فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْمُجْرِمُونَ

“Who doeth greater wrong than he who inventeth a lie concerning Allah and denieth His revelations? Lo! the guilty never are successful.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Metin çok kısa ve kesilmiş bir alıntı olduğundan (yalnızca ayet numarası ve ayetin baş kısmı 'فمن أظلم ممن' verilmiş), Zemahşerî'nin bu ayet hakkındaki asıl açıklaması, gerekçesi ve değerlendirmesi metinde yer almamaktadır. Dolayısıyla müfessirin bu ayete dair görüşü bu parça üzerinden tespit edilemiyor.

فمن أظلم ممن
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu ayet, Râzî'ye göre kendisinden önceki ayetlerle doğrudan bağlantılıdır; müşrikler Peygamber'den kendiliğinden bir Kur'an getirmesini istemişler ve bu Kur'an'ı ona nispet etmişlerdi. Ardından bunun batıl olduğuna, bu Kur'an'ın ancak Allah'ın vahyi ve tenzili olduğuna dair kesin bir delil (burhân) ortaya konmuştur. Bu ayet ise önceki iki sözü teyid eden bir tekid mahiyetindedir.

واعلم أن تعلق هذه الآية بما قبلها ظاهر ، وذلك لأنهم التمسوا منه قرآنا يذكره من عند نفسه ، ونسبوه إلى أنه إنما يأتي بهذا القرآن من عند نفسه ، ثم إنه أقام البرهان القاهر الظاهر على أن ذلك باطل ، وأن هذا القرآن ليس إلا بوحي الله تعالى وتنزيله
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Verilen ham metin, Kurtubî tefsirinde Yunus suresi 18. ayetin sadece başlık ve giriş kısmını içermekte olup ayetin içeriğine dair herhangi bir açıklama, yorum veya görüş aktarılmamıştır.

يونس : ( 18 ) ويعبدون من دون > < ( يونس 18 ) < قوله تعالى :
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayette geçen zulüm ifadesi, peygamberlerin getirdiği hakkı yalanlayan ve delilleri kendisine ulaştığı halde inkâr eden kişiye işaret eder; bu kişiden daha zalim biri yoktur. Bu görüşünü, Allah'a karşı en azgın insanların peygamber öldüren veya peygamber tarafından öldürülen kişiler olduğuna dair hadisle desteklemektedir.

وكذلك من كذب بالحق الذي جاءت به الرسل وقامت عليه الحجج لا أحد أظلم منه كمافي الحديث أعتى الناس على الله رجل قتل نبيا أو قتله نبي
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 'fe men azlemü' ifadesi, Allah'a yalan iftira eden veya O'nun âyetlerini yalanlayanın en zalim kimse olduğunu bildirir; bu iftira Allah'a ortak veya çocuk isnad etmek şeklindedir. Müşriklerin taptığı putlar ise ne zarar ne fayda veren cansız nesnelerdir; oysa ibadet edilecek varlığın mükâfatlandırıp cezalandırabilen, fayda ve zarar verebilen biri olması gerekir. Müşrikler bu putların Allah katında kendilerine şefaatçi olacağını zannetmişler, bu da onların cehaletinin aşırılığından kaynaklanmaktadır; oysa Allah göklerde ve yerde böyle bir ortağın veya şefaatçinin varlığını bilmemektedir.

ويعبدون من دون الله ما لا يضرهم ولا ينفعهم فإنه جماد لا يقدر على نفع ولا ضر، والمعبود ينبغي أن يكون مثيبا ومعاقبا حتى تعود عبادته بجلب نفع أو دفع ضر
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayette Allah, Peygamber'e (s.a.v.) kendisini yalanlayan müşriklere şu soruyu sormasını emretmektedir: Allah'a yalan iftira eden ve O'nun üzerine batıl uydurandan daha zalim kim olabilir? Bu tür yalancıların kıyamet günü kurtuluşa ve başarıya ulaşamayacakları belirtilmektedir.

قل لهؤلاء المشركين الذين نسبوك فيما جئتهم به من عند ربك إلى الكذب

Comparison

Common ground

Zemahşerî ve Kurtubî'ye ait alıntılar metin eksikliği nedeniyle görüş içermiyor; ancak Râzî, İbn Kesîr, Beydâvî ve Taberî ayetteki 'kimdir daha zalim' sorusunun Allah'a yalan iftira eden veya O'nun ayetlerini yalanlayanı işaret ettiği noktasında birleşiyor. Bu kişinin kıyamette kurtuluşa ulaşamayacağı ve bu zulmün en büyük zulüm türü olduğu ortak vurgu.

Differences

Râzî ayeti öncesindeki ayetlerle bağlantılı olarak, müşriklerin Kur'an'ı Peygamber'e nispet etme iddiasını çürüten bir tekid olarak okur; Taberî ayeti doğrudan Peygamber'e verilen bir emir ve müşriklere yöneltilecek retorik soru şeklinde ele alır; İbn Kesîr rivayet temelli bir açıklama getirerek zulmü peygamber öldürme/peygamberin öldürülmesiyle ilişkilendirir; Beydâvî ise dil ve kıraat farklılıklarına odaklanarak putperestliğin akli çıkmazını, şefaat beklentisinin cehaletten kaynaklandığını vurgular.

Historical context

Daha erken dönem müfessiri Taberî ayeti sade bir bağlamsal-retorik okumayla ele alırken, sonraki dönemlerde İbn Kesîr rivayet desteğiyle zenginleştirmiş, Râzî akli/kelamî bağlam kurmuş, Beydâvî ise dilbilimsel ve kıraat inceliklerine eğilmiştir. Temel mesaj (Allah'a yalan iftiranın en büyük zulüm oluşu) tüm dönemlerde sabit kalmış, yöntem ve vurgu noktaları müfessirin ilgi alanına göre çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu ayet, sözü veya bilgiyi kaynağına aykırı biçimde sunmanın ya da gerçeği bilerek çarpıtmanın ne denli ağır bir sorumluluk taşıdığını hatırlatır. Günümüzde bu, doğruluk ve ihlas ilkesiyle, bilgiyi aktarırken dikkatli ve dürüst olma bilinciyle ilişkilendirilebilir; ayrıca ilim ile iman arasındaki uyumu, gerçeği araştırma ve kabul etme konusunda sabırlı bir tutumu teşvik eder.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar