وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
“İman edenler ve iyi amellerde bulunanlarki biz hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz işte onlar cennet ehlidir ve orada ebedî olarak kalacaklardır.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Tefsirler
Yapay zekâ tarafından üretildiTaberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre ayette geçen iman ve amel sahipleri, Allah'ı ve Rasûlü'nü tasdik eden, Allah'ın vahyi ve dininin şeriatlarından kendilerine getirileni ikrar eden kimselerdir. Bunlar aynı zamanda Allah'ın emrettiklerini yaparak O'na itaat eden ve nehyettiklerinden kaçınan kimselerdir.
والذين صدقوا الله ورسوله وأقروا بما جاءهم به من وحي الله وتنزيله وشرائع دينه، وعملوا ما أمرهم الله به فأطاعوه وتجنبوا ما نهاهم عنه.
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre 'lâ nükellifü nefsen illâ vus'ahâ' ifadesi, cümlenin öznesi ile haberi arasına giren bir ara söz (i'tirâz) olup, kalıcı nimeti kazanmaya teşvik amacı taşır; bu nimetin insan gücünün yettiği ve kolayca ulaşılabilecek bir şey olduğu vurgulanır. Kalplerdeki 'gıll'in kaldırılması ise kalplerden kin sebeplerinin çıkarılması ya da kalplerin bu duygudan temizlenerek aralarında sadece sevginin kalması olarak açıklanır. Cennet ehlinin söyledikleri, dünyada yakîn olarak bildiklerinin ahirette ayne'l-yakîn haline gelmesinden duydukları sevinç ve gururla söylenmiştir.
اعتراض بين المبتدأ وخبره للترغيب في اكتساب النعيم المقيم
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Her iki müfessir de ayetin iman-amel bütünlüğü ve cennet ehline dair müjde/övgü içeriği üzerinde durur; ayetin dil yapısını çözümleyerek anlam çıkarma yöntemini paylaşırlar.
Farklar
Taberî ayetteki iman ve salih amel kavramlarının içeriğini (Allah ve Rasûl'ü tasdik, emirlere itaat, yasaklardan kaçınma) açıklamaya odaklanırken, Beydâvî daha çok belâgat ve cümle yapısı analizine (i'tirâz/ara söz), kalplerdeki kinin kaldırılmasına ve cennet ehlinin sözlerindeki psikolojik/manevi boyuta yönelir; bu fark Taberî'nin daha çok rivayet ve lafız izahına dayalı klasik tefsir yöntemi, Beydâvî'nin ise dilbilimsel-belâgî yaklaşımı benimsemesinden kaynaklanır.
Dönemsel bağlam
Taberî'nin erken dönem tefsirinde ayetin temel iman-amel ilişkisi sade biçimde izah edilirken, daha sonraki dönemde Beydâvî'de dil ve belâgat unsurlarının daha ayrıntılı işlendiği, ayrıca kalbî/manevi hallere (kin, sevinç, yakîn) dair yorumların zenginleştiği görülür; temel çerçeve sabit kalmış, işleniş derinleşmiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırma, imanın sadece bir inanç beyanı değil, ahlaki tutum ve amelle bütünleşmesi gerektiğini hatırlatır. Kalplerden kin ve husumetin arındırılması vurgusu, günümüzde toplumsal dayanışma ve hoşgörü açısından anlamlı bir çağrışım taşır; bu da bireysel çabanın (ilim ve iman uyumu içinde) toplumsal huzura katkısını düşündürebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir