وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا طَٰٓئِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمْثَالُكُم مَّا فَرَّطْنَا فِى ٱلْكِتَٰبِ مِن شَىْءٍ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ

“Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre ayet, yerde yürüyen her canlının ve havada iki kanadıyla uçan her kuşun da insanlar gibi kendi cinslerine göre sınıflandırılmış ümmetler/topluluklar olduğunu, Allah'ın onların tüm hal ve hareketlerini bildiğini ve Ana Kitap'ta (Levh-i Mahfuz) kaydettiğini bildirir. 'Kanatlarıyla uçan kuş' ifadesi Arap dilinde mübalağa ve pekiştirme amacıyla kullanılan bir üsluptur; Araplar bir şeyi vurgulamak için 'onunla elimle vurdum', 'ayağımla ona yürüdüm' gibi ifadeler kullandığı için Allah da onlara aşina oldukları bu üslupla hitap etmiştir. Hayvanların hışr edilmesi konusunda ise âlimler ihtilaf etmiş, bazıları bunun ölüm anlamına geldiğini, bazıları ise kıyamet günü topluca haşredilmelerini kastettiğini söylemiştir; bu ikinci görüşe göre Allah kıyamette boynuzsuz hayvanın hakkını boynuzludan alacak kadar adaletle hükmedecektir.

فإذ كان من كلامهم إذا أرادوا المبالغة في الكلام أن يقولوا: كلمت فلانا بفمي، ومشيت إليه برجلي، وضربته بيدي، خاطبهم تعالى بنظير ما يتعارفونه في كلامهم ويستعملونه في خطابهم
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre yeryüzündeki hayvanlar ve kuşlar da insanlar gibi ümmetler halinde yaratılmış olup, rızıkları, ecelleri ve amelleri Allah tarafından yazılıdır. Kıyamette bu hayvanlar arasında da bir tür karşılıklı hak ödenmesi (kısas/telafi) gerçekleşecektir. Ayrıca ayette 'إلا أمم' ifadesinin tekil 'دابة' ve 'طائر' kelimelerine rağmen çoğul gelmesinin, istiğrak (genelleme) anlamını kapsamlı biçimde vurgulamak amacıyla olduğunu belirtir.

فإن قلت : كيف قيل : { إلا أمم } مع إفراد الدابة والطائر ؟ قلت : لما كان قوله تعالى : دالا على معنى الاستغراق ومغنيا عن أن يقال : وما من دواب ولا طير ، حمل قوله : { إلا أمم } على المعنى
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre âyette geçen 'sürüngen ve kuş' ifadesi kıyamet günü hayvanların ve kuşların da haşredileceğine delalet eder; bunların Allah'ın tedbiri ve takdiri altında olduğu, O'nun inayet ve rahmetinin onlara ulaştığı vurgulanır. Bu durum, âyetin öncesindeki kâfirlerin durumuyla (sağır, dilsiz, karanlıklarda olmaları) ve sonrasındaki bağlamla ilişkilendirilerek, hayvanlara bile ulaşan ilahi ihsanın delillerini görmezden gelen inkarcıların cehaletine işaret eder.

فالمعنى أنه تعالى يحشر الدواب والطيور يوم القيامة . ويتأكد هذا بقوله تعالى : ( الأنعام : 38 ) في كونها دالة على كونها تحت تدبير مدبر قديم وتحت تقدير مقدر حكيم ، وفي أن عناية الله محيطة بهم ، ورحمته واصلة إليهم
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre ayetteki 'ümmetün emsâlüküm' ifadesi hayvanların ve kuşların yaratılış, rızık, ölüm ve haşir bakımından insanlara benzediğini ifade eder; Ebû Hüreyre ve Zeccâc'ın görüşüne göre bunlar kıyamette haşrolunacak ve boynuzsuz koyundan boynuzlu koyun için kısas alınacaktır. Süfyân b. Uyeyne'ye göre ise benzerlik, insanlardaki huy ve tabiatların hayvanlara benzemesi anlamındadır (aslan gibi saldıran, domuz gibi doymayan, köpek gibi havlayan, tavus gibi gösteriş yapan insan tipleri). Kurtubî, hayvanların yaratılmış, Sâni'e delalet eden, muhtaç ve rızıklandırılan varlıklar olması hususunu sahih görüş olarak zikreder, Süfyân'ın görüşünü de vakıada bulunan bir teşbih olarak güzel bulur.

والصحيح في كونها مخلوقة دالة على الصانع محتاجة إليه مرزوقة من جهته كما أن رزقكم على الله وقول سفيان أيضا حسن فإنه تشبيه واقع في الوجود
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre yeryüzünde debelenen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar insanlar gibi ümmetler oluşturur; bunların halleri korunmuş, rızıkları ve süreleri takdir edilmiştir. Bu ayetin maksadı Allah'ın kudretinin kemalini, ilminin şümulünü ve tedbirinin genişliğini göstermektir; bu da O'nun bir mucize (âyet) indirmeye kadir olduğuna delil niteliğindedir. 'Kitap'tan kastın Levh-i Mahfuz ya da Kur'an olabileceğini, her iki durumda da hiçbir şeyin ihmal edilmediğini belirtir.

والمقصود من ذلك الدلالة على كمال قدرته وشمول علمه وسعة تدبيره، ليكون كالدليل على أنه قادر على أن ينزل آية.
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, hayvan topluluklarının 'haşr' edilmesi ifadesini iki farklı görüşle nakleder: bir grup âlime göre bu haşr onların ölümü demektir, diğer görüşe göre ise kıyamet günü diriltilip hesaba çekilmeleridir. Ayrıca ayette geçen 'kummel' kelimesinin ne olduğu konusunda da buğday güvesi, küçük kanatsız çekirge, pire veya küçük siyah böcekler gibi farklı rivayetler aktarılır. Metin, Firavun ve kavmine gönderilen tufan, çekirge, kummel, kurbağa ve kan belalarının kıssasını da Said b. Cübeyr'den nakleder.

قال موت البهائم حشرها

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayetteki hayvan ve kuş topluluklarının insanlar gibi 'ümmetler' oluşturduğu, Allah'ın onların rızık, ecel ve hallerini bilip kayda geçirdiği hususunda birleşir. Ayrıca kıyamette hayvanlar arasında haklarının bir şekilde telafi edileceği (boynuzsuz-boynuzlu örneği) rivayeti ortak bir referans olarak sık geçer.

Farklar

Taberî ve İbn Kesîr 'haşr'ın ölüm mü yoksa kıyamette diriltilme mi olduğu konusunda rivayetler arası ihtilafı aktarmakla yetinirken, Kurtubî buna ek olarak Süfyân b. Uyeyne'nin mecazi okumasını (insan huylarının hayvanlara benzetilmesi) da sunar ve sahih görüşü tercih eder. Râzî ise meseleyi daha çok kelami/itikadi bağlamda, ayetin öncesi-sonrasıyla ilişkilendirip inkarcıların gafletine dair bir delil olarak okur. Zemahşerî ve Beydâvî ağırlıklı olarak dil/belağat (istiğrak, mecaz, kıraat) tahlillerine yoğunlaşır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî ağırlıklı olarak rivayet ve dil tahlilini yan yana kullanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî'de belağat/dil analizi daha sistematik hale gelmiş, Râzî'de ise kelami tartışma boyutu güçlenmiştir. Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha geç dönem müfessirler ise rivayetleri kapsamlı biçimde toplayıp karşılaştırmalı sunma eğilimindedir. Temel çıkış noktası (hayvanların da ümmet oluşturması) tüm dönemlerde sabit kalmıştır.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, canlılar dünyasının insan dışında da bir düzen, bilinç ve sorumluluk boyutuna sahip olabileceğini hatırlatarak tabiata ve diğer canlılara karşı saygılı, ölçülü bir tutumu teşvik edebilir. İlmin tabiattaki bu düzeni keşfetmesi, imanla ilim arasında bir uyum örneği olarak da düşünülebilir. Bu bakış, insanın kendini tüm varlık içinde sorumlu bir parça olarak görmesine, dolayısıyla çevreye ve diğer canlılara karşı hassasiyet geliştirmesine ışık tutabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir