وَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ فِىٓ أَيَّامٍ مَّعْدُودَٰتٍ فَمَن تَعَجَّلَ فِى يَوْمَيْنِ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ وَمَن تَأَخَّرَ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ لِمَنِ ٱتَّقَىٰ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
“Und gedenkt Allahs während einer bestimmten Anzahl von Tagen. Wer sich jedoch in zwei Tagen (mit dem Aufbruch) beeilt, den trifft keine Sünde, und wer länger bleibt, den trifft keine Sünde; (das gilt) für den, der gottesfürchtig ist. Fürchtet Allah und wißt, daß ihr zu Ihm versammelt werdet!” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu metin, hac günlerinde erken veya geç ayrılan (nefr eden) kişiye günah olmadığını bildiren ayeti ele almaktadır; ikinci veya üçüncü günde ayrılanın her ikisi de caizdir ve bu bir farzın ertelenmesi anlamına gelmez, çünkü nefr vaktinin kendisi bir ruhsat sınırıdır. Ayrıca 'ma'dûdât' (sayılı günler) ifadesinin teşrik günleri olduğu, sahabe ve tabiinden nakledilen çoğunluk görüşüyle desteklenmektedir. Taberî, bazı müfessirlerin bu hükmü av öldürmekten sakınma şartına bağlamasını da eleştirerek reddetmektedir.
لأن المتأخر إلى اليوم الثالث إنما هو متأخر عن أداء فرض عليه تارك قبول رخصة النفر، فلا وجه لأن يقال: لا حرج عليك في مقامك على أداء الواجب عليك
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre 'Allah kişi ile kalbi arasına girer' ifadesi birkaç şekilde anlaşılabilir: birincisi Allah'ın kulu kalbinin selameti ve itaatteki ihlasına göre mükafatlandıracağı; ikincisi Allah'ın kulun kalbine hakim olup azimlerini bozması, niyet ve maksatlarını değiştirmesi, korkuyu güvene, güveni korkuya, zikri unutmaya çevirmesi gibi Allah hakkında caiz olan hallerdir, ancak kulun sevap veya ceza göreceği kalbî fiiller bu kapsamda değildir; üçüncüsü ise Allah'ın kişinin içinden geçen her şeyi bildiği, hiçbir şeyin O'na gizli kalmadığı, sanki O'nun kişi ile kalbi arasında olduğu anlamıdır. Zemahşerî ayrıca Mücbire (Cebriyye) mezhebinin, Allah'ın kişi ile iman arasına -kâfir olduğunda- ve kişi ile küfür arasına -iman ettiğinde- girdiği şeklindeki görüşünü zalimlerin söylediklerinden yüce olduğunu belirterek reddeder.
وقيل : معناه إن الله قد يملك على العبد قلبه فيفسخ عزائمه ، ويغير نياته ومقاصده ، ويبدله بالخوف أمنا وبالأمن خوفا وبالذكر نسيانا ، وبالنسيان ذكرا ، وما أشبه ذلك مما هو جائز على الله تعالى . فأما ما يثاب عليه العبد ويعاقب من أفعال القلوب فلا
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayetteki 'ma'dûdât günler' ifadesi, ümmetin icmâıyla Mina günleri yani Teşrik günleri olarak anlaşılmıştır. Râzî, Kaffâl'in naklettiği bir hadisle bu görüşü desteklemiş, ayrıca Şef' ve Vetr kavramlarının da bu günlerle (Nahr gününden sonraki iki-üç gün) ilişkilendirildiği çeşitli görüşleri aktarmıştır. Ayrıca 'fe-men teacele' ifadesindeki dilsel bir incelik ve hac sonrası bağışlanmanın takvaya bağlı olduğu hususu da ele alınmıştır.
وأجمعت الأمة على أن هذا الحكم إنما ثبت في أيام منى وهي أيام التشريق ، فعلمنا أن الأيام المعدودات هي أيام التشريق
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre âyetteki 'lâm', İbn Mesûd ve Ali'nin tefsirine göre 'mağfiret' kelimesine bağlıdır ve takdiri 'mağfiret sakınan içindir' şeklindedir; İbn Mesûd'a göre bu mağfiret, hacdan dönüşten sonra bütün günahların bağışlanmasını ifade eder. Ahfeş'e göre takdir 'zâlike limen-ittekâ' şeklindedir, bazılarına göre ise takva ihramda ve harem bölgesinde av hayvanı öldürmekten sakınmaya işaret eder. Ayrıca İbn Ömer'den 'ibaha' (mübahlık), başka bir görüşten 'selâmet' anlamı da nakledilmiş, bir başka görüşe göre de bu lâm 'zikir' kelimesine bağlıdır.
وهذا على تفسير بن مسعود وعلي قال قتادة : ذكر لنا أن بن مسعود قال : إنما جعلت المغفرة لمن اتقى بعد انصرافه من الحج عن جميع المعاصي وقال الأخفش : التقدير ذلك لمن اتقى
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, "şef' ve vetr" ifadesinin tefsirinde çoklu görüşleri nakleder: İbn Zübeyr'e göre şef' teşrik günlerinin ortası, vetr sonuncusudur; başka bir görüşe göre Allah'ın doksan dokuz ismi ve O'nun tek (vetr) olması kastedilmiştir; Hasan el-Basrî ve Zeyd b. Eslem'e göre ise bütün mahlukat çift ve tektir, Allah kendi yarattıklarıyla yemin etmiştir. Ayrıca teşrik günlerindeki tekbir, oruç, kurban vakti ve hac ayları gibi fıkhi meselelere dair rivayetler de bu bağlamda zikredilir.
قال ابن جريج أخبرني محمد بن المرتفع أنه سمع ابن الزبير يقول الشفع أوسط أيام التشريق والوتر آخر أيام التشريق
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî bu ayeti, hac günlerinde teşrik günlerinden erken ayrılmak (nefr) isteyenle geciken arasında herhangi bir günahın olmadığını, bunun iki seçenek arasında serbestlik (tahyir) anlamına geldiğini belirterek açıklar. Bu hükmün cahiliye ehlinin bir tarafı günahkâr sayan tutumuna bir reddiye olduğunu, ayrıca 'limen-ttekâ' ifadesinin bu serbestlikten ancak gerçek anlamda hac yapan ve ondan yararlanan takva sahibi kişinin faydalanacağını ifade ettiğini söyler.
ومعنى نفي الإثم بالتعجيل والتأخير التخيير بينهما والرد على أهل الجاهلية فإن منهم من أثم المتعجل ومنهم من أثم المتأخر
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin çoğu (Taberî, Râzî, Beydâvî, kısmen Kurtubî ve İbn Kesîr) 'ma'dûdât günler'in teşrik günleri olduğu ve hac günlerinde erken veya geç ayrılmanın (nefr) günah teşkil etmediği, bunun bir serbestlik/ruhsat olduğu konusunda birleşir. Ayrıca 'takva' vurgusunun hükmün faydasını gerçek anlamda hakkını vererek hac yapana tahsis ettiği ortak bir noktadır.
Unterschiede
Taberî hükmü dil-mantık temelli akli tahlille temellendirirken, Beydâvî bunu cahiliye tutumuna bir reddiye olarak fıkhi çıkarımla ele alır. Kurtubî ise 'lâm' harfinin hangi kelimeye bağlı olduğu konusunda (mağfiret, zikir, av yasağı) çok yönlü dilbilimsel ihtimaller sunarak farklı bir eksene kayar. Zemahşerî ve İbn Kesîr ise konuyu tamamen başka ayet parçalarına (kalp-Allah ilişkisi, şef'-vetr) taşıyarak farklı kelami ve rivayet temelli tartışmalara girer; Zemahşerî özellikle Cebriyye görüşünü reddederek itikadi bir duruş sergiler.
Historischer Kontext
En eski müfessir Taberî rivayet ağırlıklı bir yöntemle hükmü sahabe-tabiin nakilleriyle temellendirirken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî) dilbilimsel, kelami ve fıkhi analiz katmanları eklenmiş; temel hüküm (nefrde serbestlik, teşrik günleri yorumu) büyük ölçüde sabit kalırken, ayetin farklı ifadelerine dair yorum çeşitliliği ve mezhebi/itikadi tartışmalar zamanla derinleşmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu farklı okumalar, ibadetlerde Allah'ın kolaylık tanıdığı alanların bulunduğunu ve bu kolaylığın kişinin iç samimiyetiyle (takva) değer kazandığını hatırlatır. Farklı müfessirlerin aynı ayette çeşitli inceliklere odaklanması, ilim geleneğinde çoklu bakış açısının hoşgörüyle bir arada yaşayabildiğini gösterir. Bu da bugün ibadetlerin şekli boyutu yanında ihlas ve iç tutarlılığın önemine dair sakin bir hatırlatma sunar.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben