قَالَ ٱخْرُجْ مِنْهَا مَذْءُومًا مَّدْحُورًا لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ

“(Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki, onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım."” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ayet Allah'ın, kendisine uyup İblis'e itaat eden Âdemoğullarını ve İblis ile zürriyetini cehennemle dolduracağına ilişkin bir kasemidir. Ayrıca cehennemin dolması meselesinde İbn Abbas'tan gelen rivayete göre cehennem hiçbir şeyle dolmaz, ancak Allah'ın kademini koymasıyla daralıp dolar; başka bir görüşe göre ise 'hel min mezîd' ifadesi istifham değil, daha fazlasını isteme (istizade) anlamındadır. Metin ayrıca mez'ûm ve medhûr kelimelerinin tefsirini de çeşitli tabiîn rivayetleriyle 'menfî, matrûd, mahkur, mübğad' gibi anlamlarla açıklar.

وهذا قسم من الله جل ثناؤه: أقسم أن من اتبع من بني آدم عدو الله إبليس وأطاعه وصدق ظنه، عليه أن يملأ من جميعهم
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ayette 'lam' harfinin kasem lamı olduğunu, cevabının 'le emleenne cehenneme' olduğunu belirtir; bir görüşe göre ise 'lemen tebeake' ifadesindeki lam tevkid lamıdır ve kasem lamı hazfedilmiştir. Ayrıca 'mezûmen' kelimesinin 'mezmûmen' (kınanmış) anlamında olduğunu, 'medhûr' kelimesinin ise kovulmuş, uzaklaştırılmış anlamına geldiğini açıklar. İbaredeki 'mâehâ' ve 'mer'âhâ' ifadelerinin yerden çıkan su ve otlakları, yani insanların rızkını ve eşyasını kapsayan genel bir ifade olduğunu belirtir.

أي من الجنة اللام لام القسم والجواب لأملأن جهنم وقيل : لمن تبعك لام توكيد لأملأن لام قسم والدليل على هذا أنه يجوز في غير القراءة حذف اللام الأولى ولا يجوز حذف الثانية
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî bu ayette 'mezûmen' kelimesinin zemmedilmiş, kınanmış anlamına geldiğini, 'medhûran' kelimesinin ise kovulmuş demek olduğunu açıklar. 'Lemen tebiaka' ifadesindeki lam harfinin kasem (yemin) için bir hazırlık olduğunu, cevabının ise 'le emleenne cehenneme' cümlesi olduğunu belirtir. Ayrıca 'hâzihî' kelimesinin 'hâzî' şeklinde de okunduğunu ve bunun aslına daha yakın olduğunu, 'fetekûnâ' fiilinin hem cezm hem nasb ihtimali taşıdığını dilbilimsel olarak izah eder.

مذءوما من ذأمه إذا ذمه. وقرئ «مذوما» كمسول في مسؤول أو كمكول في مكيل، من ذامه يذيمه ذيما. مدحورا مطرودا. لمن تبعك منهم اللام فيه لتوطئة القسم وجوابه: لأملأن جهنم منكم أجمعين
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî, 'مذءوما' kelimesinin 'ذأمه' (kınadı, ayıpladı) fiilinden geldiğini belirtir; Zührî'nin kıraatinde bu kelimenin hafifletilmiş biçimde 'مذوما' okunduğunu, bunun da 'مسؤل' kelimesinin 'مسول' şeklinde hafifletilmesine benzediğini ifade eder. Ayrıca 'لأملأن' ifadesindeki lâmın kasem (yemin) lâmı olduğunu, bu cümlenin şart cümlesinin cevabının yerini tuttuğunu ve 'منكم' ifadesinde muhatap zamirinin galip gelerek hem 'منك' hem 'منهم' anlamını kapsadığını açıklar.

من ذأمه إذا ذمه
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Râzî'ye göre Allah'ın İblis'e 'çık oradan' hitabı, bir azarlama ve aşağılama ifadesidir. Ayrıca metinde 'dühûr' kelimesinin anlamı ve 'dühûran' kelimesinin nasıb sebebi (mastar olarak, hal olarak veya hazfedilmiş bir fiile bağlı olarak) dilbilimsel açıdan tartışılmaktadır. Mücahid'in bu kelimeyi 'kovulmuş' anlamında yorumladığı da nakledilmektedir.

قال المبرد الدحور أشد الصغار والذل وقال ابن قتيبة دحرته دحرا ودحورا أي دفعته وطردته
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, İbn Cerîr'den naklen 'mez'ûm' kelimesinin 'ayıplanmış/kusurlu' anlamına geldiğini, 'medhûr' kelimesinin ise 'uzaklaştırılmış, kovulmuş' anlamına geldiğini belirtir. Ardından İbn Abbas, Süfyan es-Sevrî, Süddî, Katâde, Mücahid ve Rabî' b. Enes gibi selef alimlerinden bu iki kelimenin 'mukît (nefret edilen)', 'matrûd (kovulmuş)', 'menfî (sürülmüş)' gibi yakın anlamlarla tefsir edildiğine dair rivayetleri sıralar.

والمدحور المقصي وهو المبعد المطرود

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler 'mez'ûm' ve 'medhûr' kelimelerinin kınanmış/ayıplanmış ve kovulmuş/uzaklaştırılmış anlamlarına geldiğinde birleşir; ayrıca 'lam' harfinin kasem (yemin) lamı olduğu ve cevabının 'le emleenne cehenneme' cümlesi olduğu konusunda da ortak bir kabul vardır.

Farklar

Taberî ve İbn Kesîr daha çok sahâbe-tabiîn rivayetlerini sıralayarak konuyu nakil ağırlıklı işlerken, Kurtubî, Beydâvî, Zemahşerî ve Râzî dil/nahiv/kıraat tartışmalarına (lam'ın türü, kelimenin sarf yapısı, kıraat farklılıkları) daha fazla yer verir. Cehennemin dolması meselesinde Taberî'nin naklettiği 'kademin konmasıyla dolma' ve 'hel min mezîd'in istizade anlamı' gibi ayrıntılar diğerlerinde işlenmemiştir; bu farklar rivayet tefsiri ile dirayet/belağat tefsiri yöntem farkından kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessirleri (Taberî) rivayet zincirlerine ve sahâbe-tabiîn açıklamalarına dayanırken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî, Kurtubî) dil, belağat ve kıraat analizi ağırlık kazanmış; temel anlamlar (kınama, kovulma, yemin lamı) dönem boyunca sabit kalmış, yöntem ve vurgu değişmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, kibir ve inatla doğru yoldan sapmanın kişiyi toplumdan ve hayırdan uzaklaştırabileceğine dair bir ders olarak düşünülebilir; bu bağlamda ilim ile hakikate teslimiyet arasındaki uyum önemsenebilir. Ayrıca ayetin diliyle ilgili farklı yorumların bir arada var olması, ilmî meselelerde çok yönlü düşünmenin ve hoşgörülü bir yaklaşımın değerine işaret edebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir