هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَوْ يَأْتِىَ رَبُّكَ أَوْ يَأْتِىَ بَعْضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ يَوْمَ يَأْتِى بَعْضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ لَا يَنفَعُ نَفْسًا إِيمَٰنُهَا لَمْ تَكُنْ ءَامَنَتْ مِن قَبْلُ أَوْ كَسَبَتْ فِىٓ إِيمَٰنِهَا خَيْرًا قُلِ ٱنتَظِرُوٓا۟ إِنَّا مُنتَظِرُونَ

“Erwarten sie (etwas anderes), als daß die Engel zu ihnen kommen oder daß dein Herr kommt oder daß etwas von den Zeichen deines Herrn kommt? An dem Tag, da etwas von den Zeichen deines Herrn kommt, nützt einer Seele ihr Glaube nicht, wenn sie nicht schon zuvor geglaubt oder in ihrem Glauben Gutes erworben hat. Sag: Wartet ab! Wir warten ebenfalls ab.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre ayette bahsedilen ve gelmesiyle önceden inanmamış kimsenin imanının fayda vermeyeceği o alamet, güneşin battığı yerden doğmasıdır. Bu görüşe göre insanların bilmeye ihtiyaç duyduğu şey bu alametin ne olduğu ve tövbenin ne zamana kadar fayda vereceğidir, Allah bunu Kitap ve Resûl'ünün diliyle açıklamıştır; ancak bu ayetin ne zaman gerçekleşeceğine dair süre bilgisi ise Allah'ın kendine hasrettiği, kullarına perdelediği bir bilgidir. O gün geldiğinde insanların imanı, kıyamet koptuğunda gösterecekleri iman gibi zorunlu ve fayda vermeyen bir imana dönüşecektir.

فأعلم النبي صلى الله عليه وسلم أمته أن تلك الآية التي أخبر الله جل ثناؤه عباده أنها إذا جاءت لم ينفع نفسا إيمانها لم تكن آمنت من قبل ذلك، هي طلوع الشمس من مغربها
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre ayette kastedilen kıyametin ve toptan helakin bazı işaretleri ile kıyamet alametleridir; güneşin battığı yerden doğması gibi. Bu alametler geldiğinde teklif zamanı sona erer; ne o vakte kadar iman getirmemiş bir nefsin o anda getirdiği iman fayda verir, ne de daha önce iman etmiş ama hayır kazanmamış bir nefsin imanı fayda verir. Bu iki durum arasında ayette bir ayrım yapılmadığı, ayetin ifadesinden anlaşılmaktadır.

والمعنى أن أشراط الساعة إذا جاءت وهي آيات ملجئة مضطرة ، ذهب أوان التكليف عندها ، فلم ينفع الإيمان حينئذ نفسا غير مقدمة إيمانها من قبل ظهور الآيات ، أو مقدمة الإيمان غير كاسبة في إيمانها خيرا
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Râzî bu metinde, âyette Allah'a nispet edilen 'gelme' (المجيء) ifadesinin O'na mekân ve intikal gibi cismani sıfatlar isnadını gerektirmediğini savunur. Bunu ya kâfirlerin inancının nakli olarak (bu durumda hüccet olmaz) ya da mecaz olarak yorumlar; mecazi yorumda 'Rabbinin gelmesi' azabın gelmesi veya kudretini gösteren mucizevi âyetlerin zuhuru anlamına gelir. Ayrıca âyetin ikinci kısmını, kıyamet alametleri belirdiğinde iman ve amelin artık fayda vermeyeceğine dair bir tehdit olarak açıklar.

الجواب عنه من وجوه : الأول : أن هذا حكاية عنهم ، وهم كانوا كفارا ، واعتقاد الكافر ليس بحجة ، والثاني : أن هذا مجاز . ونظيره قوله تعالى
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî, ayetteki 'رَبِّكَ' ifadesinin mudâf ileyh olarak zikredilip mudâfın kastedildiğini, dolayısıyla 'Rabbinin emri' ifadesinin 'Rabbinin cezası/azabı' anlamına geldiğini belirtir. Ayrıca bunun müteşabihattan olup te'vilini ancak Allah'ın bildiği bir husus olduğu da söylenmiştir; bir görüşe göre bu, güneşin batıdan doğması, diğer görüşe göre ise Allah'ın kıyamet günü kulları arasında hüküm vermek üzere gelişidir. Bu geliş, cismani bir hareket veya intikal olmaksızın Ehl-i Sünnet çoğunluğunun kabul ettiği şekilde keyfiyetsiz olarak anlaşılmalıdır.

أمر ربك فيهم بالقتل أو غيره وقد يذكر المضاف إليه والمراد به المضاف كقوله تعالى : واسأل القرية يعني أهل القرية وقوله : واشربوا في قلوبهم العجل أي حب العجل كذلك هنا : يأتي أمر ربك أي عقوبة ربك وعذاب ربك ويقال : هذا من المتشابه الذي لا يعلم تأويله إلا الله
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ayet, imanını ve tevbesini kendisine fayda vermeyecek bir vakte erteleyenlere yönelik şiddetli bir tehdit ve kesin bir vaîddir. Bu vakit, kıyamet alâmetlerinden olan güneşin batıdan doğması anıdır; o gün gerçekleşen hüküm, kıyametin yaklaştığının ve alâmetlerinin ortaya çıktığının delilidir. Güneş batıdan doğduğunda daha önce iman etmemiş kâfirin imanı kabul edilmez; daha önce mümin olup salih amel işlemeyen kimsenin de o andan sonraki tevbesi kabul görmez.

تهديد شديد للكافرين ووعيد أكيد لمن سوف بإيمانه وتوبته إلى وقت لا ينفعه ذلك وإنما كان عذا الحكم عند طلوع الشمس من مغربها لاقتراب الساعة وظهور أشراطها
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre ayetteki bekleyiş ifadesi, kâfirlerin fiilen o şeyi beklemesi anlamında değil, kendilerine ulaşacak olan şeyin beklenen kişiye ulaşması gibi olmasından dolayı beklemeye benzetilmiş olmalarındandır. Ayrıca melekler ifadesi ölüm veya azap melekleri olarak, Rabbin gelmesi O'nun azap emrinin gelmesi olarak, bazı ayetlerin gelmesi de kıyamet alametleri ve genel helak olarak açıklanmıştır. O gün imanın fayda vermemesi, işin gözle görülür hale gelip imanın artık burhanî değil zaruri bilgiye dönüşmesiyle temellendirilmiştir.

لا ينفع نفسا إيمانها كالمحتضر إذ صار الأمر عيانا والإيمان برهاني

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler ayetteki 'alamet/Rabbin gelmesi' ifadesinin kıyametin yaklaştığını gösteren, özellikle güneşin battığı yerden doğması rivayetiyle bağlantılı bir işaret olduğunda ve bu an geldiğinde daha önce iman etmemiş kişinin imanının ya da salih amel işlememiş müminin tevbesinin artık fayda vermeyeceğinde birleşirler. Çoğu, bu yorumu sahâbe ve tâbiîn rivayetlerine (İbn Mesud, Ebû Hureyre, Bera b. Azib, Huzeyfe vb.) dayandırır.

Unterschiede

Taberî ve İbn Kesîr ağırlıklı olarak rivayet zincirlerine dayanarak konuyu nakil temelinde açıklarken, Zemahşerî hem rivayeti hem dil tahlilini birleştirir. Râzî ve Beydâvî ise 'Rabbin gelmesi' ifadesini Allah'a cismani nitelik izafe etmemek için mecaz ve kelamî/akli çıkarımla yorumlar; Kurtubî de dil tahlili (mudâf-mudâf ileyh ilişkisi) ile rivayeti harmanlayıp meseleyi müteşabih kabul ederek keyfiyetsiz bir yorum önerir. Bu farklar, erken dönem rivayet ekolü ile sonraki dönemde gelişen dil/belâgat ve kelâm ekollerinin yöntem farkını yansıtır.

Historischer Kontext

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte, erken dönemde rivayete dayalı sade açıklamalar ağırlıktayken, sonraki müfessirlerde (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) dil analizi ve kelamî çıkarımların devreye girdiği görülür; ancak ayetin temel mesajı olan 'geç kalmış imanın veya tevbenin fayda vermeyeceği' fikri değişmeden korunmuştur.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, imanın ve iyiliğin ertelenmeden, samimiyetle (ihlas) ve zamanında yaşanmasının önemine dikkat çekebilir. Kişinin kendini sürekli hesaba çekmesi, sabırla ve içtenlikle iyi işler yapması, ilim ile iman arasında tutarlı bir bütünlük kurma çabası olarak günümüz insanına ilham verebilir. Ayrıca farklı müfessirlerin yöntem çeşitliliği, aynı konuda saygılı bir çoğulculuk ve diyalog ruhunun örneği olarak düşünülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben