هَٰذَانِ خَصْمَانِ ٱخْتَصَمُوا۟ فِى رَبِّهِمْ فَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِّن نَّارٍ يُصَبُّ مِن فَوْقِ رُءُوسِهِمُ ٱلْحَمِيمُ
“These twain (the believers and the disbelievers) are two opponents who contend concerning their Lord. But as for those who disbelieve, garments of fire will be cut out for them; boiling fluid will be poured down on their heads,” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî, 'hasmân' (iki hasım grup) ifadesiyle ilgili birçok rivayeti aktardıktan sonra (Bedir'de karşılaşan altı kişi, Ehl-i Kitap ile müminler, cennet ile cehennem gibi görüşler) kendi tercihini belirtir: buradaki iki hasım grubun her türden küfür ehli ile tüm müminler olduğunu söyler. Bu tercihinin sebebi olarak, ayetten önce Allah'ın iki sınıf zikrettiğini; birinin secde ile itaat eden, diğerinin ise isyan edip azabı hak eden kimseler olduğunu belirtir.
وأولى هذه الأقوال عندي بالصواب، وأشبهها بتأويل الآية قول من قال: عني بالخصمين جميع الكفار من أي أصناف الكفر كانوا، وجميع المؤمنين. وإنما قلت ذلك أولى بالصواب، لأنه تعالى ذكره ذكر قبل ذلك صنفين من خلقه: أحدهما أهل طاعة له بالسجود له، والآخر: أهل معصية له قد حق عليه العذاب
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî bu metinde, kâfirlerin başlarına dökülecek 'hamîm'in (kaynar su) aslında azabın kendisi anlamına geldiğini açıklar. Suyun döküldüğü ile azabın döküldüğü ifadesi arasındaki ilişkiyi izah eder: hamîm döküldüğünde azap ve şiddeti de dökülmüş olur, ancak azabın 'dökülmesi' ifadesi istiare (mecazi kullanım) yoluyla söylenmiştir.
إذا صب عليه الحميم فقد صب عليه عذابه وشدته ، إلا أن صب العذاب طريقة الاستعار
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayette geçen 'siyâb' (elbiseler) ifadesiyle kastedilen, ateşin onları çepeçevre kuşatmasıdır; yani elbiseler burada gerçek anlamda değil, ateşin bedeni sarıp kaplamasını ifade eden bir mecaz olarak kullanılmıştır.
والمراد بالثياب إحاطة النار بهم كقوله :
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî'ye göre ayetteki 'قطعت لهم ثياب من نار' ifadesi, cehennem ateşinin kâfirler için tıpkı elbise gibi biçilmiş ve dikilmiş olacağını, ateşin onları elbise gibi kuşatacağını anlatır; geçmiş zaman kipiyle ifade edilmesi, ahiret haberlerinde vaadedilen şeyin kesinleşmiş bir gerçek gibi sunulmasındandır. Ayrıca 'هذان خصمان' ifadesiyle ilgili olarak, Bedir savaşında karşı karşıya gelen mümin ve kâfir gruplar (Hamza, Ali, Ubeyde ile Utbe, Şeybe, Velid) başta olmak üzere; Cennet-Cehennem münazarası, Ehl-i Kitap ile müminlerin çekişmesi ve genel olarak tüm mümin-kâfirlerin çekişmesi gibi farklı görüşler nakledilmiştir.
أي خيطت وسويت وشبهت النار بالثياب لأنها لباس لهم كالثياب وقوله ( قطعت ) أي تقطع لهم في الآخرة ثياب من نار وذكر بلفظ الماضي لأن ما كان من أخبار الآخرة فالموعود منه كالواقع المحقق
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre ayet öncelikle Bedir günü meydana çıkan Hamza, Ubeyde, Ali ile Utbe, Şeybe ve Velîd b. Utbe arasındaki mücadele hakkında inmiştir; bu Buhari'nin Ali'den naklettiği rivayetle desteklenir. Ayrıca müfessir, Katade, Mücahid, Ata ve İkrime'den nakledilen mümin-kâfir, tasdik eden-yalanlayan veya cennet-cehennem şeklindeki farklı yorumları da aktarır. İbn Cerîr'in tercihini benimseyerek, ayetin mümin ve kâfirleri kapsayan genel bir anlam taşıdığını ve Bedir kıssasının da bu genel anlam içine girdiğini belirtir.
وقول مجاهد وعطاء أن المراد بهذه الكافرون والمؤمنون يشمل الأقوال كلها وينتظم فيه قصة يوم بدر وغيرها فإن المؤمنين يريدون نصرة دين الله عز وجل والكافرون يريدون إطفاء نور الإيمان وخذلان الحق وظهور الباطل وهذا إختيار ابن جرير وهو حسن
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre 'iki hasım grup' ifadesi mümin ve kâfirleri kapsar; bunlar Allah'ın dini yahut zatı ve sıfatları hakkında çekişmişlerdir. Bir rivayete göre bu ayet Yahudiler ile müminler arasındaki tartışma üzerine inmiştir, her iki taraf da Allah'a daha yakın olduğunu iddia etmiştir. Kâfirler için hazırlanan ateşten elbiseler bedenlerinin ölçüsüne göre biçilmiş olup, başlarından dökülen kaynar su ise iç organlarını, derilerini eritir gibi eritecektir.
وقيل تخاصمت اليهود والمؤمنون فقال اليهود: نحن أحق بالله وأقدم منكم كتابا ونبينا قبل نبيكم، وقال المؤمنون: نحن أحق بالله آمنا بمحمد ونبيكم وبما أنزل الله من كتاب
Comparison
Common ground
Müfessirlerin çoğu 'hasmân' (iki hasım grup) ifadesini mümin-kâfir çekişmesi olarak yorumlama eğilimindedir ve bu bağlamda Bedir günü karşılaşan altı kişi rivayetini nakleder; ayrıca kâfirlere hazırlanan ateşten elbise ve kaynar su tasvirinin mecazi/teşbihî bir anlatım olduğu konusunda dil analizi yapanlar (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) benzer bir yaklaşım sergiler.
Differences
Taberî ve İbn Kesîr rivayetleri karşılaştırıp bağlamsal tercihte bulunarak ayetin genel bir mümin-kâfir çekişmesini kapsadığını söylerken, Kurtubî ve Beydâvî farklı rivayetleri (Bedir, Ehl-i Kitap, cennet-cehennem) yan yana sunup kesin bir tercihe gitmeden aktarmayı tercih eder. Zemahşerî ve Râzî ise rivayet nakli yerine daha çok dil/belağat eksenli istiare ve mecaz tahliline yoğunlaşır; bu, Zemahşerî'nin dilbilimsel-belâgat ekolünden, Taberî ve İbn Kesîr'in ise rivayet tefsiri geleneğinden gelmesiyle açıklanabilir.
Historical context
En erken dönem müfessiri Taberî rivayetleri toplayıp bağlamsal içtihatla tercih yaparken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî) dilbilimsel/belâgat yönünü öne çıkarmış, daha sonraki müfessirler (Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî) ise hem rivayet hem dil analizini birleştirerek daha kapsamlı ve sentezci bir yöntem izlemiştir; temel çerçeve (mümin-kâfir çekişmesi ve azabın tasviri) dönemler boyunca büyük ölçüde sabit kalmıştır.
Modern connection
Bu ayetteki hak ile bâtıl arasındaki çekişme teması, günümüzde de farklı inanç ve düşünce biçimleri arasındaki diyalog ve hoşgörü ihtiyacını hatırlatabilir. Müfessirlerin farklı rivayetleri temkinle bir arada sunması, günümüzde de bilgiye ihtiyatlı ve çok yönlü yaklaşmanın, kesin yargılardan kaçınarak öğrenmeye açık olmanın bir örneği olarak düşünülebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar