وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُشْرِكْ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

“Seine Früchte wurden ringsum erfaßt. Da begann er, seine Handflächen umzudrehen wegen dessen, was er für ihn ausgegeben hatte, während er wüst in Trümmern lag, und zu sagen: "O hätte ich doch meinem Herrn niemanden beigesellt!"” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu metin, iki farklı meseleyi ele alır: önce 'gün'ün mü yoksa 'azab'ın mı ihata (kuşatma) ile vasıflanmasının daha beliğ olduğunu tartışır ve günün ihatayla vasıflanmasının daha güçlü olduğunu, çünkü günün hâdiseleri içine alan bir zaman dilimi olduğunu belirtir. Ardından ölçü ve tartıda hem eksiltmenin yasaklanmasının hem de tam ölçmenin emredilmesinin (evfû) hikmetini açıklar; önce çirkin fiilin bizzat yasaklanmasının kınama ve ayıplama amacı taşıdığını, sonra da tam ölçmenin açıkça emredilmesinin bu davranışa teşvik için geldiğini ifade eder. Son olarak 'bi'l-kıst' kaydının, ifanın adalet ve denklik üzere olması gerektiğine işaret ettiğini ve bunun vacib olan bir emir olduğunu, adaletin ötesine geçmenin ise fazl ve mendup sayıldığını belirtir.

قلت : بل وصف اليوم بها ، لأن اليوم زمان يشتمل على الحوادث ، فإذا أحاط بعذابه فقد اجتمع للمعذب ما اشتمل عليه منه كما إذا أحاط بنعيمه
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayetteki ifade, bahçe sahibinin servetinin tamamen helâk olduğunu; elleri çarpması ifadesinin de duyduğu pişmanlık ve hasretin bir işareti olduğunu anlatır. Kişi büyük bir hasret duyduğunda ellerini birbirine çarpar veya birini diğerine sürter; bu, kardeşinin kendisine öğüt verdiği bahçe hakkında yaptığı harcamalara duyduğu pişmanlığı ifade eder.

وهو كناية عن الندم والحسرة فإن من عظمت حسرته يصفق إحدى يديه على الأخرى ، وقد يمسح إحداهما على الأخرى
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre kâfirin iki elini birbirine çarpması pişmanlığın bir ifadesidir; bu davranış ancak nadim olan kişiden sadır olur. Ayrıca bir görüşe göre bu ifade, malının elden gitmesini görüp harcadığının karşılığını bulamamasını, yani 'yed' kelimesinin 'mülk' anlamına geldiğini ifade eder. 'فأصبح' lafzı, bu helâkin gece vakti gerçekleştiğine delalet eder ve kişi Allah'ın nimetlerini bilip O'na küfretmemiş olmayı arzulayarak, faydasız bir pişmanlık duymaktadır.

أي فأصبح الكافر يضرب إحدى يديه على الأخرى ندما لأن هذا يصدر من النادم وقيل : يقلب ملكه فلا يرى فيه عوض ما أنفق وهذا لأن الملك قد يعبر عنه باليد من قولهم : في يده مال أي في ملكه مال
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ayette bahsedilen kâfir kişi, mü'min arkadaşının kendisini korkuttuğu ve uyardığı akıbetle karşı karşıya kalmıştır; kendisini Allah'tan gafil kılan ve gururlandığı bahçesine hesaba çekme (afet) gönderilmiştir. Bu durumun tasviri olarak, kişinin bu bahçeye harcadığı malları için üzüntü ve pişmanlıkla ellerini birbirine çarptığı belirtilmiştir.

وقال قتادة يصفق كفيه متأسفا متلهفا على الأموال التي أذهبها عليها
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre bahçe sahibi, servetini ve mahsulünü kaybedince pişmanlıkla ellerini ovuşturmuş, harcadığı emeğe hayıflanmış ve asmaların çardakları üzerine yıkılmış halde bahçesinin harap olduğunu görmüştür. Kardeşinin öğüdünü hatırlayarak felaketin şirki sebebiyle geldiğini anlamış ve 'keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım' diyerek ya pişmanlık duymuş ya da şirkten tövbe etmiştir. Allah'tan başka kendisine yardım edecek hiçbir topluluğu olmadığı ve kendi gücüyle de Allah'ın cezasına karşı koyamadığı belirtilir.

كأنه تذكر موعظة أخيه وعلم أنه أتى من قبل شركه فتمنى لو لم يكن مشركا فلم يهلك الله بستانه، ويحتمل أن يكون توبة من الشرك وندما على ما سبق منه.
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre 'ثمر' kelimesi hakkında farklı görüşler nakledilmiştir: bir kısım âlimler bunun çeşitli mal türlerinden oluşan çokça malı ifade ettiğini, diğerleri ise bunun malın aslı/kökeni anlamına geldiğini söylemiştir. Malı kastedenler, kelimenin 'ثمار' ve 'ثمر' çoğulundan geldiğini, tıpkı 'كتاب'ın 'كتب' şeklinde çoğullanması gibi anladıklarını belirtmiştir.

وكأن الذين وجهوا معناها إلى أنها أنواع من المال ، أرادوا أنها جمع ثمار جمع ثمر، كما يجمع الكتاب كتبا، والحمار حمرا

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî, bahçe sahibinin ellerini birbirine çarpmasını ortak biçimde pişmanlık ve hasret ifadesi olarak yorumlar; bu sahneyi kardeşinin önceden yaptığı uyarı ve öğütle ilişkilendirirler. Taberî ise farklı bir noktaya, 'ثمer' kelimesinin anlamına odaklanır; Zemahşerî de ayrı bir konuyu, ihata ve ölçü-tartı hikmetini ele alır.

Unterschiede

Zemahşerî dil ve belağat eksenli bir tartışmayla 'gün-azab' vasıflaması ile ölçü emrinin inceliklerini işlerken, Râzî ve Kurtubî/İbn Kesîr/Beydâvî bahçe kıssasındaki pişmanlık sahnesine yoğunlaşır; Kurtubî ayrıca 'yed' kelimesine mülk anlamı vererek yorumu genişletir ve olayın gece gerçekleştiğine dair dilsel bir çıkarım ekler. Taberî ise tamamen farklı bir kelimenin (ثمر) sarf yapısını, sahâbe ve tabiîn rivayetleriyle tartışır. Bu farklılıklar, konu seçimi, kullanılan yöntem (dilbilim, rivayet, bağlamsal okuma) ve her müfessirin öncelik verdiği meseleden kaynaklanır.

Historischer Kontext

Taberî'nin erken dönem rivayet ağırlıklı yaklaşımı ile Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî'nin daha sonraki dönemlerde dil, belağat ve bağlamsal okumaya daha fazla yer veren yöntemleri arasında bir gelişim görülür; ancak pişmanlık temasının bahçe kıssasındaki temel yorumu farklı dönemlerde büyük ölçüde sabit kalmıştır.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, insanın sahip olduğu nimetlere güvenip şükrü unutmasının pişmanlıkla sonuçlanabileceğini hatırlatır; bu da bugün ilim ve iman arasındaki dengeyi, sabırlı ve şükürlü bir tutumu düşünmeye vesile olabilir. Ayrıca ölçü ve adalette tam ve dengeli davranma vurgusu, günlük hayatta dürüstlük ve toplumsal dayanışmayı teşvik eden bir ahlaki hatırlatma olarak okunabilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben