وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَمْ يُفَرِّقُوا۟ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ سَوْفَ يُؤْتِيهِمْ أُجُورَهُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
“Denjenigen aber, die an Allah und Seine Gesandten glauben und keinen Unterschied zwischen jemandem von ihnen machen, denen wird Er ihren Lohn geben. Allah ist Allvergebend und Barmherzig.” — Bubenheim & Elyas
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre 'Azîz' ismi, Allah'ın her şeye galip ve her şeye gücü yeten olduğunu, dolayısıyla sevap ve ceza vermeye kâdir bulunduğunu ifade eder. 'Hakîm' ismi ise her şeyi hak edilene göre, yerli yerince koyan anlamına gelir.
غالب على كل شيء قادر عليه ، فهو يقدر على الثواب والعقاب { حكيم } واضع كلا موضعه على حسب الاستحقاق
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre 'ahad' (أحد) lafzı, tefrik ifadesinin normalde ikili/çoklu bir yapı gerektirmesine karşın, tekil-çoğul ve müzekker-müennes ayrımı yapılmaksızın kullanılan bir lafızdır. Ayrıca 'îtâ' (verme) fiilinin gerçekleşeceği kesin olup, bunun geciktirilmesi vaadin te'kidi ve gerçekliğinin tahakkuku amacına yöneliktir, gecikmenin kendisi asıl maksat değildir.
مع أن التفريق يقتضي شيئين فصاعدا إلا أن أحدا لفظ يستوي فيه الواحد والجمع والمذكر والمؤنث ، ويدل عليه وجهان : الأول : صحة الاستثناء
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayette Allah'ın elçileri arasında ayrım yapmayanlar, kendilerine vaad edilen ecirleri mutlaka alacaklardır. 'Sevfe' edatının kullanımı bu vaadin te'kidi ve gecikse dahi mutlaka gerçekleşeceğinin göstergesidir. Allah'ın gafûr ve rahîm sıfatları ise geçmiş kusurları bağışlaması ve iyiliklerini kat kat artırmasıyla açıklanır.
أولئك سوف يؤتيهم أجورهم الموعودة لهم وتصديره بسوف لتأكيد الوعد والدلالة على إنه كائن لا محالة وإن تأخر
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, Allah'ın birliğine iman edip tüm peygamberlerin nübüvvetini ve onların getirdiği şeriatları tasdik eden, hiçbirini yalanlamayıp hepsini doğru kabul eden müminleri anlatmaktadır. Bu kimseler tevhidi ve peygamberlerin getirdiklerini tam bir tasdikle kabullendikleri için Allah katında ecir ve mükafatı hak etmişlerdir. İbn Abbas'tan nakledilen bir rivayette bu ayetin Nisa suresinde inen ve ümmet için güneşin doğup battığı her şeyden hayırlı sekiz ayetten biri olduğu belirtilir.
ولم يكذبوا بعضهم، ويصدقوا بعضهم، ولكنهم أقروا أن كل ما جاءوا به من عند ربهم حق
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ayet, ehl-i kitaptan olup hem kendi kitaplarına hem de Hz. Muhammed'e iman edenlerin iki kat ecir alacağını bildirmektedir; çünkü onlar ellerindeki kitaba tafsilatlı biçimde iman ettikten sonra İslam'a girip Kur'an'a da iman etmişlerdir. Diğer müminler ise önceki kitaplara sadece icmalen (topluca) iman ederler. Ancak Arapların ve Muhammed ümmetinin imanı, kapsamı ve kemali bakımından öyle üstün olabilir ki, sevapları bu iki ecri de aşabilir.
إذا حدثكم أهل الكتاب فلا تكذبوهم ولا تصدقوهم ولكن قولوا آمنا بالذي أنزل إلينا وأنزل إليكم
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin çoğu ayetteki vaadin (ecrin) kesin gerçekleşeceği ve gecikmenin te'kid amaçlı olduğu konusunda dil tahliline dayanarak birleşir; ayrıca peygamberleri ve kitapları tasdik eden imanın Allah katında karşılıksız kalmayacağı ortak temadır.
Unterschiede
Zemahşerî ve Beydâvî ayetin isim/edat yapısını belağat açısından çözümlerken, Râzî lafzın gramer inceliğine odaklanır; Taberî rivayet zincirine dayanarak ayetin bağlamını tüm peygamberleri tasdik eden müminlerle ilişkilendirir, İbn Kesîr ise ehl-i kitaptan iman edenlerin çift ecrini vurgulayarak karşılaştırmalı bir okuma sunar. Bu farklar, dilbilimsel/belağat odaklı ekol ile rivayet ve hadis temelli yaklaşımın yöntem farkından kaynaklanır.
Historischer Kontext
Taberî'nin erken dönem rivayet ağırlıklı yorumu, sonraki dönemlerde Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî'de dil ve belağat tahliline dönüşmüş, İbn Kesîr'de ise rivayet yöntemi karşılaştırmalı bir derinlikle yeniden işlenmiştir; temel mesaj (imanın ecri) sabit kalırken yöntemler çağın ilmî birikimine göre çeşitlenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, farklı dönem ve kitaplara inanan insanların samimi imanının değersiz sayılmaması, aksine ilim ve iman arasında uyumlu bir bakışla değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatabilir. Ayrıca vaadin gecikmesinin sabır ve güven gerektirdiği fikri, günlük hayatta ihlasla çalışmanın ve sonucu Allah'a havale etmenin bir örneği olarak düşünülebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben