وَٱسْتَفْتَحُوا۟ وَخَابَ كُلُّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ

“And they sought help (from their Lord) and every froward potentate was bought to naught;” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre ayetteki 'istiftah' peygamberlerin kavimlerine karşı Allah'tan yardım ve zafer istemesi anlamındadır; 'her cebbâr-ı anîd'in helak olduğu bildirilir ve 'anîd' hakkı kabulden kaçınan, tevhide ve ihlasa yanaşmayan inatçı kişi olarak açıklanır. Müfessir çeşitli tabiîn görüşlerini (Mücahid, İbrahim, Katade, İbn Zeyd) nakleder; kimileri bunu peygamberlerin düşmanlarına karşı yardım istemesi, kimileri de kavimlerin azap isteyerek 'istiftah' etmesi şeklinde yorumlamıştır (İbn Zeyd'in görüşü diğerlerine muhaliftir).

يقول تعالى ذكره: واستفتحت الرسل على قومها: أي استنصرت الله عليها يقول: هلك كل متكبر جائر حائد عن الإقرار بتوحيد الله وإخلاص العبادة له، والعنيد والعاند والعنود بمعنى واحد
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî bu ayete iki farklı anlam vermektedir: Birincisi, peygamberler ve müminler Allah'tan düşmanlarına karşı yardım istediler, bu yardım gerçekleşti ve onlar zafer kazanıp kurtuluşa erdiler, buna karşılık her inatçı zorba (kendi kavimleri) hüsrana uğradı. İkinci görüşe göre ise, kâfirler kendilerinin hak üzere, peygamberlerin ise batıl üzere olduğunu zannederek fetih/zafer istediler, ancak bu istekleri gerçekleşmedi ve içlerindeki her inatçı zorba hüsrana uğradı.

واستنصروا الله على أعدائهم معناه فنصروا وظفروا وأفلحوا ، وخاب كل جبار عنيد ، وهم قومهم . وقيل : واستفتح الكفار على الرسل ، ظنا منهم بأنهم على الحق والرسل على الباطل
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre 'istiftah' kelimesi iki anlama gelebilir: birincisi Allah'tan zafer ve yardım talep etmek, ikincisi ise iki taraf arasında hüküm/hakemlik istemek. Ayrıca 'istiftah edenler' ifadesiyle kastedilenin ya peygamberler (ki bu durumda onlar zafer kazanmıştır) ya da kâfirler (ki bu durumda kâfirler peygamberlere karşı zafer umarak istiftah etmişler ama başarısız olmuşlardır) olabileceği belirtilmiştir. 'Cebbâr' kelimesi de burada Allah'a itaat ve ibadete karşı büyüklenen kimse olarak açıklanmıştır.

إن قلنا : المستفتحون هم الرسل ، كان المعنى أن الرسل استفتحوا فنصروا وظفروا بمقصودهم وفازوا وهم قومهم ؛ وإن قلنا : المستفتحون هم الكفرة ، فكان المعنى : أن الكفار استفتحوا على الرسل ظنا منهم أنهم على الحق والرسل على الباطل منهم وما أفلح بسبب استفتاحه على الرسل
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, ayetteki 'istiftah' kelimesini peygamberlerin kavimlerine karşı yardım isteme ve helak duasında bulunma izni olarak açıklar; bunu İbn Abbas'tan nakleder. Ayrıca 'cebbâr' ve 'anîd' kelimelerinin lafız farklı olsa da aynı manaya geldiğini, her ikisinin de haktan uzaklaşan, büyüklenen kişiyi ifade ettiğini belirtir. Bazı müfessirlerin bu ayetteki kişiyi Ebu Cehil olarak yorumladığını da nakleder ve Velid b. Yezid'in başına gelen ibretlik bir kıssayı anlatır.

قلت : والجبار والعنيد في الآية بمعنى واحد وإن كان اللفظ مختلفا وكل متباعد عن الحق جبار وعنيد أي متكبر
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, ayetteki 'istiftah' fiilinin iki farklı yorumunu nakleder: İbn Abbas, Mücahid ve Katade'ye göre resuller Rablerinden kavimlerine karşı yardım/zafer talep etmişlerdir; Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem'e göre ise ümmetler kendi aleyhlerine (helak talep ederek) istiftah etmişlerdir. Ayrıca 'cebbar aneed' ifadesi, kendi kendine büyüklenen ve hakka karşı direnen kimse olarak açıklanmıştır.

استنصرت الرسل ربها على قومها قاله ابن عباس ومجاهد وقتادة وقال عبد الرحمن بن زيد بن أسلم استفتحت الأمم على أنفسها
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 'واستفتحوا' ifadesi peygamberlerin (ya da kâfirlerin, ya da her iki tarafın) Allah'tan kendileriyle düşmanları arasında hak ile hüküm/fetih dilemesini ifade eder; sonuç olarak müminler kurtulmuş, hakka karşı direnen her inatçı zorba ise hüsrana uğramıştır. Devamındaki ayetler bu hüsrana uğrayan kişinin cehennemde çekeceği azabı; irin suyu içmeye çalışmasını, yudumlayamamasını, ölümün her yandan gelmesine rağmen ölmemesini ve ardından gelen ağır azabı tasvir eder.

واستفتحوا سألوا من الله الفتح على أعدائهم، أو القضاء بينهم وبين أعدائهم من الفتاحة كقوله: ربنا افتح بيننا وبين قومنا بالحق وهو معطوف على فأوحى والضمير للأنبياء عليهم الصلاة والسلام.

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler 'istiftah' kelimesinin ya peygamberlerin Allah'tan düşmanlarına karşı yardım/zafer talebi ya da kâfirlerin fetih isteği olarak iki temel yoruma açık olduğunu kabul eder; ayrıca 'cebbâr-anîd' ifadesinin hakka karşı büyüklenen, inatla direnen kişiyi tanımladığı ve bu kişinin sonunda hüsrana/helake uğradığı konusunda görüş birliği vardır. Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr bu yorumları sahabe ve tabiin rivayetlerine (İbn Abbas, Mücahid, Katade, İbn Zeyd) dayandırarak nakletmiştir.

Differences

Erken dönem müfessirleri (Taberî, İbn Kesîr, Kurtubî) ağırlıklı olarak rivayet zincirlerini nakledip çoklu görüşleri sıralamakla yetinirken, Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî gibi daha sonraki dilbilim/belağat ağırlıklı müfessirler kelimenin farklı öznelere (peygamberler/kâfirler) göre alabileceği anlam çeşitliliğini sistematik biçimde ayırarak açıklamışlardır. İbn Zeyd'in kavimlerin kendi aleyhine helak istemesi yorumu diğer çoğunluk görüşüne (peygamberlerin yardım istemesi) muhalif kalmıştır; Kurtubî ayrıca konuyu Ebu Cehil ve Velid b. Yezid kıssasıyla somutlaştırarak farklılaşır.

Historical context

En eski müfessirden (Taberî) en yenisine (Beydâvî) doğru yöntem, rivayetlerin sıralanmasından dil/belağat temelli çok anlamlılık analizine ve bağlamsal-tasvirî okumaya evrilmiştir; temel anlam çerçevesi (yardım talebi/inatçı zorbanın hüsranı) sabit kalmış, ancak yorumun gerekçelendirme biçimi ve ayetin devamıyla (azap tasviri) ilişkilendirilmesi zamanla daha ayrıntılı hale gelmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, hakka karşı inatla direnmenin ve büyüklenmenin sonunda kişiyi güçsüz ve kayıp kılacağını hatırlatır; bu bakımdan sabır, ihlas ve yardım istemede samimiyet gibi ahlaki tutumların önemine dikkat çeker. Farklı müfessirlerin aynı ayete getirdiği çok yönlü okumalar, günümüzde de bir metni anlamada çeşitli bakış açılarına açık olmanın, hoşgörü ve diyalog ruhuyla yaklaşmanın değerini hatırlatabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar