وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَنْ عِندَهُۥ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ
“Unto Him belongeth whosoever is in the heavens and the earth. And those who dwell in His presence are not too proud to worship Him, nor do they weary;” — M. M. Pickthall
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu metne göre Allah'a ait olan mülk ve yaratma tam anlamıyla O'na özgüdür; O'nun kulu ve mahluku olan bir şeyin O'na ortak koşulması akılca ve dince mümkün değildir. Ayrıca metin, meleklerin Allah'a ibadette 'yorulmama' (istihsar) vasfını dilbilimsel olarak açıklar; bu kelimenin aslının yorgun düşen deveyi ifade eden 'hasîr' kökünden geldiğini belirtir. Kutade, İbn Zeyd, İbn Abbas ve Ebu Zeyd gibi selef alimlerinden farklı lafızlarla aynı manayı ifade eden görüşler nakledilir.
أي يعيون قاله قتادة مأخوذ من الحسير وهو البعير المنقطع بالاعياء والتعب يقال : حسر البعير يحسر حسورا أعيا وكل واستحسر وتحسر مثله
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayette geçen ifade, melekelerin veya kulların Allah'a ibadet ve itaatte yorulmadıklarını ve bıkmadıklarını anlatmaktadır. Bunlar O'nun mülkü ve kulları olmaları nedeniyle bu itaatten usanç duymazlar.
أي لا يتعبون ولا يملون أي ملكه وعبيده
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre göklerde ve yerde olanlar Allah'ın yaratması ve mülkü bakımından O'na aittir; 've men indehû' ifadesi ise, kralların yanındaki mukarreb kişiler mertebesinde tutulan melekleri kastetmektedir. Bu melekler ibadet etmekten büyüklenmezler ve yorulmazlar; 'istihsar' kelimesinin 'husûr'dan daha beliğ olması, ibadetlerinin ağırlığı ve devamlılığı sebebiyle normalde yorgunluk gerektirecekken buna rağmen yorulmadıklarına dikkat çekmek içindir. Gece gündüz sürekli tesbih ederler ve bu tesbih Allah'ı tenzih edip tazim etmek anlamındadır.
وإنما جيء بالاستحسار الذي هو أبلغ من الحسور تنبيها على أن عبادتهم بثقلها ودوامها حقيقة بأن يستحسر منها ولا يستحسرون
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî bu metinde 'lâ yerci'ûne' ifadesinin tefsirinde nakledilen farklı rivayetleri sıralıyor. Mücahid'den 'lâ yahserûn' (yorulmazlar/üzülmezler), Katâde'den ise 'lâ ya'yûne' (âciz kalmazlar, yorulmazlar) şeklinde açıklamalar aktarılmaktadır. Metin, bu görüşleri destekleyen farklı isnad zincirlerini art arda vermektedir.
لا يعيون
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre şehitlerin diri olması, cesetlerin gerçek anlamda diri kılınmasından farklı biçimlerde açıklanabilir; bazıları cesetlerin göğe yükseltildiğini, bazıları toprakta çürümeden kaldığını, bazıları ise 'diri' ifadesinin mecazi olduğunu, yani ölenin güzel anılması, itibarının sürmesi ya da bedeninin çürümemesi ve gasledilmemesi anlamına geldiğini söylemiştir.
إن الميت إذا كان عظيم المنزلة في الدين ، وكانت عاقبته يوم القيامة البهجة والسعادة والكرامة ، صح أن يقال : إنه حي وليس بميت
Comparison
Common ground
Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî ve Taberî; ayetteki 'yorulmama/usanmama' ifadesinin meleklerin (veya Allah'a yakın kulların) sürekli ibadet ve itaat halinde bıkkınlık göstermediğini anlattığında birleşir. Bu yorulmama halinin, onların Allah'ın mülkü ve mahluku olmalarından kaynaklandığı da paylaşılan bir vurgudur. Ayrıca dil/belağat tahlili (kelimenin kökeni, mübalağa değeri) ortak yöntemsel zemin olarak kullanılır.
Differences
Kurtubî ve Taberî, konuyu daha çok selef alimlerinden (Katâde, İbn Zeyd, İbn Abbas, Mücahid, Ebû Zeyd) nakledilen rivayet zincirleriyle temellendirir; Taberî özellikle farklı isnadları sıralamakla yetinir. Beydâvî ise 'istihsar' ile 'husûr' arasındaki nüansı i'rab ve mübalağa açısından daha teknik bir dilbilimsel çerçevede işler ve 'men indehû' ifadesinin melekleri kastettiğini ayrıca tartışır. Fahreddin er-Râzî burada farklı bir konuya (şehitlerin diriliği) odaklanarak mecazi yorum imkanlarını genişletir; bu ayrım büyük ölçüde ele alınan ayetin farklılığından kaynaklanır, yöntem olarak da rivayet ile mecaz temelli akıl yürütme arasında bir denge kurar.
Historical context
Taberî (erken dönem) çoğunlukla rivayetleri yan yana sunmayı tercih ederken, Kurtubî bu rivayetleri dil tahliliyle destekleyerek bir sentez oluşturur. Beydâvî (daha sonraki dönem) ise meseleyi büyük ölçüde belâgat ve i'rab tartışmalarına taşıyarak dilbilimsel derinliği artırır. Fahreddin er-Râzî'nin mecaz yorumuna açık yaklaşımı, aklî ve yorumsamacı metodun zamanla daha görünür hale geldiğine işaret eder; temel anlam (yorulmama, ibadetin sürekliliği) değişmeden kalır.
Modern connection
Bu ayet, ibadet ve hizmette süreklilik göstermenin, usanmadan ve gösterişten uzak bir şekilde sabırla devam etmenin kıymetine dair bir hatırlatma olarak düşünülebilir. Meleklerin yorulmadan tesbihte bulunması, günlük hayatta ihlasla ve sabırla yapılan küçük iyiliklerin de değerli olduğuna dair ılımlı bir örnek sunar. Bu, kişinin kendi ibadet ve hizmet anlayışını sorgulaması için nazik bir çağrışım olarak okunabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar