وَمِنْهُم مَّن يُؤْمِنُ بِهِۦ وَمِنْهُم مَّن لَّا يُؤْمِنُ بِهِۦ وَرَبُّكَ أَعْلَمُ بِٱلْمُفْسِدِينَ

“Und unter ihnen gibt es manche, die an ihn glauben, und unter ihnen gibt es manche, die nicht an ihn glauben. Dein Herr weiß sehr wohl über die Unheilstifter Bescheid.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî, ayetteki 'kavminden bazıları' ifadesini Kureyş'ten bazı kişilerin ileride Kur'an'a inanıp onu Allah katından geldiğini kabul edecekleri şeklinde açıklar. Allah'ın ona hiç inanmayacak olan yalancıları da bildiğini, bunun O'nun ilminden gizli olmadığını belirtir. Ayrıca imanı takdir edilenlerin tövbesinin kabul edileceğine işaret eder.

ومن قومك يا محمد من قريش من سوف يؤمن به، يقول: من سوف يصدق بالقرآن، ويقر أنه من عند الله
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre bazı insanlar kalben Kur'an'ın hak olduğuna inanır ve bunu bilirler, ancak buna rağmen inatlaşarak dille yalanlarlar. Bir kısmı ise Kur'an hakkında şüphe içindedir ve gerçekten tasdik etmez. Ayrıca fiilin gelecek zamana (istikbal) yorulma imkanı da vardır; bu durumda anlam, bir grubun ileride iman edeceği, diğer bir grubun ise inat veya inkarında direneceği şeklinde olur.

يصدق به في نفسه ، ويعلم أنه حق ، ولكنه يعاند بالتكذيب . ومنهم من يشك فيه لا يصدق به
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayetteki 'onlardan bir kısmı ona iman eder' ifadesindeki zamir muhtemelen Kur'an'a râcidir, çünkü daha önce zikredilen odur; Kur'an'a iman edildiğinde beraberinde Peygamber'e iman da gerçekleşmiş olur. Müellif ayrıca 'يؤمن' fiilinin hal mi yoksa istikbal mi ifade ettiği konusunda ihtilaf nakleder: bir görüşe göre bazıları Kur'an'a bâtınen inanıp inkârı açıktan gösterir, bazılarının bâtını da zâhiri gibi tekziptir; diğer görüşe göre ise bazıları gelecekte iman edecek, bazıları küfür üzere ısrar edecektir.

والأقرب أن يكون الضمير في قوله : { به } رجعا إلى القرآن ، لأنه هو المذكور من قبل ، ثم يعلم أنه متى حصل الإيمان بالقرآن ، فقد حصل معه الإيمان بالرسول عليه الصلاة والسلام أيضا
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî, ayetteki 'onlardan buna iman edecek olan' ifadesinin kime işaret ettiği konusunda birkaç görüş nakleder: Mekke halkı olabileceği (Allah'ın onların ileride mutlu kimselerden olacağını bildiği için), Ehl-i Kitap olabileceği veya bütün kâfirleri kapsayan genel bir anlam taşıyabileceği belirtilir. Kurtubî bu görüşler arasından tüm kâfirleri kapsayan genel yorumu sahih (doğru) bulmaktadır. Ayrıca 'bihî' zamirinin Hz. Muhammed'e (s.a.v.) râci olabileceği, bu durumda cezanın geciktirilme sebebinin bazılarının iman edecek olması, küfründe direnenler için ise bunun bir tehdit anlamı taşıdığı da nakledilir.

وقيل : هو عام في جميع الكفار وهو الصحيح وقيل : إن الضمير في به يرجع إلى محمد صلى الله عليه وسلم فأعلم الله سبحانه أنه إنما أخر العقوبة لأن منهم من سيؤمن
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ayet, Hz. Peygamber'in gönderildiği kimseler arasında bu Kur'an'a iman edip ona tabi olan, ondan yararlanan ve bu hal üzere ölüp öylece diriltilecek olan kimselerin bulunduğunu ifade eder. Allah, hidayete layık olanı en iyi bilendir ve onu hidayete erdirir; sapıklığı hak edeni de bilir ve onu saptırır. Bu, Allah'ın hiç kimseye zulmetmeyen, herkese hak ettiğini veren adaletinin bir tezahürüdür.

أي وهو ألعم بمن يستحق الهداية فيهديه ومن يستحق الضلالة فيضله وهو العادل الذي لا يجور بل يعطي كلا ما يستحقه
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'inanan' kişi, kalbinde hakkı doğrulayıp bildiği halde inatla direnen ya da ileride iman edip küfürden tövbe edecek olan kimsedir; 'inanmayan' ise aşırı ahmaklığı ve düşünmemesi sebebiyle iç dünyasında hiç inanmayan ya da ileride küfür üzere ölecek olan kimsedir. Yalanlama ısrar edip hüccet ikame edildikten sonra da sürdüğünde, Peygamber'den onlardan uzaklaşıp herkesin kendi ameliyle sorumlu olacağını söylemesi istenmiştir; ancak bu ifadenin onlardan yüz çevirme ve yollarını açık bırakma anlamı taşıması sebebiyle bu hükmün Kılıç Ayeti ile nesholunduğu söylenmiştir.

قيل إنه منسوخ بآية السيف

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Bütün müfessirler ayetteki 'kavminden bazıları iman eder, bazıları etmez' ifadesinin insanları iki gruba ayırdığını kabul eder: Kur'an'a/Peygamber'e iman edecek veya ileride edecek olanlar ile inkarında direnenler. Zamir ve fiil sîgasının (hâl/istikbal) yorumuna dayanan bu ayrım, Allah'ın kimin hidayete kimin sapıklığa layık olduğunu bilmesiyle ilişkilendirilir.

Unterschiede

Taberî ve İbn Kesîr ayeti daha çok bağlamsal ve genel ilahi ilim/adalet çerçevesinde okurken, Zemahşerî ve Râzî fiilin zaman boyutunu (hâl-istikbal) ve iç-dış tutarsızlığı (kalben tasdik/dille inkâr) dilbilimsel olarak derinlemesine tartışır. Kurtubî zamirin merciini (Mekkeliler, Ehl-i Kitap, tüm kâfirler) çoklu ihtimallerle ele alıp genel yorumu tercih eder; Beydâvî ise ayrıca bir nesh rivayetini nakledip erken dönem tebliğ yaklaşımının sonradan değiştiğine dair bir görüşe yer verir.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessir Taberî nakle ve genel anlam tespitine öncelik verirken, sonraki müfessirler (Zemahşerî, Râzî) dil ve belâgat inceliklerine, zamir-fiil tahliline daha çok eğilmiştir; Kurtubî ve Beydâvî gibi daha sonraki isimler ise önceki görüşleri toplayıp değerlendiren sentezci bir yaklaşım sergiler. Temel çerçeve (iki grup insan, ilahi ilim) sabit kalmış, yöntem ve vurgu zamanla dilbilimsel derinleşme ve rivayet-sentezi yönünde gelişmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, insanların hakikate karşı tutumunun zamanla değişebileceğini, bir kısmının kalben ikna olsa da direnebileceğini, bir kısmının ise içtenlikle inanabileceğini hatırlatır. Bu, günümüzde sabırlı, yapıcı ve hoşgörülü bir tebliğ/iletişim tutumunun, insanları hemen yargılamadan zamanla değişebileceklerini kabul eden bir yaklaşımın kıymetine işaret edebilir. Ayrıca ilim yoluyla metnin farklı katmanlarının anlaşılması, akıl ile iman arasında uyum arayışının bir örneği olarak görülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben