إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

“Lo! the worst of beasts in Allah's sight are the ungrateful who will not believe.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre ayette geçen 'yeryüzünde debelenen canlıların Allah katında en şerlisi' ifadesi, Rablerini inkâr eden, O'nun birliğini reddeden ve O'ndan başkasına ibadet eden kâfirleri kastetmektedir.

إن شر ما دب على الأرض عند الله الذين كفروا بربهم فجحدوا وحدانيته، وعبدوا غيره
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre bu ayet, küfürde ısrar edip inatla direnen ve kendilerinden artık iman beklenmeyen bir topluluğu, yani Benî Kurayza'yı işaret etmektedir. Bunlar Hz. Peygamber ile antlaşma yapmış ancak Mekke müşriklerine silah yardımı yaparak antlaşmayı bozmuşlardır. Daha sonra tekrar antlaşma yapılmış, fakat Hendek Savaşı günü yine ahdi bozup müşriklerle birleşmişlerdir.

أي أصروا على الكفر ولجوا فيه ، فلا يتوقع منهم إيمان وهو بنو قريظة ، عاهدهم رسول الله صلى الله عليه وسلم أن لا يمالئوا عليه فنكثوا بأن أعانوا مشركي مكة بالسلاح
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metinde geçtiği kısım, kendisinden önceki 'es-summu'l-bükmu ellezîne lâ ya'kılûn' ifadesine bir benzerlik/nazire olarak zikredilmiştir. Kurtubî burada Allah'ın bu kimseleri sağır ve dilsiz olarak nitelendirdiğini, ardından bu vasfın devam ettirilerek onların daha fazla tasvir edildiğini belirtir. Bu ifade bir önceki tasvirin devamı niteliğinde sunulmuştur.

نظيره الصم البكم الذين لا يعقلون ثم وصفهم فقال
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre ayette kastedilen, küfürde ısrar edip kökleşen ve kendilerinden iman beklenmeyen kimselerdir; bunlar özellikle kendileriyle antlaşma yapıldığı halde her defasında antlaşmalarını bozan Kurayza yahudileridir. Bu kişiler Hz. Peygamber ile ahitleşmiş, ancak müşriklere silah yardımı yapmış, 'unuttuk' diyerek tekrar ahit yapıp Hendek Günü'nde yine bozmuşlardır. 'Onlar takvalı davranmazlar' ifadesi, gadrin kötülüğünden ve sonucundan sakınmadıklarını veya Allah'tan korkmadıklarını, ya da O'nun müminlere yardım edip onları kendilerine musallat kılmasından çekinmediklerini ifade eder.

وهم يهود قريظة عاهدهم رسول الله صلى الله عليه وسلم أن لا يمالئوا عليه فأعانوا المشركين بالسلاح وقالوا: نسينا ثم عاهدهم فنكثوا ومالؤوهم عليه يوم الخندق

Comparison

Common ground

Dört müfessir de ayetin, hakkı görüp duyduğu halde inkarda direnen ve imandan uzak duran bir kesimi 'canlıların en şerlisi' olarak nitelediği konusunda birleşir; bu vasfın önceki ayetteki sağır-dilsiz tasviriyle bağlantılı, ısrarlı bir inkarcılık hali olduğu ortak vurgudur.

Differences

Taberî ayeti genel bir dil/anlam çerçevesinde ele alıp kâfirleri kastettiğini belirtirken, Kurtubî ayetin öncekiyle bağlamsal bütünlüğüne odaklanır. Zemahşerî ve Beydâvî ise ayeti doğrudan tarihi bir olaya, Kurayza ile yapılan ve tekrar tekrar bozulan antlaşmalara bağlayarak siyer rivayetlerine dayalı özel bir yorum sunar; bu fark genel tefsir yöntemi ile rivayet/siyer merkezli tefsir yöntemi arasındaki ayrımdan kaynaklanır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî'den başlayıp Zemahşerî, Kurtubî ve Beydâvî'ye uzanan çizgide, ayetin genel anlamından tarihi olaylara doğru bir detaylandırma eğilimi görülür; ancak temel mesaj -inkarda direnenlerin kınanması- bütün dönemlerde sabit kalmıştır, sadece açıklama biçimi ve dayanılan kaynaklar (dil analizi/tarihi rivayet) çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, hakikate karşı önyargıyla kapanmanın veya verilen sözlerden dönmenin toplumsal güveni zedelediğini hatırlatabilir. Ayet, günümüzde ahde bağlılık, dürüstlük ve toplumsal dayanışmanın önemine dair genel bir ahlaki hassasiyet olarak düşünülebilir; ilim ve vicdanın birlikte çalışmasıyla insanın kendini sürekli sorgulaması teşvik edilebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar