وَلَا تَنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكَٰتِ حَتَّىٰ يُؤْمِنَّ وَلَأَمَةٌ مُّؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكَةٍ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ وَلَا تُنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَتَّىٰ يُؤْمِنُوا۟ وَلَعَبْدٌ مُّؤْمِنٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكٍ وَلَوْ أَعْجَبَكُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ يَدْعُونَ إِلَى ٱلنَّارِ وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱلْجَنَّةِ وَٱلْمَغْفِرَةِ بِإِذْنِهِۦ وَيُبَيِّنُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

“Wed not idolatresses till they believe; for lo! a believing bondwoman is better than an idolatress though she please you; and give not your daughters in marriage to idolaters till they believe, for lo! a believing slave is better than an idolater though he please you. These invite unto the Fire, and Allah inviteth unto the Garden, and unto forgiveness by His grace, and expoundeth His revelations to mankind that haply they may remember.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî bu ayette geçen ifadenin, insanların Allah'ın üzerlerindeki hüccetini hatırlayıp ibret almaları ve içinde bulundukları küfürden vazgeçip imana yönelmeleri anlamına geldiğini aktarır. Ayrıca müfessirler arasında bu ifadenin 'müminin imanı' veya 'Allah'ın nimetlerini hatırlayıp şükretmek' şeklinde yorumlandığını da nakleder. Metinde ayrıca müşrik kadınlarla nikahın haramlığına dair ayetin kapsamı, ehl-i kitap kadınların bu hükümden istisna edilip edilmediği ve nesih meselesi tartışılmaktadır.

يقول: ليتذكروا حجة الله عليهم، فيعتبروا بها ويتعظوا، فينزجروا عما هم عليه من الكفر به إلى الإيمان
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Bu metinde Zemahşerî, üzerinde durduğu ifadede beklenen alışılmış söz diziminin (öne alınan-sonra bırakılan unsurların) neden değiştirilerek takdim yapıldığını sorguluyor. Ona göre bu takdimin sebebi, ilgili kavramın (mesela belirli bir vaktin/olayın) şanının yüceltilmesi anlamının söz konusu olmasıdır; anlam bunu gerektirdiği için normal söz dizimi terk edilip öne alma tercih edilmiştir. Ayrıca kalplere gözlerin izafe edilmesi meselesinde de, bunun aslında göz sahiplerinin kastedildiği, buna delilin de bağlamdaki başka bir ifade olduğu belirtiliyor.

فإن قلت : الكلام السائر أن يقال : عندي ثوب جيد ولي عبد كيس وما أشبه ذلك فما أوجب التقديم ؟ قلت : أوجبه أن المعنى : وأي أجل مسمى عنده تعظيما لشأن الساعة ، فلما جرى فيه هذا المعنى وجب التقديم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu metinde Râzî, müşrik kadınlarla nikahın yasaklanmasını ve bu yasağın kapsamını tartışır; müşrik kelimesinin bütün kâfirleri mi yoksa sadece putperestleri mi kapsadığı, kitap ehli kadınlarla evliliğin cevazı ve ayetteki 'yedğûne ilâ'n-nâr' ifadesinin haramlık gerekçesi (illet) olup olmadığı meselelerini ele alır. Cumhurun görüşüne göre kitabî kadınla nikah caizdir; İbn Ömer, Muhammed b. Hanefiyye ve Hâdî gibi bazı âlimler ise bunu haram saymıştır. Ayrıca ayetteki 'hattâ yü'minne' ifadesinin, iman gerçekleştiğinde nikahın mutlak olarak caiz olacağını gerektirdiği tartışılır.

نهى عن نكاح المشركات ومد النهي إلى غاية وهي إيمانهن ، والحكم الممدود إلى غاية ينتهي عند حصول تلك الغاية ، فوجب أن ينتهي المنع من نكاحهن عند إيمانهن ، وإذا انتهى المنع حصل الجواز ، فهذا يقتضي جواز نكاحهن على الاطلاق
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, bu ayetin müşrik kadınlarla evlenmeyi ve müminleri müşriklerle evlendirmeyi yasakladığını, buna dair icma bulunduğunu belirtir. Ayrıca ayeti nikahta velinin şart olduğuna delil sayar ve Ehl-i Kitap kadınlarla evlilik konusunda âlimlerin bu ayetin Maide suresiyle nesh edilip edilmediği veya tahsis edilip edilmediği hususunda ihtilaf ettiklerini aktarır. Ayetin nüzul sebebi olarak Ebû Mersed el-Ğanevî, Hansâ ve Abdullah b. Revâha ile ilgili rivayetleri nakleder.

وأجمعت الأمة على أن المشرك لا يطأ المؤمنة بوجه لما في ذلك من الغضاضة على الإسلام والقراء على ضم التاء من تنكحوا الثانية في هذه الآية دليل بالنص على أن لا نكاح إلا بولى
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, ayetteki müşrik kadınlarla evlenme yasağının Kitap Ehli kadınlarını da kapsayıp kapsamadığı konusunda iki görüş nakleder: Mücahid, İkrime, Said b. Cübeyr ve diğerlerine göre Kitap Ehli kadınları bu istisnadan hariç tutulmuştur; bir başka görüşe göre ise ayetteki maksat sadece putlara tapan müşriklerdir, Kitap Ehli hiç kastedilmemiştir. İbn Kesîr bu ikinci görüşü birinciye yakın bulur. Ayrıca Abdullah b. Revâha kıssasını nakleder; bu kıssaya göre ayet, müminlerin köle veya siyahi de olsa dindar kadınlarla evlenmesinin, müşriklerle akraba olmak isteyen bazı Müslümanların davranışına karşı indiğini gösterir.

استثنى الله من ذلك نساء أهل الكتاب وهكذا قال مجاهد وعكرمة وسعيد بن جبير ومكحول والحسن والضحاك وزيد بن أسلم والربيع بن أنس وغيرهم وقيل بل المراد بذلك المشركون من عبدة الأوثان ولم يرد أهل الكتاب بالكلية والمعنى قريب من الأول والله أعلم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre âyet, müşrik kadınlarla evliliği yasaklamaktadır ve 'müşrikât' ifadesi Ehl-i Kitab'ı da kapsar, çünkü Yahudi ve Hıristiyanlar Allah'a ortak koştukları için müşrik sayılır; ancak Kitap ehli kadınlarla evlilik ayrı bir âyetle (Mâide 5) istisna edilmiştir. Mümin bir cariye, güzelliği ve meziyetleriyle beğenilse de müşrik bir hür kadından daha hayırlıdır, çünkü bütün insanlar Allah'ın kulu ve cariyesidir. Müşrikler cehenneme çağırırken, Allah -mecazen mümin dostları- cennete ve mağfirete çağırır; bu yüzden müşriklerle dostluk ve akrabalık kurmak uygun değildir.

والمشركات تعم الكتابيات لأن أهل الكتاب مشركون لقوله تعالى: وقالت اليهود عزير ابن الله وقالت النصارى المسيح ابن الله إلى قوله: سبحانه عما يشركون ولكنها خصت عنها بقوله: والمحصنات من الذين أوتوا الكتاب

Comparison

Common ground

Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî ortak olarak ayetin müşrik kadınlarla evliliği yasaklama bağlamını ele alır; Kitap Ehli kadınların bu hükme dahil olup olmadığı ve nesih/tahsis meselesi Taberî, Râzî, Kurtubî ve İbn Kesîr'de tekrarlanan bir tartışma eksenidir. Nüzul sebebi rivayetleri (Ebû Mersed, Abdullah b. Revâha) Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî'de ortak nakledilir.

Differences

Zemahşerî konuyu tamamen dil/belağat düzleminde ele alıp takdim-tehir ve mecaz-ı mürsel meselesine odaklanırken, diğer müfessirler fıkhi-hukuki boyutu önceler. Râzî ve İbn Kesîr, müşrik kavramının kapsamı hakkında farklı rivayetleri karşılaştırmalı sunar; Beydâvî ise Ehl-i Kitab'ı doğrudan müşrik kapsamına dahil edip ayrı bir ayetle istisna edildiğini söyleyerek daha kesin bir konum alır. Bu farklılıklar, tefsir yönteminin (rivayet ağırlıklı, dirayet/belağat ağırlıklı veya fıkhi) ve müfessirlerin ait olduğu dönem/ekol vurgusundan kaynaklanır.

Historical context

Taberî'nin erken dönem rivayet ağırlıklı yaklaşımı, sonraki müfessirlerde (Zemahşerî, Râzî) dil ve akli istidlal boyutunun güçlenmesiyle zenginleşmiş; Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî gibi daha sonraki isimlerde ise önceki görüşlerin sistematik biçimde derlenip karşılaştırıldığı görülür. Temel mesele (müşrik kadınla evlilik hükmünün kapsamı) sabit kalmakla birlikte, konuyu ele alış yöntemi rivayetten dil tahliline, oradan fıkhi sistematizasyona doğru evrilmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, evlilik ve aile kurumunda ortak değerlerin ve niyetin önemine dair bir hassasiyeti hatırlatabilir; farklı âlimlerin görüşlerindeki çeşitlilik, dini meselelerde derinlemesine düşünme ve hoşgörülü bir yaklaşımla farklı bakış açılarını değerlendirme kültürüne örnek olabilir. Ayrıca ilim geleneğinin nesiller boyu birikerek gelişmesi, bilgiye emek ve sabırla yaklaşmanın kıymetini günümüz için de düşündürebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar