وَٱتَّخَذَ قَوْمُ مُوسَىٰ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِنْ حُلِيِّهِمْ عِجْلًا جَسَدًا لَّهُۥ خُوَارٌ أَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّهُۥ لَا يُكَلِّمُهُمْ وَلَا يَهْدِيهِمْ سَبِيلًا ٱتَّخَذُوهُ وَكَانُوا۟ ظَٰلِمِينَ
“Musa'nın arkasından kavmi, tutmuş süs takılarından böğüren bir buzağı heykeli edinmişlerdi. O buzağının kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol gösteremediğini görmemişler miydi? Fakat yine de onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî'ye göre İsrail oğulları, Musa Rabbine münacaat için ayrıldıktan sonra ziynetlerinden yapılan, böğürmesi olan bir buzağıyı ilah edinip ona taptılar. Bu, akıl sahiplerinin düşmeyeceği bir sapıklıktır; çünkü göklerin ve yerin sahibi olan Rab'bin cesetli, böğüren, konuşmayan ve hidayete erdirmeyen bir varlık olması mümkün değildir. Onlar bu cehalet ve dalaletleriyle kendilerine zulmetmişlerdir.
يخبر جل ذكره عنهم أنهم ضلوا بما لا يضل بمثله أهل العقل، وذلك أن الرب جل جلاله الذي له ملك السموات والأرض ومدبر ذلك، لا يجوز أن يكون جسدا له خوار، لا يكلم أحدا ولا يرشد إلى خير.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Zemahşerî'ye göre bu ayet, İsrailoğulları'nın buzağıya tapmasının onlar için yeni veya ilk kötülük olmadığını ifade eder; onlar her şeyi yerli yerine koymaktan uzak, her işi yanlış yerine koyan bir topluluktur. Onların zulmü ve isyanları geçmiş günlerde de sürekli devam etmiş, ısrarla işlenmiş bir alışkanlık halini almıştır. Buradaki zulüm ifadesiyle kastedilen onların küfrü ve çeşitli türden günahlarıdır.
فلم يكن اتخاذ العجل بدعا منهم ، ولا أول مناكيرهم معناه أن الظلم قد استمر منهم إيجاده في الأيام السالفة ، وهم عليه مصرون ، وظلمهم : كفرهم وألوان معاصيهم
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu metinde Râzî, İsrailoğulları'nın Kıptîler'den ödünç aldıkları ziynetleri Firavun kavminin boğulmasından sonra kendi mallarına dönüştüğü, Samiri'nin bu takıları toplayarak buzağı heykelini yaptığı ve içinden çıkan sesin ya Cebrail'in atının nal izindeki topraktan ya da hile yoluyla (boru veya içine gizlenmiş biri aracılığıyla rüzgarla çıkan ses) meydana geldiği görüşlerini nakleder. Ayrıca bu ayetin, konuşamayan ve doğru yola iletemeyen bir varlığın ilah olamayacağına dair kelamcılar arasındaki delil tartışmasına da temas eder.
فقال قوم كان قد أخذ كفا من تراب حافر فرس جبريل عليه السلام فألقاه في جوف ذلك العجل فانقلب لحما ودما وظهر منه الخوار مرة واحدة . فقال السامري : هذا إلاهكم وإلاه موسى
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî bu ayette İsrailoğullarının Firavun kavminden aldıkları ziynet eşyalarından buzağı heykeli yapılışını ve Samirî'nin bu işteki rolünü anlatır. Buzağının cisim (mücessem) olması ve ondan çıkan böğürme sesinin (huvar) kaynağı hakkında farklı rivayetleri (Cebrail'in atının ayak izinden alınan toz, içinin oyulup rüzgar geçirilmesi vb.) nakleder. Bu rivayetlerin bazılarının çelişkili ve tutarsız olduğunu, Kuşeyrî'nin de bu anlatılardaki tehafütü (tutarsızlığı) belirttiğini aktarır.
وقال القفال : كان السامري احتال بأن جوف العجل وكان قابل به الريح حتى جاء من ذلك ما يحاكي الخوار وأوهمهم أن ذلك إنما صار كذلك لما طرح في الجسد من التراب الذي كان أخذه من تراب قوائم فرس جبريل وهذا كلام فيه تهافت قاله القشيري
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre buzağı, Sâmirî'nin Cebrail'in atının izinden aldığı topraktan canlı hale getirdiği bir bedendir; ya da ruhsuz, sadece altından yapılmış bir cesettir ve bir hile ile ses çıkarmaktadır. Fiilin kavme nispet edilmesi, onların bu işe razı olmaları veya buzağıyı ilah edinmeleri sebebiyledir. 'Ellerine düşmek' ifadesi ise pişmanlıklarının şiddetinden kinaye olup, üzüntüden ellerini ısıran kişinin durumuna benzetilmiştir.
روي أن السامري لما صاغ العجل ألقى في فمه من تراب أثر فرس جبريل فصار حيا. وقيل صاغه بنوع من الحيل فتدخل الريح جوفه وتصوت
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Tüm müfessirler buzağının ilahlık vasfından yoksun (cansız/konuşamayan, hidayet edemeyen) bir varlık olduğunu, bunun akli bir çıkmaz olduğunu vurgular. Ayrıca Samirî'nin rolü, ziynet eşyalarının kaynağı ve buzağının çıkardığı sesin (huvar) mahiyeti ortak rivayet malzemesi olarak işlenir; kıraat farklılıklarına dilbilgisel açıklamalar da yaygın bir unsurdur.
Farklar
Taberî ve Beydâvî konuyu daha çok dil/belagat ve akli istidlal çerçevesinde ele alırken, Zemahşerî ayeti bağlamsal olarak İsrailoğulları'nın süregelen isyan alışkanlığına bağlar. Râzî ve Kurtubî ise rivayetleri daha kapsamlı nakleder; Kurtubî bunlardan bir adım öteye geçerek bazı rivayetlerin (Cebrail'in atının izinden alınan toprak gibi) tutarsız (tehafüt) olduğunu belirtip eleştirel bir tavır sergiler. Bu farklar, dönemin tefsir yöntemindeki (dil/belağat ağırlıklı - rivayet ağırlıklı - kelami/eleştirel) çeşitliliği yansıtır.
Dönemsel bağlam
Erken dönem (Taberî) akli-dilsel istidlali ön plana çıkarırken, orta dönemde (Zemahşerî, Râzî) bağlamsal ve kelami tartışmalar zenginleşmiş, Kurtubî ile daha geç dönemde rivayetlere yönelik eleştirel bir mesafe belirmiştir. Beydâvî ise önceki birikimi özetleyici bir dil ve belagat sentezinde sunar. Temel akli sonuç (buzağının ilah olamayacağı) tüm dönemlerde sabit kalırken, rivayetlerin nasıl değerlendirileceği konusunda zamanla daha sorgulayıcı bir tutum gelişmiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu ayet, aklın ve ilmin doğru bir şekilde kullanılmasının, gözle görülür ama gerçek bir fayda sağlamayan şeylere bel bağlamaktan koruyucu bir rol oynayabileceğini hatırlatır. Toplumların bazı alışkanlıkları sorgulamadan sürdürmesi yerine, akıl ve vicdanla muhasebe yapması, bireysel ve toplumsal ilişkilerde daha sağlıklı bir denge kurulmasına katkı sağlayabilir. Bu bağlamda ilim ile iman arasındaki uyumun, yüzeysel çekiciliklere kapılmadan doğru değerleri koruma konusunda destekleyici olabileceği düşünülebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir