أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يَشْتَرُونَ ٱلضَّلَٰلَةَ وَيُرِيدُونَ أَن تَضِلُّوا۟ ٱلسَّبِيلَ
“Kendilerine kitaptan bir nasib verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar, sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî'ye göre bu ayette kastedilenler, kendilerine kitaptan bir pay verilmiş olan Yahudilerdir; onlar hakkı ve doğru yolu bildikleri halde sapıklığı satın alıp seçmişlerdir. Bu sapıklık, Hz. Muhammed'i yalanlamaları ve onun sıfatını kitaplarında bulmalarına rağmen ona iman etmeyi terk etmeleridir. Ayrıca Allah, müminleri bu düşmanların kendilerini de yoldan çıkarmak istediklerine karşı uyarmakta, dinleriyle ilgili hiçbir konuda düşmanlardan öğüt almamalarını emretmektedir.
اليهود الذين أوتوا نصيبا من الكتاب يختارون الضلالة، وذلك الأخذ على غير طريق الحق وركوب غير سبيل الرشد والصواب، مع العلم منهم بقصد السبيل ومنهج الحق.
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre ayette Yahudilerin hidayet karşılığında dalâleti satın alması, Hz. Peygamber'i yalanlamayı tercih edip bunun karşılığında rüşvet almaları ve reislik elde etmeleri anlamına gelir; bu tercih 'satın alma' lafzıyla ifade edilmiştir çünkü bir şeyi satın alan onu tercih etmiş sayılır. Ayrıca ayette bir hazif (îcâz) bulunduğu, ifadenin aslında 'hidayet karşılığında dalâleti satın alırlar' şeklinde takdir edilmesi gerektiği belirtilir. Kelimelerin tahrifi konusunda ise Yahudilerin Tevrat'taki lafızları başka lafızlarla değiştirdiklerine dair örnekler (ربعة yerine آدم طويل, الرجم yerine الحد) zikredilir.
يؤثرون تكذيب الرسول عليه الصلاة والسلام ليأخذوا الرشا على ذلك ويحصل لهم الرياسة ، وإنما ذكر ذلك بلفظ الاشتراء لأن من اشترى شيئا آثره
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî'ye göre bu metin 'تضلوا' fiilinin öncesine atfedildiğini belirtir ve anlamının 'hak yolundan sapmak' olduğunu ifade eder. Ayrıca Hasan (el-Basrî)'in bu kelimeyi 'dad' harfini fetha ile okuduğu, bu okuyuşta ise fiilin 'es-sebîl'den (yoldan) sapma anlamına geldiği nakledilir.
عطف عليه والمعنى تضلوا طريق الحق وقرأ الحسن : تضلوا بفتح الضاد أي عن السبيل
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre ayet, kitap ehlinden bazılarının müminlerin sahip olduğu hidayet ve faydalı bilgiyi terk edip kendilerine indirilen vahye küfretmelerini arzu ettiklerini bildirmektedir. Bu istek, müminlerin apaçık delilden sonra doğru yoldan sapması amacıyla beslenmektedir.
أي يودون لو تكفرون بما أنزل عليكم أيها المؤمنون وتتركون ما أنتم عليه من الهدى والعلم النافع أي لئلا تضلوا عن الحق بعد البيان
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre ayetteki 'kitaptan bir nasip verilenler' Yahudi hahamlarını ifade eder ve onlara verilen Tevrat ilminden az bir pay anlamındadır. 'Dalaleti satın almaları' ise hidayeti bulmuşken onu inkâr ederek dalaleti tercih etmeleri veya Hz. Muhammed'in nübüvvetini inkâr ederek doğru yoldan sapmayı seçmeleridir; bir başka görüşe göre ise rüşvet alıp Tevrat'ı tahrif etmeleridir. Ayet, müminleri bu kişilerin düşmanlıklarına karşı Allah'a güvenmeye ve O'nu yeterli görmeye çağırır.
نصيبا من الكتاب حظا يسيرا من علم التوراة لأن المراد أحبار اليهود. يشترون الضلالة يختارونها على الهدى، أو يستبدلونها به بعد تمكنهم منه، أو حصوله لهم بإنكار نبوة محمد صلى الله عليه وسلم
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Tüm müfessirler ayetin kitap ehlinden (özellikle Yahudi âlim/hahamlar) bir kesimi hedef aldığında birleşir; bunların hakkı bildikleri halde bilerek sapıklığı tercih ettikleri ve Hz. Muhammed'in nübüvvetini inkâr ettikleri ortak vurgudur. Ayrıca ayetin müminleri bu kişilerin olumsuz etkisine karşı uyardığı noktasında da görüş birliği vardır.
Farklar
Taberî bağlamı ve rivayeti esas alarak konuyu doğrudan Yahudilerin Hz. Muhammed'i tanımalarına rağmen inkârına bağlar. Râzî dil ve belağat tahliline (iştirâ/tercih anlamı, hazif) ağırlık verip Tevrat tahrifine dair somut örnekler sunar; fıkhi bir istitrad da ekler. Kurtubî daha teknik bir dilbilimsel/kıraat meselesine (fiilin atfı, Hasan el-Basrî'nin farklı okuyuşu) odaklanır. İbn Kesîr sade bağlamsal bir okuma sunarak kitap ehlinin müminlere düşmanca bir arzu beslediğini vurgular. Beydâvî ise hem dil analizi hem de alternatif görüşleri (rüşvet karşılığı tahrif gibi) bir arada aktararak daha sentezci bir tutum benimser. Bu farklar, müfessirlerin yönteminden (rivayet, dil/belağat, fıkıh, kıraat) kaynaklanır.
Dönemsel bağlam
Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte temel tespit (kitap ehlinin bilerek sapıklığı seçmesi) sabit kalırken, yöntemsel derinlik artmıştır: erken dönemde rivayet ağırlıklı basit bağlamsal okuma öne çıkarken, sonraki dönemlerde dil, belağat, kıraat farklılıkları ve fıkhi tartışmalar devreye girmiş, farklı görüşler bir arada sunulmaya başlanmıştır.
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırmalı okuma, bilgiye sahip olmanın tek başına doğru yolu göstermeyeceğini, ilim ile samimi bir kalp tutumunun (ihlas) birlikte bulunması gerektiğini hatırlatır. Toplumsal hayatta bilgiyi çıkar veya güç aracı yerine hakikate ve dayanışmaya hizmet edecek şekilde kullanmak, ayetin evrensel bir uyarısı olarak düşünülebilir. Ayrıca farklı düşüncelere karşı temkinli olmak, aynı zamanda hoşgörü ve sağlıklı diyalog zeminini kaybetmemek arasında bir denge kurmak önemlidir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir