وَقَالُوا۟ هَٰذِهِۦٓ أَنْعَٰمٌ وَحَرْثٌ حِجْرٌ لَّا يَطْعَمُهَآ إِلَّا مَن نَّشَآءُ بِزَعْمِهِمْ وَأَنْعَٰمٌ حُرِّمَتْ ظُهُورُهَا وَأَنْعَٰمٌ لَّا يَذْكُرُونَ ٱسْمَ ٱللَّهِ عَلَيْهَا ٱفْتِرَآءً عَلَيْهِ سَيَجْزِيهِم بِمَا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ
“Und sie sagen: "Dies sind verwehrtes Vieh und verwehrte (Früchte auf den) Saatfelder(n). Niemand kostet davon außer, wen wir (essen lassen) wollen." - So behaupten sie. - Und (es gibt nach ihrer Behauptung) Vieh, dessen Rücken (zum Tragen von Lasten) verboten ist, und Vieh, über das sie den Namen Allahs nicht aussprechen, womit sie Lügen gegen Ihn ersinnen. Er wird ihnen vergelten, was sie stets an Lügen ersinnen.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, müşriklerin Allah'ın kendilerine izin vermediği hususlarda kendi kafalarından haram ve helal belirlemelerini anlatan bir haberdir. Müşrikler bahîre, sâibe, vasîle ve hâm gibi hayvanları kendi uydurdukları isimlerle Allah'a ve putlarına ayırıp bazı hayvanların sırtına binmeyi, bazılarının doğumunda Allah'ın adını anmayı kendilerine yasaklamışlardır. Bu tahrimler Allah'tan gelen bir vahye dayanmayıp şeytanların onlara telkin ettiği ve kendi mallarında uyguladıkları bir bidattır.
وهذا خبر من الله تعالى ذكره عن هؤلاء الجهلة من المشركين أنهم كانوا يحرمون ويحللون من قبل أنفسهم من غير أن يكون الله أذن لهم بشيء من ذلك.
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre bu ifade, müşriklerin hayvanlarını kendi keyiflerine göre sınıflara ayırıp bir kısmını putların hizmetkarlarına (erkeklere, kadınlara değil) tahsis ettiklerini, bir kısmını (bahîre, sâibe, hâmî gibi) kesim ve binicilikten men ettiklerini, bir kısmının üzerine de Allah'ın adını değil put isimlerini andıklarını ifade eder. Müşrikler bu keyfi tasnifi Allah'a nispet etmişler, bu da Allah'a karşı bir iftira niteliği taşımaktadır.
فجعلوها أجناسا بهواهم ، ونسبوا ذلك التجنيس إلى الله أي فعلوا ذلك كله على جهة الافتراء
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayette geçen taksim üç kısımdır: putlara hizmetçi kılınıp kadınların dışlanması, hayvanlardan bahîre-sâibe-hâmî gibi tahsis edilenler ve kesim sırasında put isimlerinin anılması ya da üzerlerinde hac/telbiye yapılmaması. İftira lafzının mansub oluşu mef'ûlün leh, hâl ya da müekked masdar olmasıyla açıklanmakta, çünkü onların bu sözleri iftira anlamındadır. Sonuç olarak bu taksimin ifade ettiği asıl maksat tehdit (vaîd) anlamı taşımaktadır.
فانتصابه على أنه مفعول له أو حال أو مصدر مؤكد ، لأن قولهم ذلك في معنى الافتراء
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ifade, müşriklerin putlarına ayırdıkları nasipler ve adaklarla ilgili keyfî bir taksimatı anlatmaktadır ve bu hüküm herhangi bir şeriata dayanmayan, kendi zanlarından ürettikleri bir uygulamadır. 'Bizeamihim' ifadesi bu taksimin onların kendi kuruntularından ibaret olduğuna işaret eder ve Mücahid'e göre bu, bahîre, vasîle ve hâm gibi putlara kesilen hayvanları kapsar.
وهم خدام الأصنام ثم بين أن هذا تحكم لم يرد به شرع ولهذا قال : بزعمهم يريد ما يسيبونه لآلهتهم على ما تقدم من النصيب
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ayet, cahiliyye Arapları'nın kendi mallarına (özellikle hayvanlarına) şeytanların telkiniyle uyguladıkları haram kılma ve sınırlama uygulamalarını anlatır; bunlar bihîre gibi hayvanları belirli kimselere yasaklama, üzerlerinde Allah'ın ismini zikretmeme gibi âdetlerdir. Bu müfessire göre bu uygulamalar Allah'tan gelmemiştir, insanların kendi icadıdır ve bunu yalan yere Allah'ın dinine ve şeriatına dayandırmışlardır; Allah bunlara ne izin vermiş ne de razı olmuştur.
فإنه لم يأذن لهم في ذلك ولا رضيه منهم أي عليه ويسندون إليه
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metne göre âyette geçen 'hicr' kelimesi, 'zebh' gibi mef'ûl anlamında masdar olup tekil-çoğul, erkek-dişi için ortak kullanılır ve haram kılınmış demektir. Müşrikler bu hayvanları ancak diledikleri kimselerin (putlara hizmet eden erkeklerin, kadınların değil) yiyebileceğini iddia etmişler, bu da hiçbir delile dayanmayan bir zandır. Ayrıca sırtına binilmesi yasaklanan (bahîre, sâibe, hâmî) hayvanlar ve kesilirken Allah adı anılmayıp putların adı anılan hayvanlar da bu bağlamda zikredilmiştir.
حجر حرام فعل بمعنى مفعول، كالذبح يستوي فيه الواحد والكثير والذكر والأنثى. وقرئ «حجر» بالضم وحرج أي مضيق. لا يطعمها إلا من نشاء يعنون خدم الأوثان والرجال دون النساء. بزعمهم من غير حجة.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetin, müşriklerin hayvanlarını (bahîre, sâibe, vasîle, hâm gibi) kendi kafalarından haram/helal kılarak putlara tahsis ettiklerini, bunu Allah'a isnat ederek asılsız bir iftira ürettiklerini anlattığında birleşir. Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr bu görüşü sahabe-tabiin rivayetleriyle (İbn Abbas, Mücahid, Süddî vb.) desteklerken, Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî dil/nahiv tahliline daha çok yer verir.
Unterschiede
Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir okuma sunup bu uygulamaların şeytanın telkiniyle ortaya çıktığını vurgular; Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî ise 'hicr' ve 'iftira' gibi kelimelerin i'rab ve masdar yapısını, cümledeki mansub oluş sebeplerini ayrıntılı dilbilimsel biçimde tartışır. Râzî ayrıca ayetin taşıdığı tehdit (vaîd) anlamına ayrıca dikkat çekerek diğerlerinden farklı bir vurgu katar; bu farklar tefsir ekolleri arasındaki rivayet-dirayet yöntem farkını yansıtır.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet nakline dayanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî dilbilimsel ve mantıksal tahlile daha fazla ağırlık vermiştir; Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet temelli yaklaşımı sürdürerek erken dönem yöntemiyle daha yakın bir çizgide kalmıştır. Bu, tefsir ilminin zamanla rivayetten dirayete doğru genişleyen, ama temel anlamın sabit kaldığı bir gelişim gösterdiğini yansıtır.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, insanın kendi kuruntularını dini bir gerekçeye dönüştürme eğilimine karşı bir uyarı olarak okunabilir; bu bağlamda ilim ile iman arasındaki uyumun, keyfi hükümler üretmek yerine sağlam bilgiye dayanmanın önemi hatırlatılabilir. Ayrıca toplumsal hayatta asılsız inanç ve alışkanlıkların sorgulanmadan nesilden nesile taşınmasına karşı temkinli ve araştırmacı bir tutum, eğitim ve sağduyu yoluyla teşvik edilebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben