لَقَالُوٓا۟ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَٰرُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَّسْحُورُونَ

“"Gözlerimiz perdelendi, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır" derler.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre âyetteki 'sekkiret' (سكرت) ifadesindeki 'sükr' kelimesi hakkında iki temel görüş vardır: cumhurun görüşüne göre bu, hamr (şarap) sarhoşluğunun zıddı olan uykusuzluğa/ayıklığa karşıt normal sarhoşluk anlamıdır; Dahhâk'e göre ise burada kastedilen hamr sarhoşluğu değil uyku sarhoşluğudur. Râzî, kelimenin dilde hem şarap sarhoşluğu hem uyku hâli için kullanılabileceğini göstererek bu ihtimali destekleyen dilsel ve şiirsel delillere yer verir. Ayrıca kelimenin köküyle ilgili Vâhidî, Ebû Amr b. el-Alâ, Ebû Ubeyde, Zeccâc ve Ebû Ali el-Fârisî gibi dilcilerin farklı açıklamalarını (örtme, sükûnet, akışın kesilmesi, ruhun geçiş yollarının tıkanması gibi) aktarır ve bu dört görüşün gerçekte birbirine yakın olduğunu belirtir.

في لفظ السكارى في هذه الآية قولان : الأول : المراد منه السكر من الخمر وهو نقيض الصحو ، وهو قول الجمهور من الصحابة والتابعين . والقول الثاني : وهو قول الضحاك : وهو أنه ليس المراد منه سكر الخمر ، إنما المراد منه سكر النوم
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, 'سُكِّرَتْ أَبْصَارُنَا' ifadesiyle ilgili müfessirlerden nakiller aktarır: Mücahid, İbn Kesîr ve Dahhak bunu 'gözlerimiz kapandı/tıkandı' şeklinde açıklamış, Katade İbn Abbas'tan 'gözlerimiz alındı' rivayet etmiş, Avfî ise İbn Abbas'tan 'bize karıştırıldı, aslında bize sihir yapıldı' anlamını nakletmiştir. Kelbî 'gözlerimiz kör edildi' derken, İbn Zeyd bu ifadeyi aklı olmayan sarhoş kişiye benzetmiştir.

قال مجاهد وابن كثير والضحاك سدت أبصارنا وقال قتادة عن ابن عباس أخذت أبصارنا وقال العوفي عن ابن عباس شبه علينا وإنما سحرنا وقال الكلبي عميت أبصارنا وقال ابن زيد السكران الذي لا يعقل
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, 'sükkirat ebsârunâ' ifadesinin tefsirinde çeşitli kıraat ve görüşleri nakleder: bazıları 'sedd olundu/kapandı', bazıları 'sihirlendi', bazıları 'alındı', bazıları 'kör oldu' anlamı vermiştir. Kendisi ise bu görüşlerden en doğrusunun 'gözlerimiz alındı ve sihirlendi, artık bir şeyi hakikati üzere göremiyoruz, görme gücümüz gitti ve nuru söndü' anlamı olduğunu belirtir. Kıraat olarak da şeddeli okunuşun (سكرت) kurrâ arasında icma ile sabit olduğunu ve bundan başkasının caiz görülmediğini söyler.

وأولى هذه الأقوال بالصواب عندي قول من قال: معنى ذلك: أخذت أبصارنا وسحرت، فلا تبصر الشيء على ما هو به
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre bu ayet, müşriklerin inatlarının derecesini gösterir: onlara gökten bir kapı açılıp melekleri veya gökyüzünün acayipliklerini gözleriyle görseler bile, inkarlarında ısrar edip bunu sihir veya gözlerinin bağlanması olarak yorumlayacaklardır. Hasr (sadece/yalnızca) ve ıdrab (bilakis) edatlarının kullanımı, onların gördükleri şeyin gerçek olmadığını, kendilerine bir tür sihirle öyle gösterildiğini kesin bir dille iddia ettiklerine işaret eder.

وفي كلمتي الحصر والإضراب دلالة على البت

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler 'sükkirat ebsârunâ' ifadesinin müşriklerin inkârdaki ısrarını ve gördükleri şeyi inkâr etmek için başvurdukları bir yorum olduğunu kabul eder; ayrıca kelimenin 'gözlerin kapanması/tıkanması/sihirlenmesi' gibi birbirine yakın anlam alanına işaret ettiği konusunda görüş birliği vardır.

Farklar

Râzî meseleyi öncelikle dilsel açıdan ele alıp 'sükr'ün şarap sarhoşluğu mu yoksa uyku hâli mi olduğunu tartışır ve dört farklı kök açıklamasını birbirine yakın bulur; İbn Kesîr ise rivayet ağırlıklı bir yöntemle selef müfessirlerinin (Mücahid, Katade, Avfî, Kelbî, İbn Zeyd) farklı nakillerini sıralamakla yetinir; Taberî hem dil hem rivayeti birleştirip kıraat icmasına dayanarak 'alındı ve sihirlendi' anlamını tercih eder; Beydâvî ise ayetin genel bağlamına, müşriklerin inat psikolojisine ve hasr/ıdrab edatlarının belâgat işlevine odaklanır, kelimenin köküyle daha az ilgilenir.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî rivayetleri toplayıp kıraat icmasıyla bir tercihe ulaşmaya çalışırken, İbn Kesîr de benzer rivayet odaklı yöntemi sürdürür; sonraki dönemde Râzî ve Beydâvî'de dil ve belâgat tahlili ön plana çıkar, ayetin sadece kelime anlamı değil müşriklerin psikolojik/söylemsel tutumu da tartışma konusu olur. Bu, tefsir yönteminin rivayet ağırlıklı yaklaşımdan dilbilimsel-edebî tahlile doğru genişlediğini gösterir; sonuç birden fazla makul yorum olarak sabit kalmıştır.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırma, aynı ayetin farklı ilim disiplinleriyle (dil, rivayet, belâgat) ele alınabildiğini ve bu çokluğun zenginlik olduğunu hatırlatır; ilim ile iman arasındaki uyumun, metni anlamada sabır ve dikkatli çalışmayla mümkün olduğunu gösterir. Ayrıca inkârda ısrarın, açık delillere karşı bile inatla farklı yorumlar üretebileceği fikri, günümüzde de hoşgörülü ve sabırlı bir diyalog anlayışını teşvik edebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir