إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ

“Çünkü siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Belki de siz haddi aşan bir kavimsiniz.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre Lût kavmine söylenen bu sözler, onların kavmini bu fiillerinden dolayı azarlamak amacıyla söylenmiştir; onlara 'siz Allah'ın helal kıldığından yüz çevirip şehvetle haram olan işi yapan, bu davranışlarıyla O'na isyan eden bir kavimsiniz' denilmektedir. Bu fiil, bu bağlamda 'israf' (haddi aşma) olarak nitelendirilmiştir.

يقول: إنكم لقوم تأتون ما حرم الله عليكم وتعصونه بفعلكم هذا، وذلك هو الإسراف في هذا الموضع. والشهوة: الفعلة، وهي مصدر من قول القائل: شهيت هذا الشيء أشهاه شهوة
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre âyetteki 'إنكم لتأتون الرجال' ifadesindeki soru (istifham) gerçek bir soru değil, inkâr ve kınama anlamı taşır; sanki Lût kavmine 'siz her işte aşırı gidenlersiniz, bu sapkınlığa da kalkışmanız uzak değil' denilmektedir. Râzî bu 'israf' (aşırılık, haddi aşma) niteliğini onların hem teberrük-teşe'üm konusundaki tutumlarına hem eziyet-ikram ayrımını ters çevirmelerine hem de küfürde ısrar etmelerine bağlar; çünkü delil ve mucize ile hak açıkça belirdikten sonra hâlâ inkârda direnmek, zıddına kesin hükmetmek demektir ve bu da haddi aşmaktır (israf).

من استفهم كان هذا استفهاما معناه الإنكار لقوله : والمعنى كأنه قال لهم : أنتم مسرفون في كل الأعمال ، فلا يبعد منكم أيضا إقدامكم على هذا الإسراف
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ayette geçen 'müsrifûn' kelimesinin farklı yorumlarını nakleder: Katade bunu 'uğursuzluk/fal çıkarmada aşırı gidenler' olarak açıklarken, Yahya b. Sellam 'küfürlerinde aşırı gidenler' şeklinde yorumlamış, İbn Bahr ise 'israf'ı burada 'fesad' anlamında alarak 'bozgunculuk yapan bir kavim' manasını vermiştir. Ayrıca bazılarının bu kelimeyi 'müşrikler' olarak açıkladığı, çünkü israfın haddi aşmak olduğu ve müşrikin de haddi aştığı belirtilmiştir.

قال قتادة : مسرفون في تطيركم يحيى بن سلام : مسرفون في كفركم وقال بن بحر : السرف ها هنا الفساد ومعناه بل أنتم قوم مفسدون وقيل : مسرفون مشركون والإسراف مجاوزة الحد والمشرك يجاوز الحد
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre Lut kavmine yönelik 'fahişe' azarı önce eylemin işlenmesine, sonra bu çirkinliğin ilk kez onlar tarafından icat edilmiş olmasına yöneliktir; bu ikincisi ilkinden daha ağır bir kınamadır. Ardından gelen 'erkeklere şehvetle gelme' ifadesi bu fahişenin açıklaması olup kınamada daha da vurgulu bir ifadedir ve onları salt hayvani bir dürtüyle hareket etmekle nitelendirir; oysa akıllı kişinin cinsel birleşmeye yönelmesinin sebebi soy ve neslin devamı olmalıdır, şehvet tatmini değil. Son olarak 'siz aşırı giden bir kavimsiniz' ifadesi, kınamadan onların her şeyde aşırılığı huy edinmiş hallerinin tasvirine bir geçiştir.

أتأتون الفاحشة توبيخ وتقريع على تلك الفعلة المتمادية في القبح. ما سبقكم بها من أحد من العالمين ما فعلها قبلكم أحد قط. والباء للتعدية ومن الأولى لتأكيد النفي والاستغراق، والثانية للتبعيض.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre bu ifade 'أتأتون الفاحشة' ayetinin açıklaması niteliğindedir ve buradaki istifham inkâr ve büyütme amacı taşır. 'شهوة' kelimesi ya 'mef'ûlün leh' olarak onları bu fiile sevk eden tek şeyin salt şehvet olduğunu, akla dayalı hiçbir gerekçe (nesil isteği gibi) bulunmadığını, ya da 'hâl' olarak çirkinliğe bakmaksızın şehvete tabi olduklarını ifade eder. Metne göre bu kavim her şeyde israf ve haddi aşma huyuna sahip olduğundan, şehvetlerini gidermede de alışılmışın dışına taşmışlardır.

لا حامل لكم عليه إلا مجرد الشهوة من غير داع آخر

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayetteki soru yapısının gerçek soru olmayıp kınama/inkâr amaçlı olduğunda ve 'müsrifûn/israf' ifadesinin bu kavmin haddi aşan, aşırılığı huy edinmiş bir topluluk olduğunu vurguladığında birleşir. Şehvetin akla dayalı bir gerekçe (nesil/soy) olmaksızın salt dürtüyle hareket etmek olduğu vurgusu da (özellikle Beydâvî ve Zemahşerî'de) ortak bir temadır.

Farklar

Taberî meseleyi daha çok dil tahliliyle sınırlı tutarak israfı genel bir isyan/haddi aşma olarak açıklarken, Râzî bunu kavmin teberrük-teşe'üm tutumları ve küfürde ısrarlarıyla ilişkilendirip daha kapsamlı bir çıkarım yapar. Kurtubî ise tek bir yorum sunmak yerine Katade, Yahya b. Sellam ve İbn Bahr gibi farklı müfessirlerin israfı sırasıyla fal/uğursuzluk, küfür ve fesad olarak yorumladığını nakleder; bu, onun derleyici-nakilci yöntemini yansıtır. Beydâvî ve Zemahşerî ise belağat odaklı okuyup 'şehvet' kelimesinin i'rab konumu (mef'ûlün leh/hâl) üzerinden anlam farklarına dikkat çeker; Zemahşerî bu dilbilimsel inceliği daha sistematik işler.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî nakil ve dil tahliline dayalı sade bir açıklama sunarken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî gibi belağat odaklı müfessirler istifhamın işlevi ve kelimelerin i'rab tahlili üzerinden daha derin dilbilimsel çözümlemelere yönelmiştir. Râzî mantıksal-kelamî çıkarımlarla, Kurtubî ise çoğulcu bir nakil yöntemiyle bu birikimi bir arada sunarak tefsir geleneğinin çeşitli yorumları derleme eğilimini gösterir; temel anlam (israf/haddi aşma) sabit kalmış, yaklaşım ve gerekçelendirme yöntemleri zenginleşmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, davranışlarda ölçüyü kaçırmanın ve nefsin isteklerine sınırsızca uymanın toplumsal ve ahlaki dengeyi bozduğuna dair bir hatırlatma olarak düşünülebilir. Akla ve maksada uygun hareket etme, her alanda ölçülü olma ve haddi aşmaktan kaçınma, günümüzde bireysel ahlak ile toplumsal düzenin sağlıklı işlemesi için hala anlamlı bir ilke olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda ilim ve akıl yürütmenin, dürtüsel davranışlara karşı dengeleyici bir rol oynayabileceği hatırlatılabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir