وَإِذَا حَضَرَ ٱلْقِسْمَةَ أُو۟لُوا۟ ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينُ فَٱرْزُقُوهُم مِّنْهُ وَقُولُوا۟ لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا

“And when kinsfolk and orphans and the needy are present at the division (of the heritage), bestow on them therefrom and speak kindly unto them.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî, mirasın taksimi sırasında hazır bulunan akrabalara, yetimlere ve yoksullara bir şeyler verilmesini emreden ayetin hükmünün muhkem mi yoksa mensuh mu olduğu konusundaki farklı görüşleri nakleder. Bir grup (İbn Abbas, Said b. Cübeyr, Mücahid, İbrahim, Şa'bî, Hasan) ayetin muhkem olduğunu ve varislerin gönülleri razı oldukça bu vermenin vacip kaldığını söylerken, diğer bir grup (Said b. Museyyeb, Katâde, Ebû Mâlik) miras ayetinin bunu nesh ettiğini ileri sürer. Taberî bu görüşleri kimin hangi delile dayandığını göstererek sıralamış, muhkem diyenlerin ayeti mirasın az bir kısmının verilmesi (rahş) şeklinde, mensuh diyenlerin ise vasiyet ayetinin miras ayetiyle kaldırıldığı şeklinde yorumladığını belirtmiştir.

اختلف أهل التأويل في حكم هذه الآية، هل هو محكم، أو منسوخ؟ فقال بعضهم: هو محكم
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Bu metin, yetimlerin veya küçüklerin ergenliğe (büluğa) erdiklerinde mallarının kendilerine teslim edilmesi konusundaki hükmün uygulanmasında dikkatsizlik gösterildiğine dair rivayetleri aktarır; Şa'bî ve Said b. Cübeyr'e göre ayet mensuh değildir, fakat insanlar onunla amel etmede gevşeklik göstermiştir. Ardından büluğ yaşının tespitinde farklı görüşler nakledilir: Ebu Hanife'ye göre erkek için on sekiz, kız için on yedi yaş; alimlerin çoğunluğuna göre ise her ikisi için on beş yaş ölçü alınır. Ali'nin boy uzunluğunu (beş karış), Osman'ın ise tüylenmeyi (izarın yeşermesi) esas aldığına dair rivayetler de zikredilir.

وعن سعيد بن جبير يقول : هي منسوخة ولا الله ما هي منسوخة ولكن الناس تهاونوا بها . فإن قلت : ما السن التي يحكم فيها بالبلوغ ؟ قلت : قال أبو حنيفة ثماني عشرة سنة في الغلام ، وسبع عشرة في الجارية . وعامة العلماء على خمس عشرة فيهما
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayet, miras taksimi sırasında hazır bulunan ancak mirastan pay alamayan akraba, yetim ve yoksullara bir şeyler verilmesini emretmektedir; bu hükmün vücûb mu yoksa nedb mi olduğu, kimlere ve hangi mallara uygulandığı, nesh edilip edilmediği konusunda müfessirler arasında çok farklı görüşler bulunmaktadır. Ayrıca 'kısmet'in miras taksimi mi yoksa vasiyet mi olduğuna dair de ikinci bir görüş nakledilmiştir, ancak Râzî bağlamsal olarak birinci görüşü (miras taksimi) daha uygun bulur çünkü öncesinde miras zikredilmiş, vasiyetten bahsedilmemiştir.

فلا جرم أمر الله تعالى أن يدفع اليهم شيء عند القسمة حتى يحصل الأدب الجميل وحسن العشرة ، ثم القائلون بهذا القول اختلفوا ، فمنهم من قال : إن ذلك واجب ، ومنهم من قال : إنه مندوب
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr bu ayet hakkında farklı görüşleri nakleder: bir kısım âlimler (İbn Abbas, Said b. Müseyyeb, Zührî ve çoğunluk) ayetin miras ayetleriyle mensuh olduğunu söylerken, diğer bir grup (İbn Cerîr'in de yakın olduğu görüş) ayetin miras taksiminde hazır bulunan, mirastan pay alamayan yakınlara, yetimlere ve fakirlere maldan bir şeyler verilmesini emrettiğini ve bunun mensuh olmadığını belirtir. İbn Kesîr, İbn Cerîr'in bu konuda garip bulduğu bir görüşü de nakleder; ona göre ayet vasiyet malının taksiminde hazır bulunan miras hakkı olmayan akrabalara dair olduğunu belirtir. Cumhur fukaha ve dört mezhep imamının görüşü ise ayetin mensuh olduğu yönündedir.

وهي قسمة الميراث وهكذا قال غير واحد والمعنى على هذا لا على ما سلكه ابن جرير رحمه الله بل المعنى أنه إذا حضر هؤلاء الفقراء من القرابة الذين لا يرثون واليتامى والمساكين قسمة مال جزيل فإن أنفسهم تتوق إلى شيء منه
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre erkek ve kadınlar için belirlenen pay, terekeden az veya çok olsun sabit ve düşürülemeyen bir haktır; mirasçı payından kendi isteğiyle vazgeçse de bu hak sakıt olmaz. Ayrıca mirastan pay alamayan akraba, yetim ve yoksullara paylaşım sırasında gönüllerini hoş tutmak için bir şeyler verilmesi ve kendilerine güzel söz söylenmesi istenir; bu emrin vücup mu nedb mi olduğu ve nesih meselesi ihtilaflıdır.

وفيه دليل على أن الوارث لو أعرض عن نصيبه لم يسقط حقه

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin, miras taksimi sırasında hazır bulunan ancak mirastan pay alamayan akraba, yetim ve yoksullara bir şeyler verilmesini konu edindiğini kabul eder; ancak bu emrin vücup mu nedb mi olduğu ve nesh edilip edilmediği hususunda ihtilaf ortak bir tema olarak tüm eserlerde yer alır.

Differences

Taberî ve İbn Kesîr rivayet zincirlerine dayanarak muhkem/mensuh tartışmasını sahabe-tabiin görüşleriyle detaylandırırken, Zemahşerî konuyu büluğ yaşı tartışmasına genişletip fıkhi ihtilafları nakleder; Râzî bağlamsal (siyak-sibak) okuma ve fıkhi çıkarımı birleştirerek 'kısmet'in miras mı vasiyet mi olduğuna dair yorum yapar; Beydâvî ise dil/belağat tahliline ağırlık vererek mirasçı payının sabit ve düşürülemez bir hak olduğunu vurgular.

Historical context

Erken dönem müfessirleri (Taberî) rivayet çokluğuna dayanarak farklı sahabî/tabiî görüşlerini sıralamakla yetinirken, sonraki dönemde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) rivayet nakli dil analizi ve fıkhi çıkarımla desteklenmiş, İbn Kesîr ise cumhur görüşünü (mensuhluk) daha belirgin şekilde ön plana çıkarmıştır; temel ihtilaf sabit kalmış, yöntem çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu ayet, miras ve paylaşım süreçlerinde maddi hak sahibi olmayan akraba ve yoksulların da gönlünün alınmasını, onlara güzel söz ve ilgi gösterilmesini teşvik eder; bu da aile içi ve toplumsal dayanışmanın, ihtiyaç sahiplerine karşı duyarlılığın önemine işaret eder. Farklı müfessirlerin bu hükmü tartışmaları, İslam düşüncesinde ahlaki hassasiyetle hukuki kesinliğin birlikte nasıl değerlendirildiğini gösterir ve günümüzde de aile içi paylaşımlarda şefkat ve adaletin birlikte düşünülmesine dair ihtiyatlı bir ilham sunabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar