قَالَ رَبِّ ٱلسِّجْنُ أَحَبُّ إِلَىَّ مِمَّا يَدْعُونَنِىٓ إِلَيْهِ وَإِلَّا تَصْرِفْ عَنِّى كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُن مِّنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

“Yusuf dedi ki: "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettikleri şeyden daha sevimlidir. Eğer sen, bu kadınların tuzaklarını benden uzak tutmazsan, ben onların tuzağına düşerim ve cahillik edenlerden olurum".” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metne göre Taberî, Yusuf'un 'es-sicnü ehabbü ileyye' sözünü, kadının kendisini yeniden ikna etmeye çalışıp hapisle tehdit etmesi üzerine söylediğini belirtir; Yusuf, Rabbine sığınarak hapsi, kendisini işlemeye çağırdıkları fahişeden (zinadan) üstün gördüğünü ifade etmiştir. 'İllâ tasrif annî keydehünne' ifadesi ise, eğer Allah onların hilesini kendisinden savmazsa onlara meyledip itaat edebileceği anlamındadır. Ayrıca 'sicn' kelimesinin kıraat ve dil açısından 'habs' ile eş anlamlı olduğu, sin harfinin kesreli okunmasının kurra icmaına uygun olduğu açıklanır.

وهذا الخبر من الله يدل على أن امرأة العزيز قد عاودت يوسف في المراودة عن نفسه، وتوعدته بالسجن والحبس إن لم يفعل ما دعته إليه، فاختار السجن على ما دعته إليه من ذلك؛ لأنها لو لم تكن عاودته وتوعدته بذلك، كان محالا أن يقول: وهو لا يدعى إلى شيء ولا يخوف بحبس.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre Yusuf'un Allah'a sığınması, peygamberlerin ve salih kişilerin sabır konusunda azmettikleri şeylerde Allah'ın koruması ve lütfuna başvurma âdetlerindendir; bu, kadınlara meyletmek için zorlanmayı ya da meylin kendisine bırakılmasını talep etmek anlamına gelmez. Ayrıca 'es-Sabvetü' kelimesinin heves ve isteğe meyletmek anlamına geldiği, 'es-Sabâ' rüzgarının da bu köke bağlı olduğu açıklanır. 'es-Semî' ve 'el-Alîm' sıfatları ise Allah'ın kendisine sığınanların dualarını işitmesi ve hallerini bilmesi olarak yorumlanır.

فزع منه إلى ألطاف الله وعصمته ، كعادة الأنبياء والصالحين فيما عزم عليه ووطن عليه نفسه من الصبر ، لا أن يطلب منه الإجبار على التعفف والإلجاء إليه أمل إليهن . والصبوة : الميل إلى الهوى
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metne göre Yûsuf'un 'zindan bana daha sevimlidir' demesi, işlenecek günahın peşinden gelecek büyük elem (dünyada kınanma, ahirette ceza) ile zindanın peşinden gelecek büyük mutluluk (dünyada övgü, ahirette sürekli mükafat) karşılaştırılarak açıklanır; ayrıca zindana girmenin kendisi bir mâsiyet olmakla birlikte, iki şerden hafif olanı yüklenmenin evlâ olduğu belirtilir. Râzî ayrıca bu ayeti, kulun mâsiyetten ancak Allah onu bundan çevirirse dönebileceğine dair Ehl-i Sünnet (ashâbımız) görüşünün delili olarak kullanır; çünkü fiile yönelten sebepler kulda güçlüyken, bu meyli zayıflatan karşıt saikleri ancak Allah'ın yaratması engelleyebilir.

والجواب : أن تلك اللذة كانت تستعقب آلاما عظيمة ، وهي الذم في الدنيا والعقاب في الآخرة ، وذلك المكروه وهو اختيار السجن كان يستعقب سعادات عظيمة ، وهي المدح في الدنيا والثواب الدائم في الآخرة
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre 'kidd-i nisvân' ifadesi birden fazla görüşle açıklanır: bir görüşe göre bu, Yusuf'u görüp Aziz'in karısına itaat etmesi için ona baskı yapan kadınların hilesidir; başka bir görüşe göre her biri Yusuf'la tek başına konuşup kendisi için onu razı etmeye çalışan kadınların hilesidir; bir başka görüşe göre ise asıl kastedilen Aziz'in karısının hilesi olup, çoğul hitapla anılması ya işin büyütülmesi ya da açık söylemekten kaçınıp dolaylı ifade tercih edilmesi amacıyladır. Ayrıca metinde 'kayd' kelimesinin hile ve çaba anlamına geldiği, bu yüzden savaşa da 'kayd' denildiği belirtilir.

وقيل : كيد امرأة العزيز فيما دعته إليه من الفاحشة وكنى عنها بخطاب الجمع إما لتعظيم شأنها في الخطاب وإما ليعدل عن التصريح إلى التعريض والكيد الاحتيال والاجتهاد ولهذا سميت الحرب كيدا لاحتيال الناس فيها
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, Yûsuf'un kendini kötülükten koruyanın Allah olduğunu, kendisinin bir güç ve iradesinin olmadığını itiraf ettiğini belirtir. Yûsuf'un gençliği, güzelliği ve efendisinin kadınının makam ve mal sahibi olmasına rağmen bu daveti reddedip hapsi tercih etmesi, kemalin en üst mertebesi olarak değerlendirilir. Bu durum, Allah korkusu ve mükafat ümidiyle açıklanır ve konuyla ilgili 'Yedi kişiyi Allah kendi zilinde barındırır' hadisiyle desteklenir.

وهذا في غاية مقامات الكمال أنه مع شبابه وجماله وكماله تدعوه سيدته وهي امرأة عزيز مصر وهي مع هذا في غاية الجمال والمال والرياسة ويمتنع من ذلك ويختار السجن على ذلك خوفا من الله ورجاء ثوابه
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre Yusuf'un zindanı tercih etmesi, kadınların kendisini zinaya davet etmesine razı olmaktan (netice itibariyle) daha hafif ve tercihe şayan bulunmasındandır; bu tercih nefsin arzuladığı şeyi değil, akıbeti göz önüne alan bir tercihtir. Davetin çoğul (kadınlara ait) zamirle ifade edilmesi, kadınların hepsinin Yusuf'u ona muhalefetten korkutup itaate meylettirmiş olmalarından kaynaklanır. Ayrıca bazılarına göre Yusuf'un zindana atılması bu duasının bir sonucu olmuş olabilir, çünkü ondan daha evla olan Allah'tan afiyet istemesiydi; nitekim Hz. Peygamber sabır isteyeni bu sebeple uyarmıştır.

أحب إلي مما يدعونني إليه أي آثر عندي من مؤاتاتها زنا نظرا إلى العاقبة وإن كان هذا مما تشتهيه النفس وذلك مما تكرهه، وإسناد الدعوة إليهن جميعا لأنهن خوفنه من مخالفتها وزين له مطاوعتها.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler Yusuf'un hapsi zinaya tercih etmesini bir ahlaki üstünlük ve iffet göstergesi olarak okur; Allah'a sığınmanın (illâ tasrif) kulun kendi başına kötülükten korunamayacağını, ancak Allah'ın lütfuyla korunabileceğini ifade ettiği konusunda hemfikirdirler. Ayrıca kadınların çoğul zamirle anılmasının bir hikmete dayandığı ortak bir vurgu olarak öne çıkar.

Farklar

Taberî ve Kurtubî dil/kıraat ve rivayet analizine, Zemahşerî ve Beydâvî belağat/dil tahliline ağırlık verir; Râzî ise meseleyi kelâmî bir istidlale (kulun ancak Allah'ın çevirmesiyle günahtan dönebileceği) taşıyarak Ehl-i Sünnet kader anlayışına delil kılar. İbn Kesîr bağlamı hadisle destekleyip meseleyi ahlaki kemal ve Allah korkusu çerçevesinde ele alırken, Beydâvî ayrıca zindana girişin duanın bir sonucu olabileceğini ve sabır talebinin sınanmayı davet edebileceğini ekler.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessirler (Taberî) daha çok rivayet ve dil tahliline dayanırken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) belağat inceliği ve kelâmî/felsefi istidlaller devreye girmiş; İbn Kesîr ise rivayet metoduna dönerek hadis desteğiyle ahlaki yorumu güçlendirmiştir. Temel mesaj (iffet, Allah'a sığınma) dönemler boyunca sabit kalmış, yalnızca izah yöntemleri ve vurgu noktaları çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, kişinin zorluk karşısında geçici bir sıkıntıyı seçmenin, uzun vadede iç bütünlüğü ve ihlası korumak için değerli olabileceğini hatırlatır. Günümüzde de doğru bilinci ve sabrı, anlık kazançlara tercih etmek, ahlaki tutarlılık ve toplumsal güven için önemli bir örnek sunar. Bu okuma, ilim ile imanın birlikte insanı doğru tercihe yönlendirebileceği fikrini de destekler.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir