وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَخْلُقُونَ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ

“Those unto whom they cry beside Allah created naught, but are themselves created.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî bu pasajda, ayette geçen 'yaratanlar' ifadesiyle ilgili üç muhtemel yorumdan ikincisi ve üçüncüsünü aktarır: ikincisine göre bu ifade yaratılan ile yaratan arasındaki bir benzetme/uygunluk (müşâkele) ilişkisinden kaynaklanır; üçüncüsüne göre ise anlam, ilim sahiplerinden yaratabilen birinin yaratamayanla eşit olmadığı, hiç ilmi olmayanın ise bundan daha da uzak olduğu şeklindedir.

والثاني : المشاكلة بينه وبين من يخلق . والثالث : أن يكون المعنى أن من يخلق ليس كمن لا يخلق من أولي العلم ، فكيف بما لا علم عنده
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu metinde Râzî, ayetin putları çeşitli sıfatlarla nitelediğini belirtir; ilk sıfat onların hiçbir şey yaratmayıp bilakis kendilerinin yaratılmış olmalarıdır. Ayetin başındaki ifadeyle burada tekrar olduğu itirazına karşı, baştaki ifadenin sadece 'bir şey yaratamama'yı, buradakinin ise buna ilaveten 'başkası tarafından yaratılmış olma'yı bildirdiğini, dolayısıyla anlamda bir ziyade bulunduğunu açıklar. İkinci sıfat olarak da meleklere tapanların kastedildiği, meleklerin ölümlü ve hayatları baki olmayan varlıklar olduğu belirtilir.

فإن قيل : أليس أن قوله في أول الآية : يدل على نفس هذا المعنى ، فكان هذا محض التكرير . وجوابه : أن المذكور في أول الآية أنهم لا يخلقون شيئا ، والمذكور ههنا أنهم لا يخلقون شيئا وأنهم مخلوقون لغيرهم ، فكان هذا زيادة في المعنى
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu bölümde âyetteki fiilin "تدعون" (te ile, hitap sigasıyla) mi yoksa "يدعون" (ye ile, gaib sigasıyla) mi okunduğuna dair kıraat farklılıklarını nakletmektedir. Cumhurun kıraati te iledir çünkü öncesi hitap siyakındadır; Ebû Bekir'in Âsım'dan, Hübeyre'nin Hafs'tan rivayeti ise ye ile okunmuştur ki bu Ya'kûb'un da kıraatidir. Aynı şekilde "ما تسرون وما تعلنون" ifadesi de çoğunlukla te ile hitap sigasıyla okunmuş, sadece Hübeyre'nin Hafs an Âsım rivayetinde ye ile okunmuştur.

قراءة العامة تدعون بالتاء لأن ما قبله خطاب روى أبو بكر عن عاصم وهبيرة عن حفص يدعون بالياء وهي قراءة يعقوب
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayet, Allah'tan başka tapılan varlıkların ilahlık vasfını taşımadığını, çünkü onların hiçbir şey yaratamadığını, bilakis kendilerinin yaratılmış olduğunu ortaya koyar. Ayrıca bu varlıklar ölü ve cansızdır, kendi dirilme veya başkalarının diriltilme vaktini bile bilemezler; oysa ilah olması gereken varlık zorunlu varlık (vâcibü'l-vücûd), zâtıyla diri ve gaybları bilen olmalıdır. Bu üç vasfın (yaratamamak, ölü olmak, gaybı bilmemek) sıralanışı, putların ilahlık iddiasını çürütmek için birbirini tamamlayan deliller sunar.

لما نفى المشاركة بين من يخلق ومن لا يخلق بين أنهم لا يخلقون شيئا لينتج أنهم لا يشاركونه، ثم أكد ذلك بأن أثبت لهم صفات تنافي الألوهية

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin, Allah'tan başka tapılan varlıkların yaratma vasfından yoksun olduğunu, dolayısıyla ilahlık iddialarının temelsiz olduğunu vurguladığı konusunda birleşir; Zemahşerî ve Râzî ayrıca ifadedeki anlam inceliklerinin sadece tekrar olmadığını, ziyade bir mana taşıdığını ortaklaşa öne çıkarır.

Differences

Zemahşerî dil ve belağat açısından ifadenin müşâkele ilişkisi ya da ilim-kudret karşılaştırması şeklinde yorumlanabileceğini tartışırken, Râzî ayeti putlara dair sıralı sıfatlar (yaratılmışlık, ölümlülük) üzerinden kelâmî bir çıkarımla ele alır. Kurtubî ise anlam tartışmasından ziyade kıraat farklılıklarına (te/ye sigaları) odaklanarak rivayet temelli bir yaklaşım sunar. Beydâvî ise meseleyi vâcibü'l-vücûd kavramı etrafında mantıksal-kelâmî bir çerçeveye taşıyarak ilahlık vasıflarını sistematik biçimde temellendirir; bu farklılıklar müfessirlerin yöntem tercihlerinden (dilbilimci, kelamcı, kıraat âlimi) kaynaklanır.

Historical context

Daha erken dönem müfessiri Zemahşerî'nin dil merkezli yaklaşımı, sonraki dönemde Râzî ve Beydâvî'de kelâmî istidlallere doğru genişlerken, Kurtubî'nin kıraat rivayetlerine dayanan yöntemi farklı bir aktarım geleneğini sürdürür; temel mesaj (yaratma vasfının yokluğu) sabit kalırken, bu mesajı temellendirme araçları dönemin ilmî eğilimlerine göre çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, gücün ve değerin yaratma, bilme ve diri olma gibi köklü niteliklere bağlı olduğunu düşünmeye davet eder; bu da ilim ile iman arasındaki uyumu hatırlatabilir. Ayrıca farklı yorum ve kıraat birikimlerinin aynı temel mesaj etrafında bir araya gelmesi, bilgiye dayalı hoşgörülü bir yaklaşımın kıymetini düşündürebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar