يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْخَمْرُ وَٱلْمَيْسِرُ وَٱلْأَنصَابُ وَٱلْأَزْلَٰمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ ٱلشَّيْطَٰنِ فَٱجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî'ye göre bu ayet, hamr, kumar, dikili taşlara (ensâb) kesim ve fal oklarıyla kısmet aramanın şeytanın süslemesi ve kışkırtmasından ibaret olduğunu, Rabbin razı olduğu değil gazap ettiği işlerden olduğunu bildirir; dolayısıyla bunların terk edilmesi emredilmiştir. Ayrıca ayetin nüzul sebebiyle ilgili olarak, içki içen bazı Ensar kabilelerinin birbirine zarar vermesi ve Sa'd b. Ebî Vakkas'ın burnunun kırılması gibi olaylar nakledilmiştir.
يقول: شربكم الخمر، وقماركم على الجزر، وذبحكم للأنصاب، واستقسامكم بالأزلام من تزيين الشيطان لكم، ودعائه إياكم إليه، وتحسينه لكم، لا من الأعمال التي ندبكم إليها ربكم، ولا مما يرضاه لكم، بل هو مما يسخطه لكم
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu metne göre Zemahşerî, içki, kumar, put ve fal oklarından uzak durulmasının gerekçesinin bunların 'rics' (pislik/iğrenç şey) olarak nitelendirilmesi olduğunu belirtir. Rics olan her şeyin zaten fıtraten uzak durulması gereken bir şey olduğu vurgulanır, bu nedenle ayetteki yasaklama bu vasıf üzerine bina edilmiştir.
جعل العلة في اجتنابه أنه رجس ، والرجس مجتنب
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre ayet, içki, kumar, put ve fal oklarının kesin olarak yasak kılındığını göstermektedir; emir sigasıyla birlikte hadisler ve ümmetin icması bu yasağı 'içtinab/tamamen kaçınma' derecesine ulaştırmıştır. Bu içtinap, ne içmek, ne satmak, ne sirkeye çevirmek ne de ilaç olarak kullanmak şeklinde hiçbir surette yararlanılamayacak mutlak bir yasak anlamı taşır. Müfessir bunu Hz. Peygamber'in şarap hediye eden kişiye verdiği cevapla ve İbn Abbas'tan gelen rivayetlerle desteklemektedir.
فأمر الله تعالى باجتناب هذه الأمور واقترنت بصيغة الأمر مع نصوص الأحاديث وإجماع الأمة فحصل الاجتناب في جهة التحريم فبهذا حرمت الخمر ولا خلاف بين علماء المسلمين أن سورة المائدة نزلت بتحريم الخمر
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr'e göre âyetteki zamir 'ricz'e (pislik/haram şey) râcidir, yani 'onu terk edin' demektir. Bu âyetin hamrin haram kılınmasıyla ilgili nazil olan âyetlerden olduğu, İbn Ömer, Şa'bî, Mücahid, Katâde, Rebî' b. Enes ve Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem'den nakledilerek belirtilir. Konuyla ilgili çok sayıda hadis rivayeti aktarılarak içkinin haram kılınması, satışının da haram olması ve içki içenlerin akıbeti anlatılır.
الضمير عائد على الرجس أي اتركوه وسيأتي الكلام على ذلك في سورة المائدة إن شاء الله تعالى وبه الثقة قال ابن عمر والشعبي ومجاهد وقتادة والربيع بن أنس وعبد الرحمن بن زيد بن أسلم إن هذه أول آية نزلت في الخمر
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre ayette hamr, kumar, putlar ve fal okları 'rics' (pislik) olarak nitelenmiş ve şeytanın işinden sayılmıştır; bu ifadeler bunlardan kesin kaçınmayı gerektirir. Ayetteki 'innemâ' ile başlaması, bunların putlar ve fal oklarıyla birlikte zikredilmesi, rics ve şeytan işi olarak adlandırılmaları ve kaçınmanın felaha sebep kılınması, hamr ve kumarın haramlığının vurgulandığını gösterir. Bu tekid, meselenin salt şer olduğuna veya şerrin galip olduğuna işaret eder.
أكد تحريم الخمر والميسر في هذه الآية، بأن صدر الجملة ب إنما وقرنهما بالأنصاب والأزلام، وسماهما رجسا، وجعلهما من عمل الشيطان تنبيها على أن الاشتغال بهما شر بحت أو غالب
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre ayette geçen 'rics' (pislik) kelimesi Arap dili ehlinin ittifakıyla 'habîs' (kötü, murdar) anlamına gelmektedir ve habîs olan şey haramdır; bu nedenle Allah hamr, meysir gibi şeyleri mutlak olarak haram kılmış, bunların suyla karışması ile ayrı olması arasında fark koymamıştır. Buradan hareketle içine necaset karışan her suyun kullanılmasının haram olduğu sonucuna varılmaktadır.
والرجس خبيث بدليل إطباق أهل اللغة عليه ، والخبيث حرام
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Tüm müfessirler hamr, kumar, putlar ve fal oklarının 'rics' (pislik) ve şeytan işi olarak nitelendiğini, bunlardan kaçınmanın kesin bir emir olduğunu kabul eder. Taberî, İbn Kesîr, Kurtubî bunu rivayet ve nüzul sebebiyle desteklerken, Zemahşerî, Beydâvî ve Râzî 'rics' kavramının dil ve belağat açısından yasağı nasıl kesinleştirdiğini vurgular.
Farklar
Taberî ve İbn Kesîr rivayet odaklı bir yöntemle nüzul sebeplerine (Sa'd b. Ebî Vakkas olayı, sahabe/tabiin nakilleri) ağırlık verir. Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat tahliliyle 'rics' vasfının yasağı nasıl gerekli kıldığını inceler. Kurtubî ise emir sigası, hadisler ve icma temelinde yasağın mutlaklığını (satış, sirke, ilaç dahil hiçbir kullanım) fıkhi olarak detaylandırır; Râzî ise 'rics-habis' ilişkisinden hareketle karışım hükmüne (necaset karışan suyun hükmü) kadar uzanan bir fıkhi çıkarım yapar. Bu farklar, müfessirlerin rivayet, dil/belağat ve fıkıh ekollerine göre farklı vurgulara yönelmesinden kaynaklanır.
Dönemsel bağlam
En eski müfessir Taberî rivayet ve nüzul sebebi anlatımıyla temel çerçeveyi kurar; sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî gibi müfessirler dil ve mantık analizine daha çok yer vererek yasağın gerekçesini derinleştirir. Kurtubî ve Beydâvî ise daha sonraki dönemde fıkhi sonuçları (mutlak yasak, hiçbir şekilde istifade edilemezlik) sistematikleştirir. Temel hüküm (kesin yasak) sabit kalırken, gerekçelendirme yöntemleri zamanla rivayetten dil ve fıkıh analizine doğru çeşitlenmiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırmalı okuma, bir konudaki hükmün zamanla farklı yöntemlerle (rivayet, dil, fıkıh) desteklenebileceğini, ancak temel ilkenin (zararlı ve toplumu bozan şeylerden kaçınma) sabit kaldığını gösterir. Günümüzde bu, bireyin ve toplumun sağlığını, aile huzurunu ve toplumsal dayanışmayı koruma çabasıyla ilişkilendirilebilir; ilim ve dikkatli düşünme yoluyla zararlı alışkanlıklardan uzak durmanın hem akli hem toplumsal bir sorumluluk olduğu hatırlanabilir. Bu tür okumalar, sabır ve ihlasla kendi davranışlarımızı gözden geçirmeye teşvik eden bir çağrı olarak da düşünülebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir