قَالَ أَلْقُوا۟ فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ سَحَرُوٓا۟ أَعْيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسْتَرْهَبُوهُمْ وَجَآءُو بِسِحْرٍ عَظِيمٍ

“Musa, "Siz atın" dedi. Atacaklarını atınca herkesin gözünü büyülediler ve onları dehşete düşürdüler. Doğrusu büyük bir sihir gösterdiler.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre Musa'nın sihirbazlara 'atın' demesi üzerine sihirbazlar ellerindeki ip ve değnekleri attılar; bunlar sihir ve hile yoluyla insanların gözlerine yılan gibi hareket ediyor görünecek şekilde gösterildi ve büyük bir korku ve dehşet salındı. Sihirbazların sayısı ve getirdikleri ip-değnek miktarı hakkında farklı rivayetler (otuz binden fazla kişi, on beş bin sihirbaz gibi) nakledilmiştir.

قال موسى للسحرة: {ألقوا} ما أنتم ملقون، فألقت السحرة ما معهم. ذلك خيلوا إلى أعين الناس بما أحدثوا من التخييل والخدع أنها تسعى.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre büyücüler, halka hile ve şeytanlık yoluyla gözlerinin önünde gerçekte olmayan bir şeyi varmış gibi gösterdiler; ipleri ve değnekleri renklendirip hareket ediyormuş yanılsaması yarattılar. Bu, insanları büyü konusunda korkuya sevk etmek amacıyla yapılan bir görsel aldatmacadır.

روي أنهم لونوا حبالهم وخشبهم وجعلوا فيها ما يوهم الحركة . قيل : جعلوا فيها الزئبق
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre şer'i örfte sihir, sebebi gizli kalan, gerçek dışı bir şekilde tahayyül ettirilen ve tam anlamıyla göz boyama ve hile mahiyetinde olan her şeyi ifade eder; mutlak kullanıldığında da yapanının kınanmasını gerektirir. Ayette geçen sihrin mahiyeti tartışılırken, sihirbazların halkın gözlerini büyülediği, kalplerini değil, görüşü aktarır; bu da ipler ve değneklere sürülen cıvanın güneşin ısısıyla hareketlenip birbirine dolanması sonucu halkın bunların kendiliğinden hareket ettiğini sanmasıyla açıklanır.

اعلم أن لفظ السحر في عرف الشرع مختص بكل أمر يخفى سببه ويتخيل على غير حقيقته ويجري مجرى التمويه والخداع ، ومتى أطلق ولم يقيد أفاد ذم فاعله
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre büyücülerin ortaya koyduğu ip ve değnekler gerçekte sihir yoluyla göz boyama ve el çabukluğu ile insanların idrakini bozacak şekilde gösterildi; büyüklüğü (azametı) mutlak anlamda değil, halkın gözünde öyle görünmesi bakımındandır, çünkü sayıca çoktu. Ayrıca ayette geçen 'telkafu' fiilinin farklı kıraatlerdeki okunuş biçimleri (teşdidli/teşdidsiz) ve anlamları (yutmak, yakalamak) dilbilimsel olarak açıklanmıştır.

أي خيلوا لهم وقلبوها عن صحة إدراكها بما يتخيل من التمويه الذي جرى مجرى الشعوذة وخفة اليد كما تقدم في البقرة بيانه ومعنى ( عظيم ) أي عندهم لأنه كان كثيرا وليس بعظيم على الحقيقة
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayet, büyücülerin gösterisinin gözlere aksettirilen bir aldatma ve hayal olduğunu, gerçekte dışarıda bir hakikate karşılık gelmediğini ifade eder. Ayrıca Kurtûbî'den nakille sihrin kendi başına bir hakikati olduğu, Allah'ın onun yanında dilediğini yarattığı; bunun sadece göz boyama olduğunu söyleyen Mu'tezile ve İsferâyînî görüşünün aksine olduğu belirtilir. Devamında sihir öğrenip uygulayanın hükmü, sihirle adam öldürenin kısas veya hadd ile öldürülmesi, tövbesinin kabul edilip edilmeyeceği ve ehl-i kitap sihirbazının durumu gibi fıkhi meseleler mezheplere göre aktarılır.

أي خيلوا إلى الأبصار أن مافعلوه له حقيقة في الخارج ولم يكن إلا مجرد صنعة وخيال كما قال تعالى أي أخفوا عنهم عملهم والله أعلم وقال أبو عبد الله القرطبي وعندنا أن السحر حق وله حقيقة يخلق الله عنده ما يشاء خلافا للمعتزلة وأبي إسحاق الإسفرايني من الشافعية حيث قالوا إنه تمويه وتخييل
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Sihirbazlar Musa'ya önce atma teklifini edeb gözeterek veya kendi cesaretlerini göstermek için sunmuşlardır; ancak asıl istekleri kendilerinin önce atmasıydı, bu istek ise ifadedeki üslup değişikliğinden anlaşılır. Musa 'siz atın' demekle onlara ikramda bulunmuş yahut onları küçümseyip kendi işine güvenmiştir. Sihirbazlar ipleri ve sopaları atınca bunlar yılan gibi görünüp vadiyi doldurmuş ve insanların gözlerini büyülemişlerdir.

خيروا موسى مراعاة للأدب أو إظهارا للجلادة، ولكن كانت رغبتهم في أن يلقوا قبله فنبهوا عليها بتغيير النظم إلى ما هو أبلغ

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler büyücülerin gösterdiği ip ve değneklerin gerçekte yılan gibi hareket etmediğini, bunun bir göz boyama/algı aldatması (sihir-i basar) olduğunu kabul eder; olayın gerçek bir dönüşüm değil, izleyicide oluşturulan yanılsama olduğu konusunda görüş birliği vardır.

Farklar

Taberî ve Beydâvî olayı daha çok rivayet ve anlatı akışı üzerinden (sihirbaz sayısı, Musa'nın üslubu) ele alırken, Zemahşerî ve Kurtubî dil/belağat ve kıraat farklılıkları üzerinden fiillerin anlamını çözümler; Râzî sihrin lugavi-şer'i tanımını yaparak fiziksel açıklamaya (cıva-güneş ısısı) kadar detay verir; İbn Kesîr ise meseleyi fıkhi boyuta taşıyıp sihrin hakikatinin olup olmadığı, sihirbazın hükmü gibi tartışmaları Mu'tezile karşıtlığı bağlamında aktarır. Bu farklar tefsir ekolü (dirayet/rivayet, dil/belağat, fıkıh) ve dönemin ilmî öncelikleriyle ilişkilidir.

Dönemsel bağlam

Taberî'nin erken dönem rivayet ağırlıklı yaklaşımından, Zemahşerî ve Râzî'nin dilbilimsel-akli tahlile yönelişine, Kurtubî ve İbn Kesîr'in fıkhi ve kelamı tartışmaları sisteme dahil etmesine kadar bir çizgi görülür; sihrin 'aldatma' olduğu temel okuma sabit kalırken, meselenin izah çerçevesi (dilbilim, fizik, fıkıh, kelam) zamanla genişlemiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırma, görünenin her zaman hakikat olmadığını, doğru bilgiye ulaşmak için akıl, gözlem ve sağlam yöntemin önemini hatırlatır; ilim ile iman arasındaki uyum, yanıltıcı görüntüler karşısında sabır ve temkinli muhakeme gerektirir. Günümüzde de bilgi kirliliği ve yanıltıcı algılar karşısında ihlasla ve sağlam bir zihinle hakikati arama tutumu, bu kıssadan çıkarılabilecek yapıcı bir derstir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir