وَأَنِ ٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ وَٱحْذَرْهُمْ أَن يَفْتِنُوكَ عَنۢ بَعْضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكَ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَٱعْلَمْ أَنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُصِيبَهُم بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ لَفَٰسِقُونَ

“Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer Allah'ın hükmünden yüzçevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoğu yoldan çıkanlardır.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre ayetteki 'وأن احكم بينهم بما أنزل الله' ifadesi, Peygamber'e daha önce tanınan Yahudiler hakkında hüküm verme ya da onlardan yüz çevirme serbestisini nesheden değil, aksine önceki serbestlik hükmüyle birlikte anlaşılabilecek bir emirdir; çünkü nesih ancak önceki hükmü her yönüyle tamamen ortadan kaldıran bir durumda geçerli olur. Ayrıca ayet, Yahudilerin Hz. Peygamber'i Allah'ın indirdiği hükümden saptırmaya çalışacaklarına karşı O'nu uyarmakta, hükmünden yüz çevirdiklerinde ise bunun Allah'ın onları bazı günahları sebebiyle dünyada cezalandırma isteğinden kaynaklandığını bildirmektedir. Metinde ayrıca Ka'b b. Esed, İbn Suriya ve Şa's b. Kays'ın Hz. Peygamber'i dininden saptırmak amacıyla ona geldikleri ve aralarında hakemlik yapmasını istedikleri, Peygamber'in bunu reddetmesi üzerine bu ayetin indiği rivayet edilmektedir.

وقد دللنا في كتابنا: كتاب البيان عن أصول الأحكام، أن النسخ لا يكون نسخا إلا ما كان نفيا لحكم غيره بكل معانيه، حتى لا يجوز اجتماع الحكم بالأمرين جميعا على صحته بوجه من الوجوه
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre âyetteki hakemlik/tahkim ile ilgili hüküm konusunda İbn Abbas, Hasan, Mücahid ve İkrime'nin görüşü nakledilir; Şafiî'nin görüşüne göre İslam hakiminin zimmet ehli kendisine başvurduğunda aralarında hükmetmesi vaciptir, çünkü İslam hükmünü onlara icra etmek onlar için bir küçültme (sagar) anlamı taşır. Ancak muahede ehli (belirli süreli anlaşmalıları) için hakimin aralarında hükmetmesi vacip değildir, hakim bu konuda muhayyerdir; âyetteki bu muhayyerlik özellikle muahede ehline mahsustur. Ayrıca âyetteki 'bazı günahları sebebiyle onları belaya uğratması' ifadesi, Allah'ın onları dünyada bazı günahları yüzünden cezalandırıp musallat kılmasıyla açıklanır ve bu durum Allah'ın hem hayrı hem şerri irade ettiğine delil sayılır.

ومذهب الشافعي أنه يجب على حاكم المسلمين أن يحكم بين أهل الذمة إذا تحاكموا إليه ، لأن في إمضاء حكم الإسلام عليهم صغارا لهم ، فأما المعاهدون الذين لهم مع المسلمين عهد إلى مدة فليس بواجب على الحاكم أن يحكم بينهم بل يتخير في ذلك
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu bölümde Mâide 42-49 civarındaki ayetlerin nesih ve muhkem oluşu, ehl-i kitabın hükümlerinin kime göre verileceği konusundaki farklı görüşleri aktarır. Mücahid, Zührî, Semerkandî, Nahhâs, Ebû Hanîfe, Şâfiî ve İbnü'l-Arabî gibi âlimlerin görüşlerini sıralayarak bazı ayetlerin mensuh, bazılarının muhkem olduğu tartışmasını nakleder. Ayrıca Hz. Peygamber'e tanınan hüküm verme veya çekilme muhayyerliğinin (tahyîr) nesh edilip edilmediği meselesini de ele alır ve İbnü'l-Arabî'nin nesih şartlarının burada gerçekleşmediği itirazını aktarır.

وهذه دعوى عريضة فإن شروط النسخ أربعة : منها معرفة التاريخ بتحصيل المتقدم والمتأخر وهذا مجهول من هاتين الآيتين فامتنع أن يدعي أن واحدة منهما ناسخة للأخرى وبقي الأمر على حاله
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayette Allah, Resûlünü aralarında Allah'ın indirdiği hükümle hükmetmesi konusunda emretmiş ve buna aykırı davranmayı yasaklamıştır. Ardından Yahudi düşmanların hakkı çarptırıp Peygamber'e getirebileceklerine karşı uyarılmış, onların yalancı, kâfir ve hâin oldukları için kendilerine güvenilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, geçmiş günahları sebebiyle Allah'ın onları hidayetten çevirmesinin bir tezahürü olarak yorumlanmış, insanların çoğunun da Rablerine itaatten çıkıp haktan sapmış olduğu ifade edilmiştir.

واحذر أعداءك اليهود أن يدلسوا عليك الحق فيما ينهونه إليك من الأمور فلا تغتر بهم فإنهم كذبة كفرة خونة
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre Allah, Peygamber'e (s.a.) Kitab'ı ve hükmü hak ile indirmiştir; kendisine Yahudilerin heveslerine tabi olmaması ve onların kendisini Allah'ın indirdiği hükmün bir kısmından fitneye düşürüp saptırmalarına karşı sakınması emredilmiştir. Yahudi liderlerin Peygamber'i dinlerinden döndürmek için bir hile ile ona geldikleri, kendi aralarındaki bir davada hakem tayin ederek onu sınamaya çalıştıkları ancak Peygamber'in bunu reddettiği rivayet edilmiş ve ayetin bu olay üzerine indiği belirtilmiştir. Ayrıca 'ba'zı günahları' ifadesinin, hükümden yüz çevirme günahına işaret ettiği, bunun onların çok sayıdaki günahlarından sadece biri olduğu ve bu ifadenin aslında bu günahın büyüklüğüne dikkat çekmek için kullanıldığı açıklanmıştır.

روي (أن أحبار اليهود قالوا: اذهبوا بنا إلى محمد لعلنا نفتنه عن دينه، فقالوا: يا محمد قد عرفت أنا أحبار اليهود وأنا إن اتبعناك اتبعنا اليهود كلهم، إن بيننا وبين قومنا خصومة فنتحاكم إليك فتقضي لنا عليهم ونحن نؤمن بك ونصدقك، فأبى ذلك رسول الله صلى الله عليه وسلم) فنزلت.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayeti, Hz. Peygamber'in Allah'ın indirdiği hükümle hükmetmesi emri ve Yahudi liderlerin O'nu bu hükümden saptırma girişimi bağlamında ele alır; Ka'b b. Esed/hakemlik olayına dair nüzul rivayetini ve 'bazı günahları sebebiyle' ifadesinin onların geçmiş günahlarına işaret ettiği yorumunu paylaşırlar.

Farklar

Taberî meseleyi öncelikle nesih-usul çerçevesinde ele alıp önceki serbestlik hükmünün kaldırılmadığını savunur; Râzî ise fıkhi bir çıkarımla zimmet ehli-muahede ehli ayrımı üzerinden hakimin hükmetme zorunluluğunu tartışır ve kelâmî bir boyut (Allah'ın hayr-şer iradesi) ekler; Kurtubî farklı fakih ve müfessirlerin nesih/muhkemlik tartışmalarını bir arada sunan derleyici bir tutum sergiler; İbn Kesîr daha çok dil/i'rab tahliliyle ve ahlaki-itaat vurgusuyla ilerler; Beydâvî ise belâgat ve edebî tahlile (şiir örneği dahil) dayanarak ifadenin nüansını açıklar. Bu farklar kısmen müfessirlerin yöntemsel yönelimlerinden (rivayet, fıkıh, dil/belağat, usul) kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte ayetin nüzul sebebi ve temel mesajı sabit kalmış, ancak zamanla tefsir yöntemi rivayet ağırlıklı yaklaşımdan fıkhi kıyaslamalara (Râzî, Kurtubî) ve daha sistematik dil/belağat tahliline (İbn Kesîr, Beydâvî) doğru genişlemiştir; bu, tefsir ilminin disiplinler arası derinleşmesini yansıtır.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırma, farklı topluluklar arası ilişkilerde adaletli ve tutarlı bir tutumun önemine işaret eder; bir kişinin doğru bildiği ilkelerden dış baskılarla sapmaması, sabır ve ihlas ile bağlı kalması bugün de aile ve toplum hayatında yol gösterici bir tutum olarak düşünülebilir. Ayrıca müfessirlerin farklı yöntemlerle aynı ayete yaklaşması, ilim geleneğinde çoğulcu ve saygılı bir okuma kültürünün örneğini sunar.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir