وَإِذَا رَءَاكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا ٱلَّذِى يَذْكُرُ ءَالِهَتَكُمْ وَهُم بِذِكْرِ ٱلرَّحْمَٰنِ هُمْ كَٰفِرُونَ
“O inkârcılar seni gördükleri zaman, seni alaya alıyorlar ve "İlâhlarınızı diline dolayan bu mudur?" diyorlar. Halbuki onlar Rahmân'ın kitabını inkâr ediyorlar.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî'ye göre bu ayet, müşriklerin Hz. Peygamber'i alaya alarak birbirlerine 'onlar sizi sadece alay konusu edindi' dediklerini ve Peygamber'in kendilerini yaratan, faydası ve zararı kendisine ait olan Allah'ı zikretmesine, yani O'nu övgüyle anmasına karşı nankörlük ettiklerini bildirmektedir. Müşrikler, Peygamber'in kendi ilahlarını (fayda ve zarar veremeyen putları) kötü şekilde zikretmesine şaşırıp bunu ayıplamışlardır.
والعرب تضع الذكر موضع المدح والذم، فيقولون: سمعنا فلانا يذكر فلانا، وهم يريدون سمعناه يذكره بقبيح، ويعيبه
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre ayet, Ebu Cehil'in Hz. Peygamber'i alaya alması ve Ebu Süfyan ile aralarında geçen konuşma üzerine inmiştir; Ebu Cehil'e Velid b. Muğire'nin başına gelenin ona da geleceği söylenmiştir. Ayrıca 'اتخذوه هزوا' ifadesinin 'onunla alay ettiler' anlamına geldiği, aslının 'onu alay konusu edindiler' şeklinde olduğu belirtilmiştir. Allah'ın müşriklerin Peygamber'i gördüklerinde iki tür davranışta bulunduklarını haber verdiği, bunlardan birinin istihza olduğu açıklanmıştır.
قال السدي ومقاتل : نزلت هذه الآية في أبي جهل مر به النبي صلى الله عليه وسلم وكان أبو سفيان مع أبي جهل ، فقال أبو جهل لأبي سفيان : هذا نبي بني عبد مناف
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre ayet, müşriklerin Hz. Peygamber'i gördüklerinde alay ederek 'İlahlarımızı diline dolayan bu mu?' demelerini anlatır; bunlar önceden geçen ve Hicr suresinde zikredilen istihza edenlerdir. Kurtubî, kendi ilahlarının tanrılığını inkâr eden birini ayıplarken Rahman'ın ilahlığını inkâr etmelerinin son derece cehalet olduğunu belirtir. Ayrıca cümlenin takdirinde 'إذا'nın cevabının gizli olduğunu ve arada bir ara cümlenin bulunduğunu açıklar.
كانوا يعيبون من جحد إلهية أصنامهم وهم جاحدون لإلهية الرحمن وهذا غاية الجهل
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr'e göre bu ayette geçen istihza, kâfir Kureyşlilerin (Ebu Cehil ve benzerleri) Peygamber'i ayıplama ve küçümseme yoluyla alaya almalarını ifade eder. Onlar Peygamber'i, ilahlarına sövüp akıllarını beğenmeyen kişi olarak nitelendirerek onunla alay etmişlerdir. Bu davranış, kendilerinin Allah'ı inkâr etmelerine rağmen Resulullah ile alay etmeleri açısından dikkat çekicidir.
يعنونه بالعيب والنقص وقال ههنا يعني كفار قريش كأبي جهل وأشباهه أي يستهزئون بك وينتقصونك يقولون يعنون أهذا الذي يسب آلهتكم ويسفه أحلامكم
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre kâfirler Peygamber'i gördüklerinde onu alay konusu edinmekte ve putlarını kötüleyen kişi olarak nitelendirmektedirler; oysa asıl inkârcı ve alaya layık olan kendileridir. İnsanın 'aceleden yaratılmış' olması, aceleciliğinin ve kararsızlığının onda âdeta yaratılışsal bir vasıf haline gelmesi anlamına gelir ve bu durum onların acele ile küfre ve azabın çabuklaştırılmasını istemelerine yansımıştır.
خلق الإنسان من عجل كأنه خلق منه لفرط استعجاله وقلة ثباته
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Tüm müfessirler ayetin, Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber'i alaya alma tavrını konu edindiğinde ve bu alayın müşriklerin kendi ilahlarını savunma, Peygamber'i küçümseme saikiyle ortaya çıktığında birleşir. Ayrıca birçoğu bu alayın asıl büyük bir tutarsızlık ve cehalet olduğunu, çünkü alay edenlerin kendilerinin daha isabetli bir konumda olmadığını vurgular.
Farklar
Taberî ve Kurtubî meseleyi ağırlıklı olarak dil ve belağat açısından ('zikr' kelimesinin övgü-yergi kullanımı, gramer takdiri) çözümlerken, Râzî ve Beydâvî nüzul sebebi rivayetlerine (Ebu Cehil-Ebu Süfyan kıssası gibi) daha çok yer verir. Kurtubî ayrıca ayeti Hicr suresindeki müstehzilerle bağlamsal olarak ilişkilendirirken, İbn Kesîr daha sade bir tarihsel-bağlamsal okuma sunar. Beydâvî ek olarak ayetin devamındaki 'aceleden yaratılma' ifadesini insan tabiatına dair ayrı bir dilsel tahlile tabi tutar.
Dönemsel bağlam
Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte ayetin tarihsel bağlamı (müşriklerin alayı) sabit kalmış, ancak zamanla tefsir yöntemi dilbilimsel tahlilden nüzul rivayetlerine, oradan da hem gramer hem bağlamsal-edebi bütünlüğe doğru genişlemiştir. Bu, tefsir geleneğinin aynı olayı farklı araçlarla derinleştirerek yorumlama çabasını yansıtır.
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırmalı okuma, başkalarının inanç ve değerleriyle alay etmenin ne denli yıkıcı bir tavır olduğunu ve bu tür bir tutumun aslında alay edenin kendi tutarsızlığını gösterebileceğini hatırlatır. Günümüzde de farklı inanç ve görüşlere karşı hoşgörü ve diyalog temelli bir yaklaşım, sağlıklı toplumsal ilişkiler için değerli bir referans olabilir. Ayrıca ilim ve sabırla yaklaşmanın, alay ve küçümsemeye tercih edilmesi gereken bir tutum olduğu düşünülebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir