وَإِن كَادُوا۟ لَيَفْتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ لِتَفْتَرِىَ عَلَيْنَا غَيْرَهُۥ وَإِذًا لَّٱتَّخَذُوكَ خَلِيلًا

“And they indeed strove hard to beguile thee (Muhammad) away from that wherewith We have inspired thee, that thou shouldst invent other than it against Us; and then would they have accepted thee as a friend.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayetteki fitne, müşriklerin Hz. Peygamber'i vahyedilen şeyden başka bir şeye kaydırmak için giriştikleri baskıdır ve bunun ne olduğu konusunda tefsir ehli ihtilaf etmiştir; bir görüşe göre bu, müşriklerin ilahlarına biraz yaklaşması (ilmam) teklifidir ve Hacer-i Esved'i öpmesine izin vermeleri karşılığında bunu içinden geçirmiştir, ancak Allah bundan onu korumuştur. Ayrıca ayette geçen 'az bir müddet' ifadesinin, Peygamber'in Mekke'den çıkışı ile müşriklerin Bedir'de öldürülmesi arasındaki süreye işaret ettiği belirtilmiştir.

فحدث نفسه، وقال: «ما علي أن ألم بها بعد أن يدعوني أستلم الحجر، والله يعلم أني لها كاره» فأبى الله، فأنزل الله: الآية
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre âyetteki 'إن' harfi, tahfif edilmiş (hafifletilmiş) 'إنّ'dir ve gelen 'لام' onu nafiye olan 'إن'den ayıran fasıla lamıdır. Anlam olarak müşrikler Peygamber'i, Allah'ın emir-yasak, vaad-vaîdine dair hükümlerinde değişiklik yaptırarak fitneye düşürmeye (kandırmaya) yaklaşmışlardır; onların amacı vaadi vaîde, vaîdi vaade çevirtmek ve Sakîf kabilesinin talep ettiği gibi Allah'ın indirmediği şeyi O'na nispet ettirmektir.

إن مخففة من الثقيلة ، واللام هي الفارقة بينها وبين النافية . والمعنى : أن الشأن قاربوا أن يفتنوك أي يخدعوك فاتنين من أوامرنا ونواهينا ووعدنا ووعيدنا لتقول علينا لم لم نقل
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu metin, ayetin müşriklerin Hz. Peygamber'i vahiy dışı bir şey söylemeye ikna etme veya zorlama girişimlerine işaret ettiğini aktarır; bu bağlamda Sakif heyetinin taleplerine, Kureyş'in ayetleri değiştirme isteğine ve putlara dokunma/hacer-i esved'i öpme konusundaki baskılarına dair farklı rivayetler nakledilir. Ayrıca bu rivayetlerin Hz. Peygamber'de hata ve unutmanın (fitneye meyletme ihtimalinin) caiz olduğuna delil sayıldığı belirtilir. Metin, olayın Medine'de mi Mekke'de mi geçtiğine dair farklı görüşlere göre ayetin Medeni ya da Mekki olarak nitelendirildiğini de aktarır.

قال أهل العلم : هذه الآية تدل على أن الخطأ والنسيان جائزان على الرسول ، لأن الله تعالى قال : أي لو فعلت ما أرادوا لاتخذوك خليلا وأظهروا للناس أنك موافق لهم على كونهم وراض بشركهم
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre bu ayette 'yeftinûneke' fiili, seni bulunduğun görüşten çevirmek, saptırmak anlamına gelir; yani müşrikler seni Kur'an'ın hükmünden ayırmaya çalışmaktadır. Onların istediğini vermek Kur'an hükmüne aykırılık teşkil eder ve bu talep Sakîf kabilesinin vadilerinin Mekke gibi haram kılınmasını istemeleriyle ilgilidir. 'Halîlen' kelimesi ise iki şekilde açıklanmıştır: onlarla dostluk kurman (hulle-dostluk) veya onlara muhtaç olman (hulle-fakirlik) anlamında olabilir.

أي يزيلونك يقال : فتنت الرجل عن رأيه إذا أزلته عما كان عليه قاله الهروي وقيل يصرفونك والمعنى واحد أي حكم القرآن لأن في إعطائهم ما سألوه مخالفة لحكم القرآن
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayet Sakîf kabilesi hakkında inmiştir; onlar Peygamber'e iman etmeden önce kendilerine bazı özel ayrıcalıklar (öşür ve haşirden muaf olma, ribalarının korunması, Lât putuna belirli süre dokunulmaması, vadilerinin Mekke gibi haram kılınması) verilmesini şart koşmuşlardır. Bir görüşe göre de bu, Kureyş'in Hacer-i Esved'e dokunma izni karşılığında putlarına da dokunulmasını istemeleriyle ilgilidir. Ayetteki 'إن' hafifletilmiş, 'لام' ise fark edici olup anlam, onların ısrarla Peygamber'i vahyedilenden başka bir şey iftira etmeye yaklaştırma girişimidir; eğer onlara uysaydı, kendisini onlardan (Allah'ın velayetinden) uzak bir dost/veli edinirlerdi.

نزلت في ثقيف قالوا لا ندخل في أمرك حتى تعطينا خصالا نفتخر بها على العرب لا نعشر ولا نحشر ولا نجبى في صلاتنا، وكل ربا لنا فهو لنا وكل ربا علينا فهو موضوع عنا

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetteki 'fitne'nin müşriklerin Hz. Peygamber'i vahiy dışı bir şeye kaydırma/saptırma girişimi olduğunda birleşir; ayrıca 'إن' harfinin hafifletilmiş 'إنّ', gelen 'لام'ın da ayırıcı fasıla lamı olduğu dilbilimsel tespiti ile Sakîf kabilesinin veya Kureyş'in putlara/Hacer-i Esved'e dokunma talepleri gibi rivayetler ortak referans noktalarıdır.

Differences

Taberî ve Râzî olayın Mekke mi Medine'de mi geçtiğine ve ayetin buna bağlı olarak Mekki/Medeni sayılmasına dair ihtilafı aktarırken, Kurtubî ve Beydâvî daha çok Sakîf kabilesinin somut taleplerine (öşür muafiyeti, riba, Lât putu) odaklanır. Zemahşerî ve Beydâvî dilbilimsel/i'rab tahliline daha fazla ağırlık verirken, Taberî rivayet çokluğunu ve şiirsel dil kanıtını önceler; Râzî ayrıca bu rivayetlerin Peygamber'de hata/unutma ihtimaline delil sayılıp sayılmayacağı tartışmasını gündeme getirir ki bu diğerlerinde belirgin değildir.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî ağırlıklı olarak rivayet zincirlerini nakletmekle yetinirken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) zamanla dilbilimsel/i'rab analizini daha sistematik hale getirmiş ve rivayetleri belagat çerçevesinde yeniden değerlendirmiştir; temel anlam çizgisi (müşriklerin baskısı) dönemler boyunca sabit kalmış, yöntemsel derinlik ve tartışılan yan meseleler (Peygamber'de hata ihtimali gibi) zamanla çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu ayet, kişinin doğru bildiği yoldan taviz vermesi için gelen çeşitli baskılar karşısında ilkeli ve sabırlı kalmanın önemine işaret ediyor olabilir. Günümüzde de bireyin ya da bir topluluğun değerlerinden ödün vermemesi, ihlas ve sabırla yapıcı bir tutum sürdürmesi, toplumsal dayanışma ve doğruluktan sapmama konusunda bir ilham kaynağı olarak düşünülebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar