وَلَا تَتَمَنَّوْا۟ مَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بِهِۦ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا ٱكْتَسَبُوا۟ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌ مِّمَّا ٱكْتَسَبْنَ وَسْـَٔلُوا۟ ٱللَّهَ مِن فَضْلِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا

“Und wünscht euch nicht das, womit Allah die einen von euch vor den anderen bevorzugt hat. Den Männern kommt ein Anteil von dem zu, was sie verdient haben, und den Frauen kommt ein Anteil von dem zu, was sie verdient haben. Und bittet Allah (um etwas) von Seiner Huld. Allah weiß über alles Bescheid.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu metin, ayetteki 'temenni etmeyin' ifadesiyle ilişkili olarak 'hazz' (حظ) ve 'gıbta' kavramlarını dilsel açıdan açıklamaktadır. Zemahşerî, Hz. Peygamber'e gıbtanın zarar verip vermediği sorulduğunda verilen cevabı nakletmekte ve hazzın 'cedd, baht, devlet' anlamına geldiğini belirtmektedir. Bir kimsenin bahtiyar/nasipli olduğunu ifade etmek için 'zû hazz, hazîz, mahzûz' gibi kullanımların Arapçada mevcut olduğunu, dünyanın da ancak nasip ve bahtlardan ibaret olduğunu ifade etmektedir.

والحظ : الجد ، وهو البخت والدولة : وصفوه بأنه رجل مجدود مبخوت ، يقال : فلان ذو حظ ، وحظيظ ، ومحظوظ ، وما الدنيا إلا أحاظ وجدود
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayetin nüzul sebebi kadınların mirasta erkeklere göre eksik pay almaları ve bu konudaki şikayetleridir; Allah bu ayette erkeklerin kadınlar üzerine üstün kılınmasının sebebinin kavvamiyet (kadınların işlerini üstlenme, mehir verme ve nafaka yükümlülüğü) olduğunu açıklamıştır. Ayrıca nehyin bağlamı öncesindeki haksız mal yeme ve cana kıyma yasaklarıyla ilişkilendirilir; kişinin Allah'ın taksimine razı olmaması hasede, hased ise zulme (mal ve cana tecavüze) yol açar. Ayet ayrıca dua ve talepte belirli/somut bir şeyi tayin etmenin caiz olmadığına, ancak dinî ve dünyevî salah için mutlak biçimde Allah'ın fazlından istenmesi gerektiğine işaret eder.

فذكر تعالى في هذه الآية أنه إنما فضل الرجال على النساء في الميراث ، لأن الرجال قوامون على النساء ، فانهما وإن اشتركا في استمتاع كل واحد منهما بالآخر ، أمر الله الرجال أن يدفعوا اليهن المهر ، ويدروا عليهن النفقة فصارت الزيادة من أحد الجانبين مقابلة بالزيادة من الجانب الآخر ، فكأنه لا فضل ألبتة
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre âyetteki temenni nehyi, kişinin başkasının sahip olduğu hâlin kendi elinden çıkmasını dileyerek onu istemesi anlamındadır; bu tür temenni haset doğurduğu için yasaklanmıştır. Ancak başkasının hâline sahip olmayı, onun elindekinin gitmesini istemeden dilemek olan 'gıbta' cumhura göre bu yasağın dışındadır ve cevazı vardır. Miras ve kazanç konusunda erkek ile kadının payının farklı oluşu da Allah'ın kullarının menfaatlerini daha iyi bilmesine bağlanmıştır; bunun yerine Allah'tan fazlından istemek emredilmiştir.

وقد اختلف العلماء هل يدخل في هذا النهي الغبطة وهي أن يتمنى الرجل أن يكون له حال صاحبه وإن لم يتمن زوال حاله والجمهور على إجازة ذلك : مالك وغيره
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre bu ayet, insanların Allah'ın bazılarına diğerlerine göre üstün kıldığı dünyevi şeyleri (mevki, mal gibi) temenni etmelerini yasaklar; çünkü bu, hasede ve düşmanlığa yol açar ve Allah'ın taksimine razı olmamayı ifade eder. Erkeklerin ve kadınların kendi çalışmalarıyla elde ettikleri bir nasibi vardır, dolayısıyla fazlalık hasetle değil çalışarak ve Allah'tan istemekle talep edilmelidir. Bazı müfessirler nasibi miras taksimindeki farklılaşma olarak da yorumlamıştır.

ولا تتمنوا ما فضل الله به بعضكم على بعض من الأمور الدنيوية كالجاه والمال، فلعل عدمه خير والمقتضي للمنع كونه ذريعة إلى التحاسد والتعادي، معربة عن عدم الرضا بما قسم الله له
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre âyet, kadın ve erkeklerin birbirlerine verilen dünyevi üstünlük ve derece farklarını temenni etmelerini yasaklamaktadır; bunun sebebi Ümmü Selemenin erkeklerin savaşa gitmesi ve mirasta iki kat pay almasına karşılık kadınların da aynısını temenni etmesidir. Buna karşılık Allah, kulların bâtıl temennilerde bulunmak yerine kendisinden fazlından istemelerini emretmiştir; çünkü temenniler haset ve haksız düşmanlığa yol açar.

فنهى الله عباده عن الأماني الباطلة، وأمرهم أن يسألوه من فضله، إذ كانت الأماني تورث أهلها الحسد والبغي بغير الحق
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre ayet, kişinin başkasının malı, ailesi veya mevkiine sahip olmayı temenni etmesini yasaklar; bunun yerine kişi Allah'tan kendi fazlından istemelidir. Erkeklerin kadınlardan iki kat ecir istemesi ve kadınların şehitlik ecrini temenni etmesi olayı bu bağlamda zikredilir ve Allah bunu reddederek kullarına kendi fazlından istemelerini emretmiştir.

فنهى الله عن ذلك ولكن يسأل الله من فضله

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler ayetin, başkasına verilen dünyevi imkânı (mal, mevki, miras payı) elinden gitmesini isteyerek temenni etmeyi yasakladığı, bunun haset ve düşmanlığa yol açtığı, bunun yerine Allah'tan fazlının istenmesi gerektiği konusunda birleşir. Çoğu müfessir bu bağlamda Ümmü Seleme rivayetine ve kadın-erkek arasındaki miras/ecir farkına atıfta bulunur; Kurtubî ve Zemahşerî ayrıca temenni-gıbta ayrımını vurgular.

Unterschiede

Zemahşerî konuyu ağırlıklı olarak dilsel/belâgat açısından 'hazz' ve 'gıbta' kavramları üzerinden ele alırken, Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir okuma sunar ve nüzul sebebini merkeze koyar. Râzî bağlamı öncesindeki mal-can yasaklarıyla ilişkilendirip kavvamiyet konusuna fıkhi bir derinlik katar; kıraat farklarına da değinir. Kurtubî, gıbtanın cumhura göre cevazına dair fıkhi görüş farklılıklarını nakleder. Beydâvî ise daha özet bir dil/ahlak sentezi sunarak nasibi hem çalışmaya hem mirasa bağlar. Bu farklar, müfessirlerin ait olduğu ekol (dilci, fakih, müfessir-i rivayet) ve dönemin ağırlık verdiği yönteme (dirayet/rivayet) bağlıdır.

Historischer Kontext

En eski müfessirlerden Taberî rivayet zincirine ve nüzul sebebine dayanan sade bir bağlamsal okuma sunarken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî dil tahlili ve fıkhi/kelami tartışmalarla konuyu genişletmiş, Kurtubî ve Beydâvî bu birikimi sentezleyerek fıkhi görüş farklılıklarını da aktarmıştır. İbn Kesîr ise yine rivayet ağırlıklı bir çizgiye dönerek selef görüşlerini derlemiştir. Temel yasak anlayışı sabit kalmış, yöntemsel araçlar (dil, fıkıh, rivayet) dönemsel olarak çeşitlenmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, insanın kendi payına razı olup başkasının elindekini kıskanmak yerine emek, dua ve gayretle kendi nasibini araması gerektiğini hatırlatır. Aile ve toplum içinde haset yerine şükür ve dayanışma temelli bir tutum, hem bireysel huzuru hem toplumsal barışı besleyebilir. Bu bakış, ilim ve gayretle Allah'tan istemeyi birleştiren yapıcı bir yaklaşımı günümüz insanına da öneri olarak sunabilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben