فَذَرْهُمْ فِى غَمْرَتِهِمْ حَتَّىٰ حِينٍ

“So leave them in their error till a time.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre 'ğamre' (غمرة), boyu aşan derin su anlamına gelir; kâfirlerin cehalet ve körlüklerine gömülü olma halini temsil eden bir istiaredir. Ayrıca su içinde eğlenip oynayanlara da benzetilmiş olabilir, zira onlar batıl üzere oyalanmaktadırlar. 'Hattâ hîn' ifadesi ise onların öldürülecekleri veya ölecekleri ana kadar geçen süreyi ifade eder.

الغمرة . الماء الذي يغمر القامة فضربت مثلا لما هم مغمورون فيه من جهلهم وعمايتهم . أو شبهوا باللاعبين في غمرة الماء لما هم عليه من الباطل
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu metne göre ayetteki hitap Hz. Peygamber'edir; kâfirlerin içinde bulundukları cehalet ve şaşkınlık hali 'ğamre' kelimesiyle ifade edilmiştir. Ğamre, boyu aşan suya benzetilmiş; bu kâfirlerin akıllarını örten, kaplayan bir cehalet ve hayret hali olarak yorumlanmıştır.

فدع هؤلاء الكفار في جهلهم والغمرة الماء الذي يغمر القامة فكأن ما هم فيه من الجهل والحيرة صار غامرا ساترا لعقولهم
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ifade, kâfirlerin sapkınlık ve azgınlıklarında bir süreye kadar, yani helak olacakları vakte kadar bırakılacaklarını belirtmektedir.

أي في غيهم وضلالهم ( حتى حين ) أي إلى حين حينهم وهلاكهم كما قال تعالى
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre ayetteki 'hatta hîn' ifadesi, azabın kendilerine geleceği belirli bir vakte/süreye kadar onların sapıklık ve azgınlıklarında bırakılacaklarını ifade eder. Bu görüşünü Mücahid ve İbn Zeyd gibi tefsir ehlinden gelen rivayetlerle desteklemektedir.

يعني: إلى أجل سيأتيهم عند مجيئه عذابي
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre bu ayet, geçmiş ümmetlerle aynı konumda olan kâfirleri kastetmekte olup, onlara azabın ertelenmesi peygamberi sıkıntıya düşürmemelidir çünkü her şeyin bir vakti vardır. 'Ğamre' kelimesi burada dalalet, gaflet ve şaşkınlık anlamındadır. 'Hattâ hîn' ifadesi ise Mücahid'in görüşüyle ölüme kadar anlamına gelip, bir vakit belirlemekten çok bir tehdit ifadesidir.

المراد هنا الحيرة الغفلة والضلالة
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre insanlar din işlerini kendi aralarında parçalayıp bölük pörçük ettiler, her biri farklı din/mezhep edindi ve her grup kendi sahip olduğu görüşle böbürlendi, kendisinin hak üzere olduğuna inandı. Bu müfessire göre 'ğamrelerinde bırak' ifadesi, onların cehaletlerini insanı boyundan aşan suya benzeten bir istiaredir; bu hal ya öldürülecekleri ya da ölecekleri zamana kadar sürecektir.

فذرهم في غمرتهم في جهالتهم شبهها بالماء الذي يغمر القامة

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler 'ğamre' kelimesini kâfirlerin içine gömüldüğü cehalet, sapkınlık ve şaşkınlık hali olarak yorumlar; bunu boyu aşan derin suya benzeten bir istiare olduğunda hemfikirdirler. Ayrıca 'hattâ hîn' ifadesinin, azabın veya ölümün geleceği belirli bir vakte kadar süren bir mühlet/erteleme anlamı taşıdığı konusunda da ortak bir okuma vardır.

Differences

Zemahşerî ve Beydâvî dil ve belağat eksenli istiare/teşbih analizine ağırlık verip kıraat farklılıklarına da yer açarken, Taberî ve İbn Kesîr rivayet temelli bir yöntem izleyip Mücahid ve İbn Zeyd gibi tefsir ehlinin nakillerine dayanır. Kurtubî ikisini birleştirerek hem dil tahlili hem rivayeti kullanır ve ayrıca peygambere yönelik teselli/sabır boyutunu öne çıkarır; Râzî ise meseleyi daha çok akıl ve cehalet ilişkisi üzerinden ele alır. Beydâvî ayrıca dini bölünme ve mezhep taassubu temasını da metne katar.

Historical context

Erken dönem müfessirlerinden Taberî rivayet ağırlıklı bir yöntem izlerken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ile birlikte dil ve belağat tahlili öne çıkmış, Râzî ile akli/felsefi boyut eklenmiş, Kurtubî ve Beydâvî gibi daha geç dönem müfessirler ise bu birikimi sentezleyerek hem dil hem rivayet unsurlarını bir arada sunmuştur. Temel anlam çerçevesi (cehalet-mühlet ilişkisi) dönemler boyunca sabit kalmış, yöntemsel vurgular çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, insanın gaflet ve cehalete dalıp kalmasının, kendine ayrılan zamanın kıymetini fark etmemesiyle ilişkili olabileceğini düşündürür. Sabır ve ihlas temelli bir bakışla, kişinin hem kendi iç dünyasını hem toplumsal ilişkilerini bilinçli bir şekilde gözden geçirmesi teşvik edilebilir. Ayrıca farklı görüşlerin bir arada yaşayabilmesi, hoşgörü ve diyalog ruhuyla ele alınabilecek bir zenginlik olarak görülebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar