وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ
“Lût'u da (peygamber olarak) gönderdik. Kavmine dedi ki: "Sizden önce âlemlerden hiç birinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyor sunuz?” — Elmalılı Hamdi Yazır
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Zemahşerî'ye göre bu ayet, Lut kavminin işlediği çirkin fiilin kendilerinden önce hiç kimse tarafından işlenmediğini bildirmekte, böylece hem onları azarlamakta hem de fiilin fahişliğini pekiştirmektedir. 'Kat'u's-sebil' ifadesini yol kesme, can alma, mal gasbı veya yoldan geçenlere sarkıntılık olarak; 'münker'i ise İbn Abbas ve Hz. Aişe'den nakledilen çeşitli rivayetlerle (çakıl atma, sakız çiğneme, sövme, edepsiz şakalaşma, kastıla vb.) açıklamaktadır. Ayrıca 'nadi' kelimesinin ancak içinde meclis ehli bulunduğu sürece bu adı aldığını, meclis dağılınca bu vasfı kaybettiğini belirtmektedir.
فإن قلت : ما موقع هذه الجملة ؟ قلت : هي جملة مستأنفة ، أنكر عليهم أولا بقوله : ثم وبخهم عليها فقال : أنتم أول من عملها . أو على أنه جواب لسؤال مقدر
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre âyette Lût kavminin işlediği fahişe fiil, ilk 'min'in tekit ve umum ifade eden zaid bir edat olmasıyla, ikinci 'min'in ise teb'îz için kullanılmasıyla vurgulanmaktadır. Ayrıca 'sebekakum bihâ min ehad' ifadesi iki şekilde anlaşılabilir: ya bu çirkin fiili onlardan önce hiç kimsenin işlememiş olması, ya da öncekilerin nadiren işlese de kavminin bu konuda aşırıya gitmesi ve öncekileri geçmesi.
قال صاحب ( الكشاف ) : { من } الأولى زائدة لتوكيد النفي ، وإفادة معنى الاستغراق والثانية للتبعيض
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî, Lût isminin Arapça bir kökten türeyip türemediği tartışmasını aktarır; Ferrâ ve Nehhâs'ın görüşlerine karşı Nakkâş ve Sîbeveyh'in Lût'un yabancı (a'cemî) bir isim olduğu, Arapça 'leyta'l-havd' fiiliyle ilişkisinin tesadüfi olduğu görüşünü nakleder. Ayrıca kavmin işlediği fahişenin (livâta) zina olduğunu belirtip, âlimlerin bu fiilin cezası konusundaki ihtilafını (recm, ta'zir, had-i zina, yakma) uzun uzun nakleder; Mâlik'in görüşünü Ebû Bekir, Ali ve İbnü'z-Zübeyr'den gelen uygulama rivayetleriyle destekleyip İbnü'l-Arabî'nin de Mâlik'in görüşünü daha sahih bulduğunu belirtir.
قال النقاش : لوط من الأسماء الأعجمية وليس من العربية فأما لطت الحوض وهذا أليط بقلبي من هذا فصحيح ولكن الإسم أعجمي كإبراهيم وإسحاق قال سيبويه : نوح ولوط أسماء أعجمية إلا أنها خفيفة فلذلك صرفت
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr, kadınlara dubur yoluyla yaklaşmanın haram olduğu görüşünü savunur ve bu konuda İbn Ömer'e nispet edilen çelişkili rivayetleri değerlendirir. Ona göre İbn Ömer'den bu fiili haram gördüğüne dair sahih ve sarih senedli rivayet sabittir; bu fiili mübah gören zayıf veya ihtimalli rivayetler bu muhkem (kesin) nassa dönderilmelidir. Bu görüş İbn Kesîr'e göre Ebû Hanîfe, Şâfiî, Ahmed b. Hanbel ve çoğu selef alimince de paylaşılan cumhur görüşüdür.
وهذا إسناد صحيح ونص صريح منه بتحريم ذلك فكل ماورد عنه مما يحتمل ويحتمل فهو مردود إلى هذا المحكم
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî'ye göre bu ayette geçen 'fahişe' kavmin işlediği bir günahı ifade eder ve bu, erkeklerin erkeklere yaklaşması (livâta) fiilidir. Lût kavmine gönderilmiş ve onlara bu fiili terk etmelerini söylemiştir; Allah'ın onları cezalandırdığı günah da budur. Ayrıca 'sizden önce hiçbir kimse bu fiili işlemedi' ifadesiyle bu günahın ilk defa onlar tarafından işlendiği belirtilmiştir.
وكانت فاحشتهم التي كانوا يأتونها التي عاقبهم الله عليها: إتيان الذكور
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre Lût kavmine yöneltilen 'fâhişe' fiili işleme suçlaması, önce bu çirkin eylemin daha önce hiç kimse tarafından yapılmadığını vurgulayarak kınama içerir; ardından bu fiilin şehvet saikiyle ve kadınlar yerine erkeklere yönelmiş olması bu kınamayı daha da güçlendirir. Son olarak 'bel entüm kavmün müsrifûn' ifadesi, bunun onların her şeyde israfı âdet edinmiş genel hallerinin bir sonucu olduğunu açıklar.
وهو أبلغ في الإنكار والتوبيخ
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Tüm müfessirler ayetin Lut kavminin işlediği çirkin fiili (livâta) daha önce hiç kimsenin işlemediğini vurgulayarak onları kınadığı noktasında birleşir. Taberî, Zemahşerî ve Beydâvî bu fiilin şehvet kaynaklı ve benzeri görülmemiş bir sapma olduğunu ortak biçimde ifade eder.
Farklar
Zemahşerî ve Râzî ayeti daha çok dil/belağat açısından ('min' edatlarının işlevi, nadi kelimesinin anlamı) ele alırken, Taberî rivayet temelli bir yaklaşımla fiilin mahiyetini sahabe tefsirine dayandırır. Kurtubî ismin kökeni ve fiilin cezası gibi fıkhi tartışmalara girerken, İbn Kesîr rivayetlerin sıhhat değerlendirmesi üzerinden hukuki bir hüküm çıkarmaya yönelir; bu farklar müfessirlerin uzmanlık alanı (dilci, müfessir, fakih, muhaddis) ve dönemin ilmi önceliğiyle ilişkilidir.
Dönemsel bağlam
Erken dönem müfessiri Taberî rivayete dayalı yorumu öne çıkarırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî ile dilbilimsel/belâgat odaklı analiz derinleşmiş, Kurtubî ve İbn Kesîr ile fıkhi ve hadis kritiği boyutu daha sistemli hale gelmiştir. Temel ahlaki mesaj sabit kalmış, ancak yöntemsel araçlar (dil, rivayet, fıkıh) zamanla çeşitlenmiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu ayet, toplumsal ölçüsüzlük ve aşırılığın (israf) bireysel ve toplumsal düzeni nasıl bozabileceğine dair bir uyarı olarak okunabilir. Farklı müfessirlerin dil, rivayet ve fıkıh yöntemlerini birlikte kullanması, ilim ile iman arasındaki uyumun ve meseleleri çok yönlü değerlendirmenin önemine işaret eder. Ayrıca ahlaki ölçünün korunmasında toplumsal dayanışma ve bilinçli bir hassasiyetin değerine dikkat çekilebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir