إِنَّ ٱلَّذِينَ جَآءُو بِٱلْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِّنكُمْ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَّكُم بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُم مَّا ٱكْتَسَبَ مِنَ ٱلْإِثْمِ وَٱلَّذِى تَوَلَّىٰ كِبْرَهُۥ مِنْهُمْ لَهُۥ عَذَابٌ عَظِيمٌ

“Diejenigen, die die ungeheuerliche Lüge vorgebracht haben, sind eine (gewisse) Schar von euch. Meint nicht, es sei schlecht für euch; nein! Vielmehr ist es gut für euch. Jedermann von ihnen wird zuteil, was er an Sünde erworben hat. Und für denjenigen unter ihnen, der den Hauptanteil daran auf sich genommen hat, wird es gewaltige Strafe geben.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre 'ifk' (iftira) haberini getirenler bir grup insandır ve bu iftirayı yapanların, Allah nezdinde ve müminler nezdinde sanıldığı gibi kötü değil, aslında hayırlı olduğunu; çünkü Allah bunu iftiraya uğrayanın (Aişe'nin) beraatinin ortaya çıkması ve ona bir çıkış yolu bulunması için bir keffaret kıldığını belirtir. İftirayı yayanların kimler olduğu hususunda ise rivayetler arasında Hassân b. Sâbit, Mistah b. Üsâse, Hamne bint Cahş ve Abdullah b. Ubey b. Selûl isimleri geçmekte, bu işin büyük kısmını (kibr) üstlenenin Abdullah b. Ubey olduğu nakledilmektedir.

لا تظنوا ما جاءوا به من الإفك شرا لكم عند الله وعند الناس، بل ذلك خير لكم عنده وعند المؤمنين؛ وذلك أن الله يجعل ذلك كفارة للمرمي به، ويظهر براءته مما رمي به، ويجعل له منه مخرجا
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Verilen ham metin yalnızca ayetin sure ve numara bilgisinden (Nur:11) ibarettir; Zemahşerî'ye ait herhangi bir tefsir açıklaması, yorum veya izah metni içermemektedir.

( النور : 11 )
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu metinde Râzî, ifk hadisesi bağlamında Hz. Âişe hakkındaki iftiranın 'ifk' diye nitelendirilmesinin sebebini, onun hâlinin bilinenle çelişmesine bağlar; ayrıca 'men tevellâ kibrahu' ifadesinin kime işaret ettiği (Hassân, Mistah veya Abdullah b. Übey) ve hitabın kime yöneldiği tartışılır. Ayetin müminlere hitap etmesinin, kazfin imandan çıkarmayacağına delil olduğu belirtilir. Musibetin müminler için nasıl 'hayır' sayıldığı da sabır, iftiranın ortaya çıkışı ve nazil olan ayetlerin şeref kazandırması gibi açılardan izah edilir.

وأجمع المسلمون على أن المراد ما أفك به على عائشة ، وإنما وصف الله تعالى ذلك الكذب بكونه إفكا لأن المعروف من حال عائشة خلاف ذلك لوجوه
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre ayette geçen 'kibrehu'yu (işin büyüğünü/en büyük payını) yüklenen kişi hakkında rivayetler farklıdır; Hz. Aişe'den bazen Hassan, bazen de -daha sahih olan görüşe göre- Abdullah b. Übey olduğu nakledilmiştir, İbn Abbas da bunu Abdullah b. Übey olarak söylemiştir. Ayrıca ifk olayına karışanlardan kimlerin had cezasına çarptırıldığı konusunda ihtilaf vardır; meşhur olan görüşe göre Hassan, Mistah ve Hamne had cezası görmüş, Abdullah b. Übey'e ise had uygulanmamıştır çünkü ahirette ona büyük azap vaad edilmiştir.

روي عن عائشة أنه حسان وأنها قالت حين عمي : لعل العذاب العظيم الذي أوعده الله به ذهاب بصره رواه عنها مسروق وروي عنها أنه عبد الله بن أبي وهو الصحيح وقاله بن عباس
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, ayette geçen 'usbe' (gruptan/topluluktan) ifadesinin bir veya iki kişi değil bir topluluğu ifade ettiğini belirtir ve bu ifk hadisesinde öncülüğü Abdullah b. Übey b. Selûl'ün yaptığını, onun bu iftirayı toplayıp yaydığını nakleder. Ayrıca ayetteki 'her biri için büyük bir azap payı vardır' ifadesinin bu işi başlatan ve yayan herkesi kapsadığını, çoğunluğun bunun Abdullah b. Übey olduğu görüşünde olduğunu, Hassân b. Sâbit'in kastedildiği görüşünün ise zayıf/garip bir görüş olduğunu, çünkü Hassân'ın sahabeden faziletli biri olduğunu ve Hz. Peygamber'i şiirleriyle savunduğunu aktarır.

ثم الأكثرون على أن المراد بذلك إنما هو عبد الله بن أبي ابن سلول قبحه الله ولعنه وهو الذي تقدم النص عليه في الحديث وقال ذلك مجاهد وغير واحد وقيل المراد به حسان بن ثابت وهو قول غريب
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'ifk' haberi getirenler, Hz. Âişe hakkındaki iftirayı yayan on ile kırk kişi arasındaki bir topluluktur; bunlar Abdullah b. Übey, Zeyd b. Rifâa, Hassân b. Sâbit, Mistah b. Esâse ve Hamne bint Cahş ile onlara yardım edenlerdir. Bu olayın Hz. Âişe ile Safvân b. Muattal arasında geçen kervan kıssasına dayandığını aktarır. Metne göre bu iftira aslında müminler için şer değil hayırdır, çünkü Allah bu sebeple onların beraatine dair on sekiz ayet indirmiş, şanlarını yüceltmiş ve haklarında kötü zan besleyenlere şiddetli vaîd bildirmiştir; ayrıca günahın büyüğünü üstlenen kişiye hem dünyada hem ahirette büyük azap vardır.

عصبة منكم جماعة منكم وهي من العشرة إلى الأربعين

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Müfessirlerin çoğu (Taberî, Râzî, Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî) ifk hadisesinin bir kişi değil bir topluluk tarafından yayıldığında, 'kibrehu'yu (işin büyük payını) üstlenen kişinin kimliği tartışmasında Abdullah b. Übey'in öne çıktığında ve bu musibetin müminler için görünürdeki kötülüğüne rağmen sonuçta hayır ve beraat vesilesi olduğunda birleşir. Zemahşerî'ye dair aktarılan metinde ise içerik bulunmamaktadır.

Unterschiede

Farklılıklar özellikle 'kibrehu'yu kimin üstlendiği (Hassân mı, Abdullah b. Übey mi) ve iftiraya karışanlardan kimlerin had cezası aldığı konusunda ortaya çıkar; Kurtubî ve İbn Kesîr had meselesini ve Hassân'ın faziletini vurgulayarak onu tenzih ederken, Taberî ve Beydâvî rivayetleri daha nötr şekilde sıralar. Râzî ayrıca meseleyi kelâmî bir tartışmaya (musibetin hayır oluşu, imandan çıkarmaması) taşıyarak Mu'tezile'ye reddiye boyutu katar; bu, onun kelâmcı yönünün diğer müfessirlerden farklılaştığı noktadır.

Historischer Kontext

Taberî gibi erken dönem müfessir rivayetleri geniş biçimde nakledip ihtilafları olduğu gibi aktarırken, Râzî gibi sonraki kelâmcı müfessir bu rivayetlere teolojik bir çerçeve ekler; Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha sonraki müfessirler ise rivayetler arası tercihte bulunup fıkhi/hukuki sonuçlar (had cezası, sahabenin tenzihi) çıkarma eğilimindedir. Beydâvî ise özet ve dil odaklı bir yaklaşımla önceki birikimi derler. Böylece temel çerçeve (grup halinde iftira, beraatin hayra dönüşmesi) sabit kalırken, detaylandırma ve sahabe tenzihi vurgusu zamanla belirginleşmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, asılsız söz ve dedikodunun toplumsal dokuyu nasıl zedeleyebileceğine, buna karşı sabır ve temkinli olmanın önemine dair bir hatırlatma taşır. Bilgiyi doğrulamadan yaymaktan kaçınmak, zan yerine ihtiyatı tercih etmek, günümüzde de kişisel ve toplumsal ilişkilerde dayanışmayı ve güveni koruyucu bir tutum olarak düşünülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben