye sevk edebilir. Ayrıca hakka kulak verme, ibret alma ve basiretli olma teması, günümüzde ilim ile iman arasında sağlıklı bir uyum arayışına ve toplumsal düzeyde sabır ile hoşgörülü diyaloğa dair ihtiyatlı bir hatırlatma olarak görülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben