قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَٰلِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدًۢا

“Say: I am only a mortal like you. My Lord inspireth in me that your Allah is only One Allah. And whoever hopeth for the meeting with his Lord, let him do righteous work, and make none sharer of the worship due unto his Lord.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayette Hz. Peygamber'e, kendisinin insanlardan biri olduğu ve ancak Allah'ın kendisine bildirdiği ölçüde bilgi sahibi olduğu, tapılacak ilahın bir ve tek olduğu söylenmesi emredilmektedir. Rabbine kavuşmayı umanın ameli, Allah'a ortak koşmadan, yani riya yapmadan halis kılınmalı; riya, görünüşte Allah için yapılan bir ameli aslında başka bir maksatla yapmak suretiyle O'na ortak koşmak sayılır.

فمن يخاف ربه يوم لقائه، ويراقبه على معاصيه، ويرجو ثوابه على طاعته يقول: فليخلص له العبادة، وليفرد له الربوبية
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre, kişinin uykuda olduğu yerden (Mekke'deyse Kâbe'ye, başka yerdeyse Mekke'ye kadar) parıldayan bir nur oluşur ve bu nurun içi, o kişi uyanıncaya kadar ona salât eden meleklerle dolar.

كان له من مضجعه نورا يتلألأ إلى مكة ، حشو ذلك النور ملائكة يصلون عليه حتى يقوم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre 'إنما أنا بشر مثلكم' ifadesi, Peygamber ile diğer insanlar arasında hiçbir sıfat farkı olmadığını, tek farkın kendisine vahyin gelmiş olması olduğunu ifade eder; bu vahyin özü ise tevhid (ilim) ve amel-i sâlih (amel) olmak üzere iki esasa dayanır. Amel-i sâlihin kabulü için de Allah için yapılması ve şirk yönlerinden arınmış olması şart koşulmuştur. Râzî bu bağlamda cündeb b. Züheyr rivayetini nakleder ve gizli-açık amel meselesini iki farklı hadisle uzlaştırır.

أي لا امتياز بيني وبينكم في شيء من الصفات إلا أن الله تعالى أوحى إلي أنه لا إله إلا الله الواحد الأحد الصمد ، والآية تدل على مطلوبين : الأول : أن كلمة { إنما } تفيد الحصر
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre bu ayet, ihlâsla amel edip Allah'ın rızasını isterken aynı zamanda o amelin insanlar tarafından bilinmesinden hoşnut olma durumunu ele almaktadır; ayetin nüzul sebebi olarak birkaç farklı sahâbî kıssası nakledilir (Cündüb b. Zübeyr, Tâvûs'un naklettiği bir adam, Mücâhid'in naklettiği bir adam). Kurtubî bu rivayetlerin hepsinin maksûd olduğunu, ayetin bunları ve benzeri tüm amelleri kapsadığını belirtir.

قلت : والكل مراد والآية تعم ذلك كله وغيره من الأعمال
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, ayetin bağlamında peygamberlerin de beşer olarak yeme, içme, evlenme gibi insanî fiillerde bulunduğunu; asıl vurgunun ise amellerin kabulünün iki temel şarta bağlı olduğunu belirtir: amelin sadece Allah rızası için yapılması (ihlas) ve Resûlullah'ın şeriatına uygun olması (isabet/sünnete uygunluk). Riya ve gizli şirk konusundaki çeşitli rivayetlerle, bir işi Allah rızası dışında bir amaçla (övülme, gösteriş, bir kişiyi memnun etme vb.) karıştırarak yapmanın ameli batıl kılacağı, çünkü Allah'ın şirk koşulan ameli kabul etmeyip bütünüyle ortağa bıraktığı anlatılır.

وهذان ركنا العمل المتقبل لا بد أن يكون خالصا لله صوابا على شريعة رسول الله صلى الله عليه وسلم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayette Hz. Peygamber, kendisinin ilim bakımından beşer olup Allah'ın kelimelerini kuşatma iddiasında bulunmadığını, sadece vahiy yoluyla tevhid bilgisiyle diğer insanlardan ayrıldığını beyan etmektedir. Amel yönünden ise ahiret buluşmasını uman kimsenin Allah'ın razı olacağı salih amel işlemesi ve bu ameli riya veya karşılığında ücret bekleme yoluyla başkasına ortak etmemesi gerektiği vurgulanır. Ayet, ilim ve amelin özünü, yani tevhid ile ibadette ihlası bir arada topladığı şeklinde açıklanır.

قل إنما أنا بشر مثلكم لا أدعي الإحاطة على كلماته. يوحى إلي أنما إلهكم إله واحد وإنما تميزت عنكم بذلك. فمن كان يرجوا لقاء ربه يؤمل حسن لقائه أو يخاف سوء لقائه. فليعمل عملا صالحا يرتضيه الله. ولا يشرك بعبادة ربه أحدا بأن يرائيه أو يطلب منه أجرا.

Comparison

Common ground

Taberî, Râzî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî; Hz. Peygamber'in beşer oluşu ile ilim bakımından vahiyle ayrıldığı hususunda ve salih amelin ancak ihlasla, riyadan ve şirkten arınmış olarak yapılması gerektiği hususunda ortaklaşır. Çoğu, ayetin nüzul sebebi olarak amelini gösteriş veya karşılık amacıyla yapan bir sahâbî kıssasına (Cündeb b. Züheyr ve benzerleri) atıfta bulunur.

Differences

Taberî ağırlıklı olarak sahâbe/tâbiîn rivayetlerinin dil ve mana açıklamasına dayanırken, Zemahşerî ayetin faziletine ilişkin bambaşka bir rivayet (uykuda oluşan nur ve melekler) nakleder ki bu diğerlerinden tamamen farklı bir eksendedir. Râzî ve Beydâvî dil/belağat tahlilini (إنما edatının hasr anlamı) rivayetle birleştirirken, Kurtubî farklı nüzul rivayetlerini tek tek sayıp bunların tümünü kapsayıcı bir ilke olarak yorumlar; İbn Kesîr ise ihlasın yanına sünnete uygunluk (isabet) şartını ekleyerek amelin kabulünü iki rükne bağlar.

Historical context

En eski müfessir Taberî'den en yeni Beydâvî'ye kadar temel çerçeve -tevhid ve ihlaslı amel- sabit kalmış, ancak zamanla dil tahlili (Râzî, Beydâvî) ve sistematik şart belirleme (İbn Kesîr'in ihlas+isabet ikilisi) gibi yöntemsel derinleşmeler eklenmiştir. Zemahşerî'nin naklettiği rivayet ise ayetin ana temasından bağımsız, dönemin tefsir kültüründe yer bulan bir fazilet anlatısı olarak istisna teşkil eder.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, bir davranışın değerini onun görünürlüğünden çok taşıdığı niyetin saflığında aramanın önemine işaret eder; günlük hayatta yapılan iyiliklerin veya hizmetlerin başkalarının takdirine bağlı olmaksızın sürdürülmesi bu ilkeyle örtüşür. Ayrıca ilim ile amel arasındaki dengeye yapılan vurgu, bilgiyi sahiplenirken alçakgönüllülüğü ve samimiyeti elden bırakmama konusunda düşünmeye davet eder.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar