لَقَدْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمْ رُسُلًا كُلَّمَا جَآءَهُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُهُمْ فَرِيقًا كَذَّبُوا۟ وَفَرِيقًا يَقْتُلُونَ
“Andolsun biz, İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Tefsirler
Yapay zekâ tarafından üretildiKurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî'ye göre bu ayet, Yahudilerin verdikleri ahdi bozmalarına, peygamberlerden bir kısmını yalanlamalarına ve bir kısmını (Zekeriya, Yahya gibi) öldürmelerine işaret eder. 'Yükaffirûne' ve 'yaktulûne' fiillerinin kullanımı ayet sonundaki kafiye/lafız uyumunu sağlamak amacıyla seçilmiştir; bu durum onların sürekli tekrarlanan bir alışkanlığı ve âdeti olarak yorumlanmıştır. Ayrıca 'yaktulûne' ifadesinin 'ferîkan' kelimesine sıfat olduğu da nakledilen görüşler arasındadır.
وإنما قال : ( يقتلون ) لمراعاة رأس الآية وقيل : أراد فريقا كذبوا وفريقا قتلوا وفريقا يكذبون وفريقا يقتلون فهذا دأبهم وعادتهم فاختصر
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî bu ayette İsrailoğullarına gönderilen resullerin onları uyarmak ve din işlerini açıklamak için gönderildiğini belirtir. Kendilerine nefislerinin hoşlanmadığı, şeriat hükümlerine ve teklif yükümlülüklerine muhalif bir şeyle gelen her resul karşısında bir kısmını yalanladıklarını, bir kısmını da öldürdüklerini ifade eder. Ayrıca 'يقتلون' fiilinin geçmiş anlamda kullanılmasının, bu durumu canlandırma, öldürme fiilinin çirkinliğini vurgulama ve bunun onların geçmişte ve gelecekte sürekli âdeti olduğuna işaret etme amacı taşıdığını, bunun yanında âyet sonlarındaki kafiye uyumunu koruma gayesi güttüğünü açıklar.
وإنما جيء ب يقتلون موضع قتلوا على حكاية الحال الماضية استحضارا لها واستفظاعا للقتل وتنبيها على أن ذلك من ديدنهم ماضيا ومستقبلا ومحافظة على رؤوس الآي
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre âyetteki şart cümlesinin cevabı hazfedilmiştir ve takdiri 'her ne zaman kendilerine bir resûl gelse ona karşı çıktılar' şeklindedir; bu karşı çıkış da bir kısmının yalanlanması bir kısmının ise öldürülmesi şeklinde tezahür etmiştir. Ayrıca fiillerden birinin mazi diğerinin muzari getirilmesi, tekzibin Musa dönemine ait uzak bir zamana, katlin ise Zekeriyya-Yahya-İsa dönemine ait yakın bir zamana işaret etmesiyle açıklanır; mef'ulün takdim edilmesi de peygamberlerin yalanlanması ve öldürülmesinin daha çirkin olmasına verilen önemden kaynaklanır.
أن جواب الشرط محذوف ، وإنما جاز حدفه لأن الكلام المذكور دليل عليه
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Üç müfessir de ayeti İsrailoğullarının peygamberlerine karşı sergilediği tekrar eden bir tavır (bir kısmını yalanlama, bir kısmını öldürme) olarak okur ve fiillerdeki zaman farkının (mazi-muzari) sebebini dil/belağat açısından açıklamaya çalışır; kafiye/fasıla uyumu vurgusu Kurtubî ve Beydâvî'de ortaktır.
Farklar
Kurtubî nakledilen farklı görüşleri karşılaştırmalı sunar ve 'yaktulûne'nin 'ferîkan'a sıfat olabileceği görüşünü de nakleder; Beydâvî fiil zamanının hem çirkinliği canlandırma hem sürekli âdet oluşuna işaret ettiğini birleştirir; Râzî ise şartın hazfedilen cevabını ve mef'ulün takdimini merkeze alarak daha ayrıntılı bir nahiv-beyan tahlili yapar, ayrıca tekzib ile katlin farklı tarihsel dönemlere (Musa - Zekeriyya/Yahya/İsa) işaret ettiğini ekler.
Dönemsel bağlam
Kurtubî'den Beydâvî'ye ve Râzî'ye doğru gidildiğinde temel anlam çerçevesi (peygamberlere karşı yalanlama-öldürme âdeti) sabit kalırken, dil ve belağat tahlili giderek daha sistematik ve ayrıntılı hale gelir; bu, tefsir geleneğinde zamanla nahiv ve beyan ilimlerinin daha derinlemesine işlenmesiyle ilişkilendirilebilir.
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırmalı okuma, bir toplumun kendisine hakikati veya doğruyu hatırlatan sesler karşısında zaman zaman direniş göstermesinin evrensel bir insani eğilim olabileceğini düşündürür. Buradan hareketle, günümüzde de doğruyu sabırla ve yapıcı bir dille anlatma, farklı görüşlere karşı hoşgörülü kalma ve toplumsal dayanışmayı önceleyen bir tutum geliştirmenin önemine dair ihtiyatlı bir ders çıkarılabilir. Bu, ilim ile vicdanın/imanın uyumlu şekilde işletilmesi gerektiğine dair bir hatırlatma olarak da düşünülebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir