قُلْ أَتَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَٱللَّهُ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

“De ki: "Allah'ı bırakıp da size ne zarar, ne de fayda vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir, bilendir".” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî bu ayeti, Hz. Peygamber'in Hıristiyanlara karşı bir delil (ihticac) sunması olarak yorumluyor. Mesih'i rab veya Allah'ın oğlu sayanlara karşı, kendilerine zarar veya fayda veremeyen birine nasıl tapabildikleri sorulmaktadır. Metin, gerçek Rab'bin her şeye kadir ve her şeyi elinde tutan olduğunu, dolayısıyla ibadetin yalnız O'na yapılması gerektiğini vurgular.

أتعبدون سوى الله الذي يملك ضركم ونفعكم وهو الذي خلقكم ورزقكم وهو يحييكم ويميتكم، شيئا لا يملك لكم شرا ولا نفعا؟
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre metinde geçen ifade, kişinin sahip olduğu sağlık veya zenginlik gibi bir nimet durumuna işaret etmektedir. Zemahşerî bu ibareyi kısa bir açıklama olarak sunmuş, sözcüğün neyi kastettiğini bu iki örnekle sınırlamıştır.

من صحة أو غنى
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre bu ifade, Ehl-i Kitab'a karşı delil ikamesi ve açıklamayı güçlendirme amacı taşır; onların İsa'nın annesinin karnında bir cenin olduğunu, bu haliyle kimseye zarar ya da fayda veremeyeceğini kabul ettikleri hatırlatılmaktadır. Onlar İsa'nın bir dönem işitmediğini, görmediğini, bilmediğini, zarar ve fayda veremediğini kabul ettiklerine göre, onu ilah edinmelerinin çelişkisi ortaya konmaktadır. Gerçek ilah ise sürekli işiten, bilen, zarar ve faydayı elinde tutan varlıktır.

زيادة في البيان وإقامة حجة عليهم أي أنتم مقرون أن عيسى كان جنينا في بطن أمه لا يملك لأحد ضرا ولا نفعا
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ifade, putların kullardan zararı savamayacağını ve fayda ulaştıramayacağını, oysa Allah'ın kullarının sözlerini işiten ve her şeyi bilen olduğunu anlatır. Buna göre insanlar, işitmeyen, görmeyen, hiçbir şey bilmeyen ve ne kendisine ne başkasına zarar veya fayda verme gücü olmayan cansız bir varlığa tapmakla haktan sapmışlardır.

فلم عدلتم عنه إلى عبادة جماد لا يسمع ولا يبصر ولا يعلم شيئا ولا يملك ضرا ولا نفعا لغيره ولا لنفسه
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre ayette kastedilen 'sizin için ne zarara ne de faydaya güç yetiremeyen' varlık Hz. İsa'dır. Hz. İsa Allah'ın kendisine tasarruf verdiği ölçüde bazı şeylere güç yetirse de bunu kendiliğinden yapamaz ve Allah'ın belâ ve musibetlerle verdiği zarar ile sağlık ve genişlikle verdiği fayda gibi bir güce sahip olamaz. 'Mâ' (şey) ifadesinin kullanılması, İsa'nın zâtı itibariyle bu cinsten (eşyadan) olduğuna ve mahiyeti bakımdan başkalarıyla ortaklık/benzeşme kabul eden hiçbir varlığın ulûhiyetten uzak olduğuna işaret etmek içindir; zarardan korunmanın faydayı arama çabasından daha önemli olması sebebiyle de zarar önce zikredilmiştir.

وإنما قال ما نظرا إلى ما هو عليه في ذاته توطئة لنفي القدرة عنه رأسا، وتنبيها على أنه من هذا الجنس ومن كان له حقيقة تقبل المجانسة والمشاركة فبمعزل عن الألوهية، وإنما قدم الضر لأن التحرز عنه أهم من تحري النفع
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Fahreddin er-Râzî, Hz. İsa'nın ilah olamayacağına dair Nasârâ'nın görüşünün bâtıllığına delil getirir. Yahudilerin ona zarar vermesine karşı kendisinin onlara zarar veremediğini, dostlarına da fayda sağlayamadığını; ayrıca çarmıha gerilip acı çekmesinin bir ilaha yakışmayacağını belirtir. Son olarak, gerçek ilahın hiçbir şeye ibadet etmemesi gerektiğini, İsa'nın ise sürekli ibadet etmesinin onun aciz ve muhtaç bir kul olduğunu gösterdiğini söyler.

والعاجز عن الاضرار والنفع كيف يعقل أن يكون إلها

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî ve Râzî; ayetin, kendisine tapılan bir varlığın zarar/fayda verme gücünden yoksun oluşunu vurgulayarak Ehl-i Kitab'a (özellikle Hz. İsa'yı ilahlaştıranlara) karşı akli bir delil/ihticac sunduğu konusunda birleşir. Gerçek ilahın sürekli işiten, bilen, zarar-faydayı elinde tutan olduğu ortak vurgudur.

Farklar

Taberî ve İbn Kesîr genel bağlamsal okumayla meseleyi putlara ve Mesih inancına dair genel bir uyarı olarak ele alırken, Kurtubî ve Râzî konuyu doğrudan Hz. İsa'nın beşeri hallerine (ceninlik, çarmıh, ibadet etmesi) dayandırarak daha ayrıntılı akli/kelami bir çelişki ispatı sunar. Zemahşerî ve Beydâvî ise dil/belağat analizine yönelerek 'şey' ifadesinin neye işaret ettiğini (sağlık-zenginlik veya İsa'nın mahiyeti) inceler; Beydâvî ayrıca zarar-fayda sıralamasının belagat sebebini de açıklar.

Dönemsel bağlam

Taberî'nin erken dönem bağlamsal-nakli yorumu, sonraki müfessirlerde (Kurtubî, İbn Kesîr) korunarak devam etmiş; Zemahşerî ve Beydâvî ile birlikte dil/belağat odaklı incelik kazanmış, Râzî'de ise kelami istidlal ve mantıksal çıkarım yöntemiyle en sistematik hale gelmiştir. Temel çıkış noktası sabit kalmakla birlikte yöntemler zaman içinde çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, gücün ve faydanın nihai kaynağının sınırlı ve aciz varlıklarda değil, her şeyi bilen ve gören bir kudrette aranması gerektiğini hatırlatır. Günümüzde bu, ilim ile iman arasında bir denge kurma, beşeri sınırları kabul ederek tevazu ve sabırla yaşama biçiminde düşünülebilir. Ayrıca farklı müfessirlerin yöntem çeşitliliği, aynı hakikate farklı akıl yürütme yollarıyla ulaşılabileceğini, bunun da hoşgörülü bir düşünce zenginliği olarak görülebileceğini işaret eder.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir