وَإِن مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِۦ قَبْلَ مَوْتِهِۦ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا
“Es gibt keinen unter den Leuten der Schrift, der nicht noch vor dessen Tod ganz gewiß an ihn glauben wird. Und am Tag der Auferstehung wird er über sie Zeuge sein.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî, ayetteki 'قبل موته' (onun ölümünden önce) ifadesindeki zamirin İsa'ya ait olduğunu, yani her Ehl-i Kitap kişisinin kendi ölümünden önce değil, İsa'nın (kıyamete yakın) ölümünden önce ona iman edeceğini aktarır. Bu, İsa yeryüzüne indiğinde Deccal'i öldürmesiyle gerçekleşecek, o zaman bütün ehl-i kitap ona iman edecek ve dinler tek millet -İbrahimî hanif İslam dini- haline gelecektir. Bazı rivayetlerde ise zamirin her bir kitap ehline ait olduğu, yani hiçbir Yahudi'nin kendi ölüm anında İsa'ya iman etmeden ruhunun çıkmayacağı belirtilir.
قبل موت عيسى، والله إنه الآن لحي عند الله، ولكن إذا نزل آمنوا به أجمعون
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metin, ayetteki 'ehl-i kitaptan her biri ölümünden önce ona mutlaka iman edecektir' ifadesini iki şekilde açıklar: Ya Hz. İsa'nın nüzûlü zamanında yaşayan ehl-i kitabın ona iman edeceği, ya da her ehl-i kitap bireyinin kendi ölümü anında iman edeceği kastedilmiştir. Ayrıca 'إن' edatının nefy anlamındaki 'ما' manasında olduğunu, dolayısıyla 'onlardan hiç kimse yoktur ki ölmeden önce ona iman etmesin' anlamına geldiğini belirtir. Zemahşerî'den naklen, bu haberin faydasının, imanın kaçınılmaz olduğunu bilenlerin, bu imanın kendilerine fayda vereceği an olan ölüm öncesinde iman etmelerinin, fayda vermeyeceği an olan ölümden sonra iman etmelerinden daha evla olmasında yattığı ifade edilir.
واعلم أن كلمة { ءان } بمعنى ( ما ) النافية كقوله بضم النون على معنى وإن منهم أحد إلا سيؤمنون به قبل موتهم لأن أحدا يصلح للجميع ، قال صاحب ( الكشاف ) : والفائدة في أخبار الله تعالى بإيمانهم بعيسى قبل موتهم أنهم متى علموا أنه لا بد من الإيمان به لا محالة فلأن يؤمنوا به حال ما ينفعهم ذلك الإيمان أولى من أن يؤمنوا به حال ما لا ينفعهم ذلك الإيمان
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî bu ayetteki iki 'hâ' zamirinin merciini tartışır: Bir görüşe göre ilk hâ İsa'ya, ikincisi Kitap ehline (Yahudi/Hristiyan)a döner; yani her Kitap ehli ölüm anında İsa'ya iman eder ama bu fayda vermeyen bir imandır. Diğer görüşe göre (Katade, İbn Zeyd, Taberî'nin seçtiği) her iki zamir de İsa'ya döner ve anlam, kıyamet günü İsa yeryüzüne indiğinde hayatta olanların ona iman edeceğidir. Ayrıca ayetin Muhammed'e veya Allah'a iman anlamına gelebileceğine dair başka görüşler de nakledilir, ancak ilk iki te'vil daha zahir görülmüştür.
وقيل : إن الهاءين جميعا لعيسى عليه السلام والمعنى ليؤمنن به من كان حيا حين نزوله يوم القيامة قاله قتادة وبن زيد وغيرهما واختاره الطبري
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, ayetteki 'ölümünden önce ona iman edecek' ifadesindeki zamirin kime döndüğü konusunda nakledilen görüşleri sıralar. Tercih ettiği görüş, İsa'nın nüzulünden sonra ölmeden önce hiçbir Ehl-i Kitap kalmayıp hepsinin ona iman edeceği yönündeki görüştür; bu görüş İbn Cerir'in de tercihidir. Bu, ayetin bağlamının Yahudilerin İsa'yı öldürdükleri iddiasını çürütme amacına en uygun okuma olarak sunulur.
وأولى هذه الأقوال بالصحة القول الأول
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî bu ayeti iki farklı şekilde yorumlar: birincisine göre ehl-i kitaptan hiç kimse yoktur ki ölümünden önce Hz. İsa'nın Allah'ın kulu ve resulü olduğuna iman etmesin, fakat bu iman ölüm anında gerçekleşirse fayda vermez. İkinci görüşe göre zamirler Hz. İsa'ya aittir ve anlam, İsa'nın gökten inişiyle bütün din ehlinin ona iman edeceğidir; bu durum Deccal'in öldürülmesi, tek bir milletin (İslam) kalması ve kıyamette İsa'nın ehl-i kitap aleyhine şahitlik etmesiyle ilişkilendirilir.
وهذا كالوعيد لهم والتحريض على معاجلة الإيمان به قبل أن يضطروا إليه ولم ينفعهم إيمانهم
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Bütün müfessirler ayetteki zamirlerin merciini (İsa'ya mı, Ehl-i Kitap bireylerine mi ait olduğu) temel mesele olarak ele alır ve iki ana yorumu -her kişinin kendi ölümü anında iman etmesi veya İsa'nın kıyamete yakın nüzûlünde herkesin ona iman etmesi- aktarırlar. Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî ikinci görüşü (nüzûl ve toplu iman) sahabe/tabiin rivayetlerine dayanarak güçlü bulur; Râzî ise meseleyi daha çok dil ve kelam tartışması çerçevesinde sunar.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntemle nüzûl-i İsa ve Deccal anlatımını öne çıkarırken, Kurtubî zamir tahlilini dilbilimsel (Sîbeveyh, Kûfî ekolü) tartışmalarla derinleştirir. Râzî ise 'إن' edatının nefy anlamı gibi belâgat inceliklerine ve Zemahşerî'nin kelamî yorumuna odaklanarak meseleyi imanın zamanlamasının faydası üzerinden ele alır. Beydâvî hem dil hem rivayeti dengeli birleştirir. Bu farklar, tefsir ekollerinin (rivayet, dirayet/belâgat, kelam) yöntem farklılığından kaynaklanır.
Historischer Kontext
En eski müfessir Taberî'den en yenisi Beydâvî'ye kadar temel yorum çerçevesi büyük ölçüde sabit kalmış, sahabe ve tabiin rivayetleri sürekli referans noktası olmuştur. Zamanla (Râzî ve Kurtubî'de) dilbilimsel ve kelami tahlillerin daha sistemli işlendiği, tartışmanın rivayetten dil/mantık temelli argümantasyona doğru genişlediği görülür; ancak sonuçta ortaya çıkan yorumlar birbirini dışlamaz, çoğunlukla önceki birikimi teyit eder.
Bezug zur Gegenwart
Bu farklı okumalar, bir ayetin anlaşılmasında imanın zamanlaması ve samimiyetinin önemine dikkat çeker; imanın gerçek faydasının, kişinin özgür iradesiyle ve vaktinde gösterdiği ihlasla ilgili olduğu hatırlatılabilir. Farklı müfessirlerin aynı ayete getirdiği çeşitli yorumlar, ilim geleneğinde çoğulcu okumaların bir zenginlik olarak görülebileceğine, farklı bakış açılarına hoşgörüyle yaklaşmanın öğrenme ve diyalog kültürünü besleyebileceğine işaret eder.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben