لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبْلُ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

“We were already promised this, we and our forefathers. Lo! this is naught but fables of the men of old.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayette müşrikler, Hz. Peygamber'e ve kendilerinden önceki peygamberlere hitaben, kendilerine ve atalarına vaad edilen bu şeyin (öldükten sonra dirilme) daha önce de vaad edildiğini fakat bunun gerçekleşmediğini söyleyerek alay etmektedirler. Onlara göre bu vaad sadece eskilerin masallarından ibarettir ve gerçekleşmemiştir.

قالوا: لقد وعدنا هذا الوعد الذي تعدنا يا محمد، ووعد آباءنا من قبلنا قوم ذكروا أنهم لله رسل من قبلك، فلم نره حقيقة
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ifade, Hz. Muhammed'in (sav) gelişinden önceki döneme işaret etmektedir; ancak bu konuda somut/gerçek bir bilgiye ulaşılamadığı belirtilmiştir.

أي من قبل مجيء محمد صلى الله عليه وسلم فلم نر له حقيقة
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ifade, müşriklerin öldükten sonra diriltilmeyi (iâde) imkânsız görerek reddettiklerini, bu haberin ancak öncekilerin kitaplarından nakledildiğini iddia ettiklerini anlatmaktadır. Onların bu tutumu bir inkâr ve yalanlama olarak nitelendirilmiştir.

يعنون الإعادة محال إنما يخبر بها من تلقاها عن كتب الأولين واختلافهم وهذا الإنكار والتكذيب منهم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Bu ayette Mekke kâfirlerinin, kendilerinden önceki kavimlerin öldükten sonra dirilmeyi inkâr ederken söylediklerinin aynısını tekrarladığı, öldükten sonra toprak ve kemik olduktan sonra diriltilmeyi uzak bir şey (istib'âd) sayarak inkâr ettikleri anlatılır. Bu müfessire göre onlar, aslında daha önce de topraktan yaratıldıklarını düşünmemişler ve bu vaadi 'eskilerin masalları/yalanları' diye nitelendirmişlerdir.

قالوا أإذا متنا وكنا ترابا وعظاما أإنا لمبعوثون استبعادا ولم يتأملوا إنهم كانوا قبل ذلك أيضا ترابا فخلقوا

Comparison

Common ground

Dört müfessir de ayetin, müşriklerin öldükten sonra dirilme vaadini inkâr ve alay konusu ettiklerini, bunu 'eskilerin masalları' diye nitelendirdiklerini kabul eder. Taberî, İbn Kesîr ve Beydâvî bu tutumun bir yalanlama ve inkâr olduğunda birleşir.

Differences

Taberî bağlamı geçmiş peygamberlere yönelik alaycı hitap üzerinden okurken, Kurtubî ifadenin zamanla ilgisini temkinli bırakıp kesin bilgi iddia etmez. İbn Kesîr meseleyi 'iâdeyi imkânsız görme' çerçevesinde ele alırken, Beydâvî dil tahliline ağırlık vererek 'esâtîr' kelimesinin kök anlamı üzerinde durur ve istib'âd kavramını öne çıkarır. Bu farklar, dönemsel öncelikler ve yöntemsel eğilimlerden (rivayet, dil analizi, kelâmi vurgu) kaynaklanır.

Historical context

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte ayetin temel mesajı sabit kalmış, fakat yorum yöntemi rivayet ağırlıklı yaklaşımdan dil ve belağat merkezli incelemeye doğru evrilmiştir; Kurtubî'nin ihtiyatlı tavrı ise nakle dayalı kesin bilgiye ulaşmanın sınırlarını gösterir.

Modern connection

Bu karşılaştırma, gaybî konularda bilgi iddiasında bulunurken temkinli ve mütevazı olmanın kıymetini hatırlatır. Ayrıca inkârcı bir tavrı reddetmek için ilim ile iman arasında uyumlu bir bakışın önemine, kesin hükümler yerine derinlemesine düşünmeye açık bir yaklaşımın erdemine işaret eder.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar