“und zum fünften Mal (bezeugt), der Fluch Allahs komme auf ihn, wenn er zu den Lügnern gehören sollte.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî bu görüşe göre, erkek dört şahitliğe ilaveten beşinci bir şahitlikte bulunduğunda, karı-koca birbirinden beraat etmiş sayılır; kadının hamile olması durumunda iddet süresi doğumla tamamlanır ve taraflardan hiçbirine celde cezası uygulanmaz. Ancak kadın yemin etmezse, kendisine had cezası (recm) uygulanır.
إذا شهد الرجل خمس شهادات، فقد برئ كل واحد من الآخر، وعدتها إن كانت حاملا أن تضع حملها، ولا يجلد واحد منهما؛ وإن لم تحلف أقيم عليها الحد والرجم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî bu ayetlerin, eşini zina ile itham edip kendisinden başka şahidi olmayan kocanın durumunu düzenlediğini belirtir; bu kocanın dört kez Allah adına yemin ederek iddiasında doğru olduğuna şahitlik etmesi, beşinci kez de yalancı ise Allah'ın lanetinin üzerine olmasını söylemesi gerektiğini açıklar. Ayetin Hilâl b. Ümeyye kıssası üzerine indiğini nakleder. Liânın hükmü olarak kazf haddinin kocadan düşmesini, eşler arasında fesih yoluyla ayrılığın gerçekleşmesini (Hanefilere göre) ve kadına zina haddinin gerekmesini sayar.
نزلت في هلال بن أمية رأى رجلا على فراشه، وأنفسهم بدل من شهداء أو صفة لهم على أن إلا بمعنى غير
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî, âyetteki beşinci şehadetin kıraat farklılıklarını (ref' veya nasb ile okunması) dil açısından açıklamakta ve ardından bu âyetin nüzul sebebiyle ilgili farklı rivayetleri (Hilal b. Ümeyye ve Uveymir el-Aclânî kıssaları) aktararak hangisinin daha sahih olduğunu tartışmaktadır. Metinde Taberî ve Kelbî gibi âlimlerin görüşlerine yer verilerek, zina isnadında bulunan kişinin gerçekte kim olduğu (Hilal mi Uveymir mi) meselesi rivayetler arasında karşılaştırılmaktadır.
قال الطبري يستنكر قوله في الحديث هلال بن أمية
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Üç müfessir de âyetin liân (kocanın karısını zina ile itham edip dört şahidi olmadığında yeminleşme) uygulamasını düzenlediği konusunda birleşir. Kocanın dört kez yemin edip beşincisinde yalancıysa lanetin üzerine olmasını söylemesi gerektiği, kadının da benzer şekilde yeminle kendini savunabileceği ve bunun kazf haddini düşürdüğü ortak bir çerçevedir. Ayrıca üçü de nüzul sebebi rivayetlerine (Hilal b. Ümeyye kıssası) atıfta bulunur.
Unterschiede
Taberî meseleyi daha çok rivayet temelli fıkhi sonuçlara (iddetin doğumla bitmesi, celde cezasının düşmesi, kadının yemin etmemesi halinde recm) odaklanarak ele alır. Beydâvî dil ve belağat tahliline (i'rab, istisna, mecaz) ağırlık verip Hanefi mezhebine göre fesih hükmünü aktararak fıkhi çıkarımı dilbilimsel temellendirmeyle birleştirir. Kurtubî ise kıraat farklılıklarının (ref'/nasb) dilbilimsel izahına ve nüzul sebebiyle ilgili rivayetler arasındaki (Hilal mi Uveymir mi) tutarlılık tartışmasına daha fazla yer ayırarak karşılaştırmalı bir rivayet tenkidi sunar.
Historischer Kontext
Taberî'nin erken dönem tefsirinde rivayet nakli ve doğrudan fıkhi sonuç çıkarma öne çıkarken, sonraki dönemlerde Beydâvî'de dil ve belağat unsurlarının sisteme dahil edildiği, Kurtubî'de ise kıraat farklılıkları ve rivayetler arası karşılaştırmalı tenkidin daha belirgin hale geldiği görülür. Temel fıkhi çerçeve (liân, kazf haddinin düşmesi) sabit kalırken, yöntemsel araçlar (dil analizi, rivayet mukayesesi) zamanla zenginleşmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu âyetin ele alınışı, aile içi anlaşmazlıklarda ithamın ağırlığını ve karşılıklı hakkaniyeti gözetmenin önemini hatırlatabilir. Farklı müfessirlerin aynı konuyu dil, rivayet ve fıkıh açısından temkinli biçimde tartışması, bilgiye yaklaşırken ihtiyatlı ve çok yönlü düşünmenin bir örneği olarak görülebilir. Bu da toplumsal meselelerde acele hüküm vermek yerine sabırla ve adaletle yaklaşma bilincini besleyebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben