وَأَوْفُوا۟ بِعَهْدِ ٱللَّهِ إِذَا عَٰهَدتُّمْ وَلَا تَنقُضُوا۟ ٱلْأَيْمَٰنَ بَعْدَ تَوْكِيدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ ٱللَّهَ عَلَيْكُمْ كَفِيلًا إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ
“Fulfil the covenant of Allah when ye have covenanted, and break not your oaths after the asseveration of them, and after ye have made Allah surety over you. Lo! Allah knoweth what ye do.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî, ayetteki yeminlerin ve ahidlerin bozulmasıyla ilgili ifadenin, Hz. Peygamber'e İslam üzere bağlılık yemini eden Müslümanların, müşriklerin sayıca çok, Müslümanların az olması sebebiyle bu bağlılıktan (bey'atten) dönmelerinin yasaklanmasıyla ilgili olduğunu, bunun Mücahid'in söylediği cahiliye dönemi ittifaklarından ayrılma görüşünden daha doğru olduğunu belirtir. Ancak sonunda her iki görüşün de mümkün olabileceğini, kesin bir delil bulunmadığını ve hükmün sebebiyle sınırlı olmayıp genel olduğunu ifade eder.
والصواب من القول في ذلك أن يقال: إن الله تعالى أمر في هذه الآية عباده بالوفاء بعهوده التي يجعلونها على أنفسهم، ونهاهم عن نقض الأيمان بعد توكيدها على أنفسهم لآخرين بعقود تكون بينهم بحق مما لا يكرهه الله وجائز أن تكون نزلت في الذين بايعوا رسول الله صلى الله عليه وسلم بنهيهم عن نقض بيعتهم حذرا من قلة عدد المسلمين وكثرة عدد المشركين
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre ayetteki 'eymân' Allah adı zikredilerek pekiştirilen bir bey'at yeminini ifade eder. 'Ekkede' ve 'vekkede' fiilleri aynı anlama gelen iki fasih dil şeklidir; aslı vav olup hemze bundan bedeldir. 'Kefîlâ' kelimesi şâhid ve rakîb anlamındadır, çünkü kefil kendisine kefil olunan kişinin durumunu gözetip ona nezaret eden kimsedir.
وأكد ووكد : لغتان فصيحتان ، والأصل الواو ، والهمزة بدل { كفيلا } شاهدا ورقيبا ؛ لأن الكفيل مراع لحال المكفول به مهيمن عليه
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu metinde Râzî, ayetin 'ahdi bozmayın' emrinin, insanın kendi iradesiyle üstlendiği taahhütlere (yeminler, nezirler, iman ve cihad ahdi gibi) özgü olması gerektiğini belirtir. Bu bağlamda Ebû Hanîfe ile Şâfiî arasındaki bayram günü oruç nezri veya çocuğu kesme nezri gibi meselelerdeki ihtilafı aktarır; Ebû Hanîfe'ye göre böyle bir nezir, oruç ve kesim gibi mürekkeb bir mahiyet taşıdığından her iki unsuru da gerektirir. Ayrıca ayetteki 'ahd'in yemine hamledilmemesi gerektiği, çünkü bunun metindeki devam ifadeleriyle çeliştiği belirtilir.
حجة أبي حنيفة أنه نذر الصوم والذبح فيلزمه الصوم والذبح ، بيان الأول أنه نذر صوم يوم العيد ، ونذر ذبح الولد ، وصوم يوم العيد ماهية مركبة من الصوم ومن وقوعه في يوم العيد
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî'ye göre bu ayet, tevkîd (yeminleri sağlamlaştırma) sonrasında yapılan yeminlerin bozulmasını yasaklamaktadır ve buradaki ahid lafzı, dille bağlanan ve kişinin üzerine aldığı her türlü yükümlülüğü (alışveriş, akrabalık bağı, dinin gerektirdiği bir konuda anlaşma) kapsayan genel bir ifadedir. Ayrıca bu ayetin, Hz. Peygamber'e İslam üzerine yapılan bey'at hakkında yahut Cahiliye döneminde yapılan ve İslam'ın vefa gösterilmesini emrettiği hilf (yemin/ittifak) konusunda indiği söylenmiştir. Hılf-ul Fudûl örneği üzerinden, Cahiliye'deki hakkı savunma amaçlı ittifakların İslam'da da geçerli kaldığı, sadece 'lâ hilfe fil-İslâm' hadisinin bunu istisna kıldığı açıklanmıştır.
وحل ما انعقدت عليه ال لفظ عام لجميع ما يعقد باللسان ويلتزمه الإنسان من بيع أو صلة أو مواثقة في أمر موافق للديانة وهذه الآية مضمن قوله إن الله يأمر بالعدل والإحسان
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre ayette geçen 'ahid' Resûlullah'a yapılan İslam bey'atini ifade eder; bunun dayanağı 'إن الذين يبايعونك إنما يبايعون الله' ayetidir. Ayrıca bu ifadenin adakları veya genel olarak Allah'a imanı da kapsayabileceği ihtimalleri nakledilir. Yeminlerin bozulmaması emri, bey'at yeminlerine veya mutlak olarak tüm yeminlere işaret eder ve Allah'ın bu yeminlere kefil/şahid kılınması, O'nun yapılanları bilip gözetmesiyle pekiştirilir.
البيعة لرسول الله صلى الله عليه وسلم على الإسلام لقوله تعالى: إن الذين يبايعونك إنما يبايعون الله.
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu ayet, yeminlerin sağlamlaştırıldıktan sonra bozulmasına yönelik bir tehdit ve uyarı içermektedir. 'Yemin' kelimesi cahiliye dönemindeki ittifak/hilf yeminlerini ifade eder; İslâm'da böyle bir yemine ihtiyaç olmadığı, İslâm'a bağlılığın bu yerine yeteceği belirtilmiştir. Ayrıca Enes'ten gelen rivayetlerdeki 'hilf' kelimesinin muhacir ve ensar arasındaki kardeşlik/miras akdine işaret ettiği, bunun sonradan neshedildiği açıklanmıştır.
لا حلف في الإسلام وأيما حلف كان في الجاهلية فإنه لا يزيده الإسلام إلا شدة
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayetteki 'ahid' ve 'yemin' kavramlarının pekiştirilmiş, sağlamlaştırılmış bir bağlılığı ifade ettiği ve bunun bozulmasının yasaklandığı konusunda birleşir. Ayrıca çoğu (Taberî, Kurtubî, Beydâvî, İbn Kesîr) bu ifadenin Hz. Peygamber'e yapılan İslam bey'atiyle ilişkili olabileceğini kabul eder ve Allah'ın bu ahde şahit/kefil kılınmasının vurgu ve pekiştirme amacı taşıdığını belirtir.
Differences
Taberî bey'at yorumunu tercih etmekle birlikte Mücahid'in cahiliye ittifakları yorumunu da mümkün görüp kesin hüküm vermez; Kurtubî ise her iki nüzul sebebini de nakledip Hılf-ul Fudûl örneğiyle ahdin genel bir kapsamı olduğunu savunur. İbn Kesîr yemini doğrudan cahiliye hilf akitleriyle özdeşleştirip bunun İslam'da neshedildiğini söyler. Zemahşerî ve Beydâvî meseleye ağırlıklı olarak dil/belağat açısından yaklaşırken, Râzî ise ahdin insanın kendi iradesiyle üstlendiği taahhütlere (nezir, yemin) özgü olması gerektiğini vurgulayıp fıkhi ihtilafları (Ebû Hanîfe-Şâfiî) aktararak farklı bir eksene kayar. Bu farklar kısmen rivayet zenginliğinden, kısmen de her müfessirin kendi yönteminden (dilci, fakih, rivayetçi) kaynaklanır.
Historical context
Erken dönem müfessirler (Taberî, İbn Kesîr) meseleyi ağırlıklı olarak rivayet ve nüzul sebebi çerçevesinde ele alırken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dil tahlili ve fıkhi çıkarımların daha sistematik biçimde devreye girdiği görülür. Kurtubî bu iki yaklaşımı birleştirerek hem rivayeti hem tarihsel örnekleri (Hılf-ul Fudûl) harmanlar. Temel çerçeve (ahdin bozulmaması) dönemler boyunca sabit kalmış, ancak yorumun genişliği ve dayandığı disiplin zamanla çeşitlenmiştir.
Modern connection
Bu ayet, verilen sözlere ve üstlenilen sorumluluklara bağlı kalmanın, sayıca veya güç bakımından zor şartlarda bile vazgeçilmemesi gereken bir ahlaki tutum olduğunu hatırlatabilir. Aile içi, toplumsal ve mesleki ilişkilerde güvenilirlik ve sözünde durma, toplumsal dayanışmayı besleyen temel bir değer olarak düşünülebilir. Ayrıca müfessirlerin farklı yorumları, bir metnin anlaşılmasında sabır ve dikkatli düşünmenin önemini gösterir; bu da ilim edinme sürecinde ihtiyatlı ve kapsayıcı bir yaklaşımı teşvik edebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar