ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا عَلَى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ

“That is because they have chosen the life of the world rather than the Hereafter, and because Allah guideth not the disbelieving folk.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metin, dönme (irtidad) fiilinin sebebi ile sonucu arasındaki ilişkiyi tartışmaktadır; kıyamet gününde cennete hidayet edilememenin bu irtidada sebep veya illet olmadığı, aksine bu irtidadın bir sonucu ve onun ma'lülü olduğu belirtilir. Buna göre bu tür bir te'vil geçersiz kılınmakta, ardından Allah'ın onları imandan çevirdiği hususunun beyanı tekit edilmektedir.

وعدم الهداية يوم القيامة إلى الجنة ليس سببا لذلك الارتداد ، ولا علة له بل مسببا عنه ومعلولا له فبطل هذا التأويل
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayetteki ifade, insanların dünyayı ahirete tercih ettikleri, onu ahirete karşı seçtikleri anlamına gelmektedir.

أي اختاروها على الآخرة
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 'ذلك' işareti, imandan sonra küfre düşmeye veya öncesindeki tehdide (vaîd) işaret eder. Bu kişiler dünya hayatını ahirete tercih ettikleri için Allah onları hidayete erdirmemiş, kalpleri, işitme ve görmeleri mühürlenmiş; bu yüzden hakkı idrak edip düşünmekten âciz kalmış, gafletin en kâmil derecesinde olup akıbetlerini düşünememişlerdir. Sonuç olarak ömürlerini kendilerini ebedî azaba sürükleyecek şeylere harcadıklarından ahirette hüsrana uğrayanlardan olmuşlardır.

ذلك إشارة إلى الكفر بعد الإيمان أو الوعيد. بأنهم استحبوا الحياة الدنيا على الآخرة بسبب أنهم آثروها عليها. وأن الله لا يهدي القوم الكافرين أي الكافرين في علمه إلى ما يوجب ثبات الإيمان ولا يعصمهم من الزيغ.

Comparison

Common ground

Üç müfessir de ayetteki 'işaret'in (o hâlin/durumun) neye delalet ettiğini, yani dünya-ahiret tercihi ile hidayetten mahrumiyet arasındaki bağın mahiyetini dilbilimsel tahlille çözmeye çalışır; hepsi dünyayı ahirete tercih etmenin merkezi bir unsur olduğunda birleşir.

Differences

Râzî meseleyi sebep-sonuç (illet-ma'lül) mantığı üzerinden ele alıp irtidadın hidayetsizliğin nedeni değil sonucu olduğunu vurgularken, Kurtubî daha sade biçimde dünyanın ahirete tercih edildiği anlamına odaklanır; Beydâvî ise işaret zamirinin merciini tartışıp kalbin mühürlenmesi ve gafletin mübalağalı ifadesi gibi ince dil nüanslarına eğilerek konuyu daha kapsamlı bağlamsal bir çerçeveye oturtur.

Historical context

Kurtubî'nin nispeten öz açıklamasından, Râzî'nin mantıksal-kelamî derinleştirmesine ve Beydâvî'nin dilbilimsel ayrıntıya dayalı sentezine doğru bir zenginleşme görülür; temel mesaj (dünya-ahiret tercihi) sabit kalırken, izah yöntemleri müfessirin ilgi alanına göre farklılaşmıştır.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, kişinin günlük tercihleriyle iç dünyasının/istikametinin şekillendiği fikrini hatırlatabilir; anlık kazançları önceleyip uzun vadeli anlamı ihmal etmenin, farkında olmadan bir gaflet haline dönüşebileceği düşünülebilir. Bu bağlamda ilim ve iman dengesini gözeten, bilinçli ve sabırlı bir hayat tutumu teşvik edici bir ders olarak değerlendirilebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar