قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا

“Say: Though the sea became ink for the Words of my Lord, verily the sea would be used up before the words of my Lord were exhausted, even though We brought the like thereof to help.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre ayet, Hz. Peygamber'e denizin mürekkep olarak kullanılsa ve bir o kadar daha mürekkep eklense bile Allah'ın kelimelerinin tükenmeyeceğini bildirmesini emretmektedir. 'Meddâ' kelimesi burada 'ziyade/ilave' anlamındadır, yani denize eşit miktarda daha mürekkep katılması kastedilmektedir. Bazı kıraat sahiplerinin 'medden' okuyuşuyla da aynı mananın, denizin Rabbinin kelimelerinden önce tükeneceği anlamının kastedildiği belirtilmiştir.

ولو مددنا البحر بمثل ما فيه من الماء مددا، من قول القائل: جئتك مددا لك، وذلك من معنى الزيادة
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre ayette geçen 'mühür' kelimesi divitte kullanılan mürekkep veya kandile konulan yağ anlamına gelir; 'toprağın gübresi' için de 'medâdü'l-arz' denir. Anlam ise şudur: Allah'ın ilim ve hikmetinin kelimeleri yazılsa, deniz -ki burada deniz cinsi kastedilmektedir- bunun mürekkebi olsa, onun benzeri kadar bir deniz daha eklense yine tükenir, oysa Allah'ın kelimeleri tükenmez. Ayrıca 'medâdâ' kelimesinin temyiz olduğunu, İbn Abbas'tan farklı bir kıraat rivayetini ve A'rec'in 'mideden' şeklindeki okuyuşunu da nakleder.

والمعنى : لو كتبت كلمات علم الله وحكمته وكان البحر مدادا لها ، والمراد بالبحر الجنس بمثل البحر مدادا لنفد أيضا . والكلمات غير نافدة .
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre âyette 'medad' kelimesi, dîvitte kullanılan mürekkep veya kandilde kullanılan yakıt gibi 'yardımcı madde' anlamına gelir; âyetin anlamı, denizin tamamı Allah'ın kelimelerini yazmak için mürekkep olsa, kelimeler tükenmeden denizin tükeneceğidir. Bunun sebebi, denizlerin ne kadar büyük ve geniş varsayılırsa varsayılsın sonlu olmaları, Allah'ın ilim ve hikmetine ait bilgilerin ise sonsuz olmasıdır; sonlu olan şey asla sonsuz olanı karşılayamaz.

تقرير الكلام أن البحار كيفما فرضت في الاتساع والعظمة فهي متناهية ومعلومات الله غير متناهية والمتناهي لا يفي البتة بغير المتناهي
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre bu ayette 'kelimeler'den kasıt, Allah'ın sonu ve nihayeti olmayan kadim kelamıdır; kelam bir olsa da içerdiği ince manalar ve makamına vekalet etmesi sebebiyle tazim amacıyla çoğul lafızla ifade edilmiştir. Ayrıca ayetin inişiyle ilgili olarak Yahudilerin Hz. Peygamber'e kendisine ilim verildiğini ama ruh konusunda bilgisi olmadığını söylemeleri üzerine, Kur'an ve Tevrat'ın Allah'ın kelimelerine göre az kaldığı belirtilmiştir.

وقيل : عنى بالكلمات الكلام القديم الذي لا غاية له ولا منتهى وهو وإن كان واحدا فيجوز أن يعبر عنه بلفظ الجمع لما فيه من فرائد الكلمات ولأنه ينوب منابها فجازت العبارة عنها بصيغة الجمع تفخيما
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayette 'bimislihî' ifadesi sadece bir deniz daha eklemekle sınırlı değildir; bunun ardından bimislihî bimislihî diye sonsuza kadar devam eden çoğaltmayı ifade eder, çünkü Allah'ın ayetleri ve kelimeleri sayılamaz. Deniz mürekkep, ağaçlar kalem olsa bile Allah'ın kelimeleri tükenmeden önce denizler tükenir ve kalemler kırılır.

فليس المراد بقوله ( بمثله ) آخر فقط بل بمثله ثم بمثله ثم بمثله ثم هلم جرا لأنه لا حصر لآيات الله وكلماته
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayet, denizin Allah'ın kelimelerini yazmak için mürekkep olarak kullanılsa bile tükeneceğini, oysa Rabbinin kelimelerinin -ilim ve hikmetinin sonsuzluğu sebebiyle- asla tükenmeyeceğini anlatır. Denizin cismi sonlu olduğu için, sonlu olan şey sonsuz olandan önce mutlaka tükenir; bu durum ikinci bir deniz getirilse (mededâ) bile değişmez, çünkü sonlu şeylerin toplamı da sonludur.

لنفد البحر لنفد جنس البحر بأمره لأن كل جسم متناه. قبل أن تنفد كلمات ربي فإنها غير متناهية لا تنفد كعلمه، وقرأ حمزة والكسائي بالياء.

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin, denizin mürekkep olarak kullanılması halinde bile Allah'ın kelimelerinin (ilim ve hikmetinin) tükenmeyeceğini, denizin -ilaveler yapılsa da- sonlu olduğu için mutlaka tükeneceğini anlattığında birleşir. Ayrıca 'medad/meddâ' kelimesinin dilsel tahlili ve kıraat farklılıkları üzerinde ortak bir vurgu vardır.

Differences

Taberî ve Beydâvî konuyu daha çok dil ve kıraat farklılıkları üzerinden ele alır; Zemahşerî kelimenin sözlük anlamına (mürekkep/yağ/gübre) ve temyiz yapısına dikkat çeker; Râzî meseleyi akli-mantıksal bir çıkarımla (sonlu-sonsuz karşılaştırması) temellendirir; Kurtubî ayeti sebeb-i nüzul rivayetiyle (Yahudilerin sorusu) ilişkilendirip 'kelimeler'in kadim kelam olduğunu vurgular; İbn Kesîr ise 'bimislihî'nin sonsuz tekrarı ifade ettiğini belirterek anlamı daha da genişletir.

Historical context

Erken dönem müfessirler (Taberî) daha çok rivayet ve temel dil tahliline dayanırken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) belâgat ve akli istidlal ağırlık kazanmış, Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha geç müfessirler ise rivayet-dil analizini sebeb-i nüzul bilgisiyle birleştirerek konuyu zenginleştirmiştir. Temel anlayış zaman içinde sabit kalmış, sadece izah yöntemleri ve vurgu noktaları çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, insanın elde ettiği bilginin ne kadar genişlese de sınırlı kaldığını, dolayısıyla ilim yolunda alçakgönüllülük ve öğrenmeye açıklığın kıymetini hatırlatabilir. Bilim ve iman arasında bir çatışma değil, ilmin sonsuzluğuna duyulan hayret üzerinden bir uyum aranabileceği düşünülebilir. Bu bakış, bireyin kendi bilgisiyle övünmek yerine sabırla ve ihlasla öğrenmeye devam etmesini teşvik eden bir tutuma zemin sunabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar