أَوْ يُصْبِحَ مَآؤُهَا غَوْرًا فَلَن تَسْتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبًا

“Or some morning the water thereof will be lost in the earth so that thou canst not make search for it.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre ayetteki 'ğavran' ifadesi, bahçenin suyunun yerin dibine çekilip kaybolmasını, yani suyun ulaşılamaz hale gelmesini ifade eder. 'Ğavr' kelimesi 'ğâir' (batan, çekilen) anlamında bir mastar olarak kullanılmıştır ve Araplar bu kelimeyi tekil-çoğul, müzekker-müennes ayrımı yapmaksızın kullanırlar. Suyun bu şekilde yok olmasından sonra kova ipleriyle bile ona ulaşılamayacağı belirtilir.

ويعني بقوله: {غورا} ذاهبا قد غار في الأرض، فذهب فلا تلحقه الرشاء
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre 'gavran' ifadesi, suyun yerin dibine çekilip yeniden ulaşılamayacak, eski konumuna geri döndürülemeyecek şekilde derinlere inmesini anlatır. Ayrıca 'gâiran' kelimesinin bir sıfat olup, mastar lafzı üzerine geldiğinden tekil-çoğul, müzekker-müennes için aynı şekilde kullanıldığını belirtir. Sonrasında Allah'ın bu mümin kişinin öngördüğünü gerçekleştirdiğini bildirdiğini ifade eder.

أي غائرا وهو نعت على لفظ المصدر كما يقال : فلان زور وصوم للواحد والجمع والمذكر والمؤنث ويقال نساء نوح أي نوائح
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, ayetteki 'غورا' kelimesinin bahçenin suyunun toprağın derinliklerine çekilip kaybolması, yani suyun bulunduğu en verimli yerden en yoksun hale gelmesi anlamına geldiğini açıklar. Ayrıca ayetin sonunda geçen ifadenin, artık o suyu geri getirmeye veya ona bir bedel bulmaya güç yetiremeyeceği anlamına geldiğini belirtir.

أي غائرا ذاهبا فتكون أعدم أرض للماء بعد أن كانت أوجد أرض للماء والغور مصدر وضع موضع الاسم
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre metindeki 'غور' (ğavr) kelimesi 'غائر' (batan, dibe çöken) anlamındadır ve yerin yüzeyini arayan suyun zıddına, yerin derinliklerine inip kaybolan suyu ifade eder. Bu kelime aslında bir masdar olup 'غائر' ismi failinden daha kuvvetli bir anlam taşımaktadır.

أي غائرا في الأرض وهو ضد التابع الذي يطلب وجه الأرض فالغائر يطلب أسفلها كما قال تعالى والغور مصدر بمعنى غائر وهو أبلغ منه
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayet, mü'min arkadaşın kâfir arkadaşa cevabını içerir; kendi imanı sebebiyle Rabbinin dünyada veya ahirette bağından daha hayırlısını vereceğini umduğunu belirtir. Ayrıca onun küfrü sebebiyle bahçesine gökten yıldırımlar veya azap takdiri göndereceğini, böylece bahçenin bitki ve ağaçları kökünden sökülerek kaygan düz bir toprağa döneceğini ifade eder. Suyunun da yerin dibine çekilip kaybolacağını, bu durumda suyu geri getirmeye asla güç yetiremeyeceğini anlatır.

فعسى ربي أن يؤتين خيرا من جنتك في الدنيا أو في الآخرة لإيماني وهو جواب الشرط. ويرسل عليها على جنتك لكفرك.

Comparison

Common ground

Taberî, Râzî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî 'ğavran/ğavr' kelimesinin bahçe suyunun yerin derinliklerine çekilip ulaşılamaz hale gelmesini ifade ettiğinde birleşir; hepsi bu okumayı dil/belağat tahliliyle (masdar-sıfat yapısı, Arap şiirinden şahitler) temellendirir ve suyun bir daha geri getirilemeyeceği vurgusunu paylaşır.

Differences

Müfessirler arasındaki fark daha çok vurgu ve kapsam düzeyinde: Taberî ve İbn Kesîr kelimenin sarf-nahiv yapısına (masdar oluşu, ism-i failden farkı) ve Katade rivayetine odaklanırken, Kurtubî bahçenin verimlilikten yoksunluğa dönüşümünü ayrıca işler. Beydâvî ise dilbilimsel tahlilin yanına ayetin bağlamını -mü'min ile kâfir arkadaşın diyaloğu, azabın sebebi olan küfür- ekleyerek daha bütüncül bir tefsir ortaya koyar; bu, onun tefsir yönteminin (kelam ve bağlam odaklı) diğerlerine göre biraz daha geniş olmasından kaynaklanır.

Historical context

Taberî'den Beydâvî'ye kadar dilbilimsel çözümleme yöntemi sabit kalmış, sonraki müfessirler öncekilerin dil tahlillerini büyük ölçüde teyit edip pekiştirmiştir. Zamanla ayetin anlatı bağlamına (mü'min-kâfir diyaloğu, ibret yönü) dair açıklamalar biraz daha belirgin hale gelmiştir; temel dilsel yorum değişmeden aktarılmıştır.

Modern connection

Bu ayet, insanın sahip olduğu nimetlerin ve emeğin kalıcılığının kesin olmadığını, dolayısıyla mal-mülke güvenmek yerine şükür ve tevekkül bilinciyle yaşamanın önemini hatırlatabilir. Ayrıca ilmî/dilsel derinlikle yapılan bu tefsirler, imanla akıl-ilim arasındaki uyumu ve sabırla, ihlasla yaşanan bir hayatın değerini düşündürebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar