وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنفَعُهَا شَفَٰعَةٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
“Und hütet euch vor einem Tag, an dem keine Seele etwas anstelle einer anderen leisten kann und von ihr keine Ersatz(leistung) angenommen wird, noch Fürsprache ihr nützt; und (an dem) ihnen keine Hilfe zuteil wird.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, Allah'ın kendilerine daha önceki ayette öğüt verdiği İsrailoğullarına yönelik bir tehdit ve sakındırmadır. Ayet onlara, Allah'ın kitabını değiştirmeleri, tahrif etmeleri ve Hz. Muhammed'i yalanlamaları hâli üzerine ölmeleri durumunda hiçbir nefsin başka bir nefse fayda veremeyeceği, fidye kabul edilmeyeceği, şefaatin geçerli olmayacağı ve hiçbir yardımcının bulunmayacağı bir günün azabından sakınmalarını emretmektedir.
يقول الله لهم: واتقوا يا معشر بني إسرائيل المبدلين كتابي وتنزيلي، المحرفين تأويله عن وجهه، المكذبين برسولي محمد صلى الله عليه وسلم، عذاب يوم لا تقضي فيه نفس عن نفس شيئا، ولا تغني عنها غناء
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre 'fidye' kavramı iman, tövbe ve mal gibi kişinin kendisini kurtarmak için verebileceği her şeyi kapsar. Ayet fidyenin asla kabul edilmeyeceğini bildirdiğine göre, tövbe de bir tür fidye olduğundan, bu durum tövbenin akıl yoluyla kabulünün vacip olmadığını, yani Mu'tezile'nin görüşünün aksine Allah'ın tövbeyi kabul etmesinin aklen zorunlu olmadığını gösterir.
واعلم أن الفدية ما يفتدى به فهو يتناول الإيمان والتوبة والمال ، وهذا يدل على أن قبول التوبة غير واجب عقلا على ما تقوله المعتزلة لأنه تعالى بين أنه لا يقبل الفدية أصلا والتوبة فدية
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, ayetteki 'adl' kelimesinin 'fedâ' (fidye) anlamına geldiğini belirtir. Bu görüşü Ebu Mâlik, Hasan, Said b. Cübeyr, Katâde ve Rabî' b. Enes'ten nakledilen rivayetlerle desteklerken, Hz. Ali'den nakledilen 'sarf ve adl, nafile ve farzdır' şeklindeki başka bir görüşü de zikreder; ancak bu ikinci görüşü bu bağlamda garip (uzak) bulup ilk görüşün tefsirde daha zahir olduğunu vurgular. Bunu güçlendirmek için Hz. Peygamber'e 'adl nedir?' diye sorulduğunda 'adl fidyedir' cevabını veren bir hadisi de aktarır.
وهذا القول غريب ههنا والقول الأول أظهر في تفسير هذه الآية وقد ورد حديث يقويه
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî bu ayette, İsrailoğulları kıssasının başında geçen nimetleri hatırlama, onların hakkını yerine getirme, nimetleri zayi etmekten kaçınma ve kıyametin dehşetinden korkma emrinin burada tekrar edildiğini belirtir. Bu tekrarın, onlarla yapılan konuşmayı bu ifadeyle bitirmek suretiyle nasihatte ısrar anlamı taşıdığını ve kıssanın özünün, asıl maksadının bu olduğuna işaret ettiğini söyler.
لما صدر قصتهم بالأمر بذكر النعم، والقيام بحقوقها، والحذر من إضاعتها، والخوف من الساعة وأهوالها، كرر ذلك وختم به الكلام معهم مبالغة في النصح، وإيذانا بأنه فذلكة القضية والمقصود من القصة.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin çoğu ayeti önceki İsrailoğulları'na hitap eden ayetle bağlantılı görüp bir uyarı/tekrar niteliği taşıdığını kabul eder; 'adl' (fidye) kelimesinin, kişinin kendini kurtarmak için verebileceği bedel anlamına geldiği hususunda da Râzî ve İbn Kesîr örtüşür.
Unterschiede
Taberî ve Beydâvî ayeti bağlamsal/edebî açıdan ele alıp önceki ayetle irtibatına ve nasihatin tekrarına odaklanırken, İbn Kesîr rivayet malzemesiyle 'adl' kelimesinin anlamını sahabe ve tabiin görüşleriyle temellendirir. Râzî ise ayeti kelamî bir tartışmaya taşıyarak, fidye kavramının tövbeyi de kapsadığını öne sürüp bunu Mu'tezile'nin akli zorunluluk görüşünü çürütmek için kullanır; bu yaklaşım farkı, Taberî ve İbn Kesîr'in daha rivayet/bağlam eksenli, Râzî'nin ise kelamî-istidlalî yöntemine dayanır.
Historischer Kontext
Taberî'nin erken dönem rivayet ve bağlam merkezli okuması, İbn Kesîr'de de rivayet ağırlıklı biçimde devam etmiş; ancak Râzî'nin temsil ettiği daha sonraki kelamî-felsefi yöntem, aynı ayeti mezhepler arası tartışmalara malzeme yapacak şekilde derinleştirmiştir. Beydâvî ise özet bir tefsir geleneği içinde bağlamsal okumayı sadeleştirerek sürdürmüştür; temel anlam sabit kalmakla birlikte yorumun aracı zenginleşmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, kişinin sorumluluğunu başkasına devredemeyeceği, hiçbir bedelin veya aracın samimi bir çaba ve ihlasın yerini tutamayacağı fikrini hatırlatabilir. Günümüzde bu, ilim ile vicdanı birlikte işletmenin, hakkı gözetmenin ve nasihati sabırla, tekrar tekrar hatırlatma anlayışıyla sürdürmenin kıymetine dair ihtiyatlı bir düşünceye kapı aralayabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben