وَمَن يُهَاجِرْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ يَجِدْ فِى ٱلْأَرْضِ مُرَٰغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً وَمَن يَخْرُجْ مِنۢ بَيْتِهِۦ مُهَاجِرًا إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ يُدْرِكْهُ ٱلْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

“Whoso migrateth for the cause of Allah will find much refuge and abundance in the earth, and whoso forsaketh his home, a fugitive unto Allah and His messenger, and death overtaketh him, his reward is then incumbent on Allah. Allah is ever Forgiving, Merciful.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî bu ayeti, münafıkların Hz. Peygamber'in hükmüne başvurma konusundaki iki yüzlü tutumunu açıklamak için ele alır. Onlara göre münafıklar, hak kendi aleyhlerine olduğunda Peygamber'in hakemliğinden kaçınıp başka birine (Kâ'b b. Eşref gibi) başvururken, hak lehlerine olduğunda ise sadece onun hükmüne razı olup hemen ona koşarlar. Bu durum, onların Peygamber'in mutlak adaletle hükmedeceğini bildikleri için, çıkarlarına göre davrandıklarını gösterir.

والمعنى : أنهم لمعرفتهم أنه ليس معك إلا الحق المر والعدل البحت . يزورون عن المحاكمة إليك إذا ركبهم الحق ، لئلا تنتزعه من أحداقهم بقضائك عليهم لخصومهم ، وإن ثبت لهم حق على خصم أسرعوا إليك ولم يرضوا إلا بحكومتك
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Râzî öncelikle 'mürâgame' kavramını dilsel açıdan inceler ve bunun toprak (turâb) kökünden geldiğini, 'burnu toprağa sürtüldü' anlamıyla zillet/mahcubiyet kastedildiğini belirtir. Yaygın görüşe göre bu zillet düşmanların hicret edenleri terk etmesinden kaynaklanır; Râzî ise kendi görüşü olarak, hicret edenin gittiği yerde bulacağı nimet ve üstünlüğün, geride bıraktığı düşmanlarını mahcup edeceği (burunlarını yere sürteceği) yorumunu tercih eder. Ayrıca ayetin, yolda ölen ama niyetini tamamlayamayan kişiye tam sevabın yazılacağına dair görüşü, cihad ve hicrete teşvik bağlamı içinde daha uygun bulur.

وعندي فيه وجه آخر ، وهو أن يكون المعنى : ومن يهاجر في سبيل الله إلى بلد آخر يجد في أرض ذلك البلد من الخير والنعمة ما يكون سببا لرغم أنف أعدائه الذين كانوا معه في بلدته الأصلية
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ayette önce hicret ederken vefat eden kişinin kimliği hakkındaki farklı rivayetleri (Damra b. el-Ays, Cundu' b. Damra, Habib b. Damra, Halid b. Hizam gibi isimler) aktarır ve olayın kıssasını nakleder. Ardından 'müragam' kelimesinin tefsirinde müfessirlerin görüşlerini (tezahür, yer değiştirme, hicret, geçim arayışı, yeryüzünde gitme) toplayıp bunların birbirine yakın anlamlar olduğunu belirtir; kelimenin asıl anlamının 'muragame'nin (rakiplerin birbirinin burnunu yere sürtmesi) mekânı olduğunu açıklar. Son olarak 'sea' kelimesinin rızık genişliği, hidayete geçiş veya ülke genişliği anlamlarına geldiğini nakleder ve Mâlik'in bu ayetten hareketle sünnetin sövüldüğü veya haksızlık yapılan bir beldede kalmanın caiz olmadığı hükmünü çıkardığını belirtir.

فأما الخاص باللفظة فإن المراغم موضع المراغمة كما ذكرنا وهو أن يرغم كل واحد من المتنازعين أنف صاحبه بأن يغلبه على مراده فكأن كفار قريش أرغموا أنوف المحبوسين بمكة فلو هاجر منهم مهاجر لأرغم أنوف قريش لحصوله في منعة منهم فتلك المنعة هي موضع المراغمة
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre ayetteki hicret, dalaletten hidayete ve fakirlikten zenginliğe çıkışı ifade eder; evinden hicret niyetiyle çıkıp yolda ölen kimseye Allah katında muhacir sevabı verilir. Müellif ayrıca 'müragam' kelimesini düşmandan kaçıp sığınılacak yer, sığınak olarak; 'sea' (genişlik) kelimesini ise rızık olarak açıklar.

ومن يخرج من منزله بنية الهجرة فمات في أثناء الطريق فقد حصل له عند الله ثواب من هاجر كما ثبت في الصحيحين
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 'mürâğamen kesîrâ' ifadesi, hicret edenin geniş bir topraklara, bol rızka ve dinini açıkça yaşayabileceği bir yere ulaşacağını ifade eder; bu tabir aynı zamanda kavmini terk edip onları öfkelendirme anlamını da taşır. Hicret yolunda ölen kimsenin ecrinin Allah katında sabit ve kesin olduğu belirtilir. Bu husus, hicret ederken yolda vefat eden Cündeb b. Damre olayıyla örneklendirilmiştir.

أرض مراغما كثيرا متحولا من الرغام وهو التراب. وقيل طريق يراغم قومه بسلوكه أي يفارقهم على رغم أنوفهم وهو أيضا من الرغام. وسعة في الرزق وإظهار الدين.
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayet, hicret için evinden çıkıp yola koyulduktan sonra ölen kimsenin hükmünü açıklamaktadır; böyle biri gazaya çıkıp savaşa yetişemeden ölen gazi hükmündedir ve savaşa şahit olmasa da ganimetten payı vardır. Ayrıca 'mürağamen kesîran' ifadesi müminin Allah yolunda bulacağı geniş bir yer/imkan anlamına gelir, 'sea' ise dinlerini açıkça yaşayamadıkları Mekke'deki darlıktan sonra bulunacak ferahlığı ifade eder. Bu genişlik rızıkta bolluk, fakirlikten sonra zenginlik ve müşrikler arasında yaşamanın sıkıntısından kurtuluş gibi çeşitli anlamları kapsayabilir.

من خرج فاصلا وجب سهمه

Comparison

Common ground

Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî, ayetin hicret yolunda vefat eden kişinin ecrinin Allah katında eksiksiz sabit olacağına dair ortak bir yorumda buluşur ve bunu genelde Damre/Cündeb b. Damre kıssasıyla örneklendirirler. Ayrıca 'müragam' ve 'sea' kelimelerinin rızık genişliği, sıkıntıdan kurtuluş, dini özgürce yaşama gibi yakın anlamlar taşıdığı konusunda da bir uzlaşı görülür.

Differences

Zemahşerî bu ayeti farklı bir bağlamda, münafıkların Peygamber'in hükmüne çıkarcı yaklaşımını açıklamak için ele alır ve diğerlerinden ayrışır. Râzî 'müragam' kelimesinin kökenini toprak/mahcubiyet anlamıyla ilişkilendirip kendi özgün yorumunu (düşmanı mahcup etme) öne çıkarırken, Taberî ve İbn Kesîr kelimeyi sığınak/geniş yer olarak ele alır. Kurtubî ise dil tahlilinin yanında Mâlik'in ayetten çıkardığı fıkhi hükmü (haksızlık yapılan beldede kalmama) aktararak fıkhi bir boyut katar; bu farklar müfessirlerin yöntem önceliklerinden (dilci, rivayetçi, fıkıhçı yaklaşım) kaynaklanır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ağırlıklı bir okuma sunarken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî dil/belağat tahliline ve akli yoruma daha fazla yer açmış, Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet ile dil analizini dengeli bir şekilde birleştirmiştir. Temel anlam çerçevesi (hicretin fazileti, ecrin sabitliği) dönemler boyunca sabit kalmış, yöntemsel vurgular zamanla çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, bir hayrı veya doğru bir amacı gerçekleştirmek için atılan adımın, sonuç tam olarak alınamasa da niyet ve gayretin kıymetli olduğunu hatırlatır. Günümüzde bu, sabır ve ihlas ile başlanan iyi işlerin, tamamlanamasa bile Allah katında değersiz olmadığı düşüncesiyle ilişkilendirilebilir. Ayrıca ilim ehlinin farklı yöntemlerle aynı hakikate ulaşma çabası, bilgiye çok yönlü ve hoşgörülü yaklaşmanın bir örneği olarak görülebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar