يُصْهَرُ بِهِۦ مَا فِى بُطُونِهِمْ وَٱلْجُلُودُ

“Whereby that which is in their bellies, and their skins too, will be melted;” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre 'yusharu bihî' ifadesi, cehennem ehlinin başlarından dökülen kaynar suyla karınlarındaki yağların ve iç organların eritilmesini, bu sıcaklıkla derilerinin de kavrulup dökülmesini ifade eder. Sa'ır (صهر) kelimesi dilde 'eritme' anlamına gelir ve bu anlam şairlerin şiirlerinden örneklerle desteklenir.

يذاب بالحميم الذي يصب من فوق رءوسهم ما في بطونهم من الشحوم، وتشوى جلودهم منه فتتساقط. والصهر: هو الإذابة، يقال منه: صهرت الألية بالنار: إذا أذبتها، أصهرها صهرا
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu metinde Râzî, "كاد" edatının 'yaklaşma' (mukarebe) anlamı ifade ettiğini belirtir; buna göre kişi o içeceği yutmaya yaklaşır ama tam olarak yutamaz. Bunun delili olarak, ayetteki "يتجرعه" ifadesinin, kişinin şeyi parça parça, azar azar yutmaya çalıştığını gösterdiğini, dolayısıyla bundan sonra 'onu tamamen yutar' denilmesinin doğru olamayacağını söyler.

ولا يحصل الصهر إلا بعد الإساغة ، وأيضا فإن قوله : { يتجرعه } يدل على أنهم أساغوا الشيء بعد الشيء فكيف يصح أن يقال بعده إنه يسيغه ألبتة
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, azap meleğinin kâfire demirden bir topuzla vurup beynini yaracağını, ardından başına kaynar su dökülünce bu suyun bedenine işleyerek karnındaki bağırsakları eritip topuklarından dışarı akıtacağını nakleder. Bu tasvir, ayette geçen kaynar su azabının nasıl gerçekleşeceğini açıklamak için verilmiştir. Metin, Allah'tan bu azaptan korunma dileğiyle son bulur.

وقد تقدم أن الملك يضربه بمقمعة من حديد فتفتح دماغه ثم يصب الحميم على رأسه فينزل في بدنه فيسلت ما في بطنه من أمعائه حتى تمرق من كعبيه أعاذنا الله تعالى من ذلك
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 'iki hasım grup' ifadesi müminler ve kâfirleri temsil eder; bunların Rableri hakkındaki çekişmesi dinde ya da Allah'ın zatı ve sıfatlarında olabilir. Ayrıca bir görüş olarak bu tartışmanın Yahudiler ile müminler arasında, hangisinin Allah'a daha yakın olduğu iddiası üzerine geçtiği zikredilir. Kâfirler için hazırlanan ateşten elbiseler bedenlerinin ölçüsüne göre biçilmiş olup, başlarından dökülen kaynar su bağırsaklarını da derilerini eritir gibi eritecektir.

وقيل تخاصمت اليهود والمؤمنون فقال اليهود: نحن أحق بالله وأقدم منكم كتابا ونبينا قبل نبيكم، وقال المؤمنون: نحن أحق بالله آمنا بمحمد ونبيكم وبما أنزل الله من كتاب
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre 'yusharu' kelimesi erimek/eritmek anlamındadır ve karınlardaki şeyleri eritir ifadesi bu köktendir. Deriler kelimesiyle birlikte kullanılmasının sebebi, aslında derilerin erimediği, yakıldığı veya kavrulduğu, ancak Arap dilinde her şeye uygun fiilin bir arada zikredilip diğerine de hamledildiğidir.

يقال : صهرت الشيء فانصهر أي أذابته فذاب فهو صهير

Comparison

Common ground

Taberî, İbn Kesîr, Beydâvî ve Kurtubî; 'yusharu' kaynar suyunun cehennem ehlinin karınlarındaki organları ve derilerini eritme/kavurma anlamına geldiğinde birleşir; hepsi bu tasviri dil tahlili veya rivayetle destekler.

Differences

Taberî ve Kurtubî meseleyi ağırlıklı olarak lügat ve belağat açısından ele alıp sa'ır kökünü şiir şahitleriyle temellendirirken, İbn Kesîr rivayet temelli somut bir sahne (topuz, bağırsakların topuklardan akması) sunar. Beydâvî ise ayrıca 'iki hasım grup' ifadesinin kimliği (müminler-kâfirler veya Yahudiler-müminler) üzerine ayrı bir tartışma yürütür. Râzî ise farklı bir noktaya, 'كاد' edatının yaklaşma anlamına odaklanarak azabın yutulamayacak kadar şiddetli olduğunu dilbilimsel olarak vurgular.

Historical context

Erken dönem müfessir Taberî tâbiîn rivayetleri ve dil tahliliyle temel çerçeveyi kurmuş; sonraki müfessirler (İbn Kesîr, Beydâvî, Kurtubî, Râzî) bu çerçeveyi koruyarak üzerine rivayet detayları, gramer incelikleri ve farklı yorum ihtimalleri eklemiştir. Temel anlam (eritme/azabın şiddeti) sabit kalmış, yöntem ve vurgu noktaları müfessirin ilgi alanına göre çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu tür tasvirler, dünyevi tercihlerin ahiretteki karşılığına dair bir hatırlatma olarak okunabilir; bu bağlamda ayet, bireyi ölçülü, sorumluluk bilinciyle yaşamaya ve nefis terbiyesine teşvik eden bir uyarı işlevi görebilir. Farklı müfessirlerin aynı ayette dil, rivayet ve akli izah gibi farklı yöntemlerle buluşması, ilim geleneğinde çok yönlü ve sabırlı bir araştırma tutumunun değerine işaret eder. Ayrıca metnin hoşgörülü bir dille aktarılması, ilahi adalet konularının insanları korkutmaktan çok içe dönük bir muhasebeye yöneltmesi açısından düşündürücüdür.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar