قَدِ ٱفْتَرَيْنَا عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا إِنْ عُدْنَا فِى مِلَّتِكُم بَعْدَ إِذْ نَجَّىٰنَا ٱللَّهُ مِنْهَا وَمَا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّعُودَ فِيهَآ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّنَا وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًا عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا ٱفْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِٱلْحَقِّ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْفَٰتِحِينَ
“Wir würden ja gegen Allah eine Lüge ersinnen, wenn wir zu eurem Glaubensbekenntnis zurückkehrten, nachdem Allah uns vor ihr errettet hat. Es steht uns nicht zu, zu ihr zurückzukehren, außer daß Allah, unser Herr, (es) wollte. Unser Herr umfaßt alles mit (Seinem) Wissen. Auf Allah verlassen wir uns. Unser Herr, entscheide zwischen uns und unserem Volk der Wahrheit entsprechend! Du bist ja der beste Entscheider."” — Bubenheim & Elyas
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre peygamberlerin kendi kavmiyle birlikte 'eğer küfre dönersek' şeklinde konuşması, kendisinin bu günahtan berî olmasına karşın kelamı taglîb (çoğunluğa göre ifade etme) kuralıyla topluluğa dahil ederek söylemesindendir. Ayrıca Allah'ın müminlerin küfre dönmesini dilemesi ifadesi, gerçekte Allah'ın onları kendi başlarına bırakıp lütuflarını (elteaf) esirgemesi anlamına gelir; çünkü Allah bu lütufların onlara fayda vermeyeceğini bildiğinden bunu 'dileme' olarak ifade eder. Bu durumun delili, Allah'ın her şeyi, kulların hallerinin ve kalplerinin nasıl değişeceğini bilmesidir.
إلا أنه نظم نفسه في جملتهم وإن كان بريئا من ذلك إجراء لكلامه على حكم التغليب
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî bu ayette geçen 'إلا أن يشاء الله' istisnasını farklı görüşlerle açıklar: Zeccâc'a göre bu, Ehl-i Sünnet görüşü olup küfre dönüşün ancak Allah'ın dilemesiyle gerçekleşebileceğini ifade eder ve istisna munkatı'dır. Bir başka görüşe göre bu, Allah'a teslimiyet ifadesidir (tevfik ancak Allah'tandır anlamında). Ayrıca bu ifadenin, gerçekleşmesi imkânsız bir şeyi şart kılma (karganın beyazlaması gibi) tarzında olduğu da nakledilir.
قال أبو إسحاق الزجاج : أي إلا بمشيئة الله عز وجل قال : وهذا قول أهل السنة أي وما يقع منا العود إلى الكفر إلا أن يشاء الله ذلك فالاستثناء منقطع وقيل : الاستثناء هنا على جهة التسليم لله عز وجل كما قال : وما توفيقي إلا بالله
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu ifade Allah'a bir yöneliş ve teslimiyettir; çünkü Allah her şeyi bilir ve her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. 'Bizimle kavmimiz arasında hükmet ve bize karşı onlara yardım et' sözü, en iyi hüküm vereni çağırmaktır, zira O asla zulmetmeyen adil hâkimdir. Resûlullah'a bunu söylemesi emredilmiştir.
وهذا رد إلى الله المسبب فإنه يعلم كل شيء وقد أحاط بكل شيء أي في أمورنا ما نأتي منها ومانذر أي احكم بيننا وبين قومنا وانصرنا عليهم أي خير الحاكمين فإنك العادل الذي لا يجور أبدا
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî bu ayette 'fetih' kelimesinin 'hüküm verme, aramızda hakemlik yapma' anlamında olduğunu belirtir; Şuayb'ın kavmine karşı Allah'tan aralarında hak ile hükmetmesini istediğini aktarır. Ayrıca bu kelimenin Umman ehli ve Murad lehçesinde kadıya 'fâtih/fettâh' denildiğine dair dil verilerini de nakleder.
أي احكم بيننا وبينهم
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Râzî bu pasajda Şuayb kavminin ona kendi milletlerinden olduğunu iddia etmelerine ve 'ملتكم' (sizin milletiniz) ifadesine yönelik itirazlara çeşitli cevaplar sıralar; ayrıca 'إلا أن يشاء الله' ifadesindeki meşiet kaydının ne anlama geldiğini, bunun bir emir mi yoksa Ehl-i Sünnet'in meşiet anlayışına göre mi yorumlanması gerektiğini tartışır. Bu bağlamda Cübbâî'nin görüşü de aktarılarak Şuayb'ın ifadesinin şeriatlerin zamana göre değişebilirliğine delil olup olmadığı incelenir.
المشيئة عند أهل السنة لا يوجب جواز الفعل
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre Şuayb'ın kavminden ileri gelenler, ya kendisini ve müminleri şehirden çıkarmayı ya da onları tekrar küfür milletine döndürmeyi tehdit olarak öne sürmüşlerdir; oysa Şuayb hiçbir zaman onların dininde olmamıştır çünkü peygamberler için küfür asla vaki olmaz. Ancak topluluk tekil kişiye galip gelip hitap ortaklaşa yapıldığından, cevap da bu ortak hitaba göre verilmiştir. 'Eğer Allah'ın bizi ondan kurtardıktan sonra dininize dönersek Allah'a iftira etmiş oluruz' ifadesi, henüz gerçekleşmemiş bir şeyi vukû bulmuş gibi göstererek abartı amacı taşır ve başına 'kad' getirilerek ana yaklaştırılmıştır.
لكن غلبوا الجماعة على الواحد فخوطب هو وقومه بخطابهم
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin çoğu 'eğer küfre dönersek' ifadesinin Şuayb'ın (veya peygamberlerin) bizzat küfre düşme ihtimalini değil, topluluğa hitap ederken kullanılan bir dil/belağat üslubunu (taglîb, ortak hitap) yansıttığında birleşir; ayrıca peygamberlerin küfürden korunmuş olduğu ilkesi ortak kabuldür. 'إلا أن يشاء الله' istisnasının Allah'a teslimiyet ve O'nun ilminin her şeyi kuşattığını ifade ettiği noktasında da bir yakınlaşma vardır.
Unterschiede
Zemahşerî ve Beydâvî meseleyi ağırlıklı olarak dil/belağat (taglîb, mecaz, abartı sanatı) çerçevesinde çözerken, Taberî rivayet ve lehçe verilerine dayanarak 'fetih' kelimesinin hüküm/hakemlik anlamını öne çıkarır. Kurtubî ve Râzî ise istisna edatını kelamî/itikadî tartışmaya taşıyıp Ehl-i Sünnet'in meşiet anlayışı ile ilişkilendirir, Râzî ayrıca şeriatların değişebilirliği sorununu da ele alır. İbn Kesîr'in yaklaşımı daha çok rivayet temelli sade bir teslimiyet okumasıdır.
Historischer Kontext
Daha eski dönem müfessiri Taberî rivayet ve dilbilimsel/lehçesel verilere odaklanırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) belağat ve kelam ilkelerini daha sistematik biçimde işleyerek meseleyi teolojik tartışmalara (özellikle meşiet/kader konusuna) taşımıştır. İbn Kesîr ise bu kelamî tartışmalardan uzaklaşıp rivayet temelli sade bir okumaya dönerek daha çok klasik tefsir metodunu sürdürmüştür.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, bir kişinin içinde bulunduğu topluluğa rağmen inanç ve ilkelerinden taviz vermeden sabırla direnebileceğini, aynı zamanda nihai hükmü Allah'a havale eden bir teslimiyet tutumunu hatırlatabilir. Farklı müfessirlerin dil, rivayet ve kelam yöntemlerini birlikte kullanması, ilim ile iman arasındaki uyumun ve konuya çok yönlü yaklaşmanın kıymetine dair ihtiyatlı bir örnek sunar. Ayrıca haksızlığa uğrayan bir topluluğun adaleti Allah'tan istemesi, toplumsal adalet ve sabır temasıyla ilişkilendirilebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben