لَّا يُحِبُّ ٱللَّهُ ٱلْجَهْرَ بِٱلسُّوٓءِ مِنَ ٱلْقَوْلِ إِلَّا مَن ظُلِمَ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا

“Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî bu ayette istisnanın (إلا من ظُلم) kimi kapsadığı konusunda farklı görüşleri aktarır: İbn Abbas'a göre bu, kendisine zulmedilen kişinin zalimine beddua etmesine izin verildiğini ifade eder; Mücahid'e göre bu, kendisine ikramda bulunulmayan misafirin durumunu anlatır ve ev sahibini kötü sözle anmasına ruhsat verildiğini gösterir; Süddî'ye göre ise zulme uğrayanın zalimine misliyle karşılık vermesine cevaz vardır. Taberî ayrıca İbn Abbas'ın görüşünü dilbilgisi açısından değerlendirip, Arap dili ehlinin bu görüşü İ'rab bakımından hatalı bulduğunu belirtir.

وهذا مذهب يراه أهل العربية خطأ في العربية، وذلك أن من لا يجوز أن يكون رفعا عندهم بالجهر، لأنها في صلة أن، وأن لم ينله الجحد فلا يجوز العطف عليه
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metinde Zemahşerî'nin, âyetteki mazlumun sesini yükseltmesinin bir haksızlık ya da aşırılık teşkil etmediğini, bunun kendisine yapılan zulme karşılık olarak meşru bir cevap niteliği taşıdığını belirttiği görülmektedir. Yani mazlumun kötü sözü söylemesi, ancak kendisine yapılan zulme denk ve onun cevabı mahiyetinde olduğu ölçüde câizdir.

وذلك من غير اعتداء ولا زيادة على ما هو جواب لقوله تعالى
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre bu ayet, kötü sözün açıkça söylenmesini yasaklarken, zulme uğrayan kişiye istisna getirmektedir; yani zulme uğrayan kimsenin zalim hakkında (haddi aşmadan) konuşmasına, dua etmesine veya kendisine yapılan haksızlığı dile getirmesine cevaz verilmiştir. Müfessir bu istisnanın kapsamı hakkında farklı görüşleri (dua etme, misliyle karşılık verme, ikram edilmemeyi söyleme, ikrah/zorlama durumu gibi) sıralamış ve ayetin zahirinin, mazlumun ölçülü biçimde zalimden hakkını arama hakkı olduğunu gösterdiğini belirtmiştir.

والذي يقتضيه ظاهر الآية أن للمظلوم أن ينتصر من ظالمه ولكن مع اقتصاد إن كان مؤمنا كما قال الحسن فأما أن يقابل القذف بالقذف ونحوه فلا
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, zulme uğrayanın sabretmesinin kendisi için daha hayırlı olduğunu belirtir; 'cehr bi's-sû' min el-kavl' (kötü sözü açığa vurma) ruhsatının, zalim aleyhine haksız yere ileri gitmeksizin ona dua etmeye veya hakkını isteme babında konuşmaya izin verdiğini nakleder. Bu, özellikle misafirperverliğini yerine getirmeyen ev sahibini şikayet eden misafir örneğiyle açıklanır; misafire hakkı verilmezse bunu söylemesi zulme uğrayanın istisnası kapsamındadır. Ayrıca Hz. Peygamber'in misafirlik hakkının farz olduğuna ve hakkı verilmeyen misafirin bunu talep edebileceğine dair hadisleri delil olarak zikredilir.

وقال الحسن البصري لا يدع عليه وليقل اللهم أعني عليه واستخرج حقي منه وفي رواية عنه قال قد رخص له أن يدعو على من ظلمه من غير أن يعتدي عليه
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre Allah, sözde kötülüğün açığa vurulmasını sevmez; ancak zulme uğrayan kişinin zalime beddua etmesi ve şikayette bulunması bu yasağın dışındadır. Ayrıca 'من ظلم' ifadesi fâil bina üzere okunursa istisna munkatı olur ve anlam 'zalim Allah'ın sevmediği şeyi yapar' şeklinde olur. İkinci ayette ise hayrın açıklanması veya gizlenmesi, esas maksat olan kötülüğü affetmeye bir giriş (teşbib) mahiyetindedir ve mazluma, kendisine tanınan ruhsattan sonra ahlakın güzelliklerine dayanarak affı tercih etmesi teşvik edilmektedir.

إلا جهر من ظلم بالدعاء على الظالم والتظلم منه. وروي أن رجلا ضاف قوما فلم يطعموه فاشتكاهم فعوتب عليه. فنزلت وقرئ من ظلم على البناء للفاعل فيكون الاستثناء منقطعا أي ولكن الظالم يفعل ما لا يحبه الله.
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre âyetteki 'kötü sözü açıkça söylemeyi Allah sevmez, ancak zulme uğrayan bunu yapabilir' hükmü genel (umum) olarak kalır ve tahsis edilmesine ihtiyaç yoktur; zalimin durumunu ifşa etmesine izin verilmiştir. Ancak bu izin, verilen ruhsatta haddi aşmamak şartına bağlıdır; kişi hakkı söylemeli, örtülü/masum birine iftira etmemelidir, aksi halde Allah'a isyan etmiş olur.

وزعم أبو جعفر محمد بن علي الباقر أن هذا العموم باق على ظاهره وأنه لا حاجة إلى التخصيص

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler, 'kötü sözü açıkça söylemeyi Allah sevmez' hükmünün mazlum için istisna içerdiği konusunda birleşir; zulme uğrayanın zalim hakkında konuşması, dua etmesi veya hakkını talep etmesi bu istisna kapsamında meşru sayılır. Ayrıca bu ruhsatın sınırsız olmadığı, haddi aşmama şartına bağlı olduğu ortak vurgudur.

Farklar

Taberî, İbn Abbas, Mücahid ve Süddî'den gelen farklı rivayetleri (beddua, misafirin şikayeti, misliyle karşılık) yan yana sunup dil açısından değerlendirirken; Zemahşerî meseleyi karşılıklılık ilkesi üzerinden bağlamsal okumaya taşır. Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet ve hadis ağırlıklı bir yaklaşımla misafirperverlik örneğini öne çıkarır. Beydâvî ve Râzî ise kıraat farklılıkları ve istisnanın muttasıl/munkatı oluşu gibi nahiv/belâgat meselelerine odaklanarak daha teknik bir dilbilimsel-fıkhi çözümleme sunar. Bu farklar, erken dönem rivayet ağırlıklı tefsir yöntemi ile sonraki dönemde gelişen dil/belâgat merkezli tefsir ekolü arasındaki yöntem farkını yansıtır.

Dönemsel bağlam

Taberî'de görülen çok sesli rivayet aktarımı, zamanla Zemahşerî, Beydâvî ve Râzî'de dil ve belâgat tahliline dönüşmüş; Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet-hadis temelli okumayı sürdürmüştür. Böylece ayetin 'mazluma ölçülü konuşma hakkı' özü sabit kalırken, bu hükmün temellendirilme biçimi (rivayet mi, dilbilgisi mi, fıkhi çıkarım mı) dönemsel olarak çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu farklı okumalar, haksızlığa uğrayan bir kimsenin tepkisini dile getirirken ölçülü ve adil kalmasının önemine işaret eder; bu da günümüzde toplumsal ilişkilerde sabır ve hakkı arama dengesini hatırlatabilir. Ayrıca misafirperverlik örneği, aile ve toplum içinde karşılıklı saygı ve hizmet bilincine dair yapıcı bir hatırlatma olarak düşünülebilir. Müfessirlerin farklı yöntemlerle aynı ilkeye ulaşması, ilim geleneğinde çok yönlü ve dikkatli düşünmenin değerine örnek gösterilebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir