وَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقِيرًا

“Erkek veya kadın, kim mümin olur da güzel amellerden işlerse, işte onlar cennete girerler. Zerre kadar da haksızlığa uğratılmazlar.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ayet, iman edip salih amel işleyenlerin cennete gireceğini, buna karşılık küfür üzere ölen, namazı zayi eden ve şehvetlerine uyanların bu vaadin dışında kaldığını bildirmektedir. Ayetin nüzul sebebi olarak Müslümanlarla Ehl-i Kitab'ın birbirlerine üstünlük iddia etmeleri rivayet edilmiş, bunun üzerine bu ayetin indiği aktarılmıştır. Ayrıca 'nakīr' kelimesinin hurma çekirdeğinin sırtındaki küçük çukur anlamına geldiği ve Allah'ın kullarının amellerinin karşılığını bu kadar küçük bir miktar bile olsa eksiltmeyeceği belirtilmiştir.

فإن قال لنا قائل: وما وجه دخول «من» في قوله: ولم يقل: ومن يعمل الصالحات؟ قيل: لدخولها وجهان: أحدهما أن يكون الله قد علم أن عباده المؤمنين لن يطيقوا أن يعملوا جميع الأعمال الصالحات، فأوجب وعده لمن عمل ما أطاق منها ولم يحرمه من فضله بسبب ما عجزت عن عمله منها قواه.
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu bölümde Râzî, günahkâr müminlerin cennete girip girmeyeceği tartışmasında kendi mezhebine mensup olanların Allah'ın affediciliğine (afüvv, ğafûr) dair ayetleri delil gösterdiklerini ve büyük günah sahibi müminin cennet ehlinden olacağına hükmettiklerini aktarır. Ayrıca 'يدخلون' kelimesinin kıraat farkına da işaret ederek, bazı kıraatlerde meçhul (edilgen) okunuşun, failin Allah olduğunu ve bunun daha vurgulu/yüce bir anlam taşıdığını belirtir.

فوجب أن يكون قوله بضم الياء وفتح الخاء على ما لم يسم فاعله ، وكذلك في سورة مريم وفي حم المؤمن ، والباقون بفتح الياء وضم الخاء في هذه السورة جميعا على أن الدخول مضاف إليهم ، وكلاهما حسن ، والأول أحسن لأنه أفخم
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu metinde 'min' harfinin ('şeyin' salih amellerden bir kısmını ifade eden) teb'îziyye olduğunu, bazı âlimlere göre de cins ifade ettiğini belirtiyor. Ayrıca ilgili fiilin kıraat farklılıklarına dikkat çekerek İbn Kesîr, İbn Muhaysın, Ebû Amr, Yakub ve Âsım'dan Ebû Bekir rivayetinde 'ya' harfinin ötreli okunduğunu (meçhul sıygası) aktarıyor.

للتبعيض أي شيئا من الصالحات وقيل للجنس بضم الياء على ما لم يسم فاعله وهي قراءة بن كثير وبن محيصن وأبي عمرو ويعقوب وأبي بكر عن عاصم
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayet, kötülüklerin cezasının dünyada veya ahirette kesin olarak karşılığını bulacağını belirttikten sonra, Allah'ın kullarından erkek olsun kadın olsun iman şartıyla salih amelleri kabul ettiğini, onları cennete koyacağını ve iyiliklerinden en küçük bir zerre kadarını bile eksiltmeyeceğini açıklamaktadır. Bu bağlamda 'nakîr' kavramı, hurma çekirdeğinin sırtındaki küçük çukurluk olarak tanımlanmış, daha önce geçen 'fetîl' (çekirdek yarığındaki iplikçik) ile birlikte anılmış ve 'kıtmîr' (çekirdeği kaplayan zar) de bunlara eklenerek Kur'an'da geçen bu üç küçüklük ifadesi bir arada zikredilmiştir.

شرع في بيان إحسانه وكرمه ورحمته في قبول الأعمال الصالحة من عباده ذكرانهم وإناثهم بشرط الإيمان وأنه سيدخلهم الجنة ولا يظلمهم من حسناتهم ولا مقدار النقير وهو النقرة التي في ظهر نواة التمرة
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre ayetteki 'salih işlerden' ifadesi kişinin gücünün yettiği kadarını kapsar, çünkü hiç kimse bütün salih amelleri eksiksiz yapmaya güç yetiremez ve zaten bununla mükellef değildir. 'Erkek veya kadından' ifadesi failin durumunu belirtir ve cinsiyet farkı olmaksızın herkesi kapsar; 'mü'min olarak' şartı ise amelin ancak imanla birleşmesi halinde belirtilen mükâfatı gerektirdiğini, imansız amelin bir değeri olmadığını gösterir. Cennete girenlerin en küçük bir haksızlığa uğramayacağı belirtilmiş, itaatkârın mükâfatı eksiltilmiyorsa günahkârın cezasının da fazla arttırılmayacağı sonucu çıkarılmış, çünkü ceza verenin en merhametli olduğu vurgulanmıştır.

فإن كل أحد لا يتمكن من كلها وليس مكلفا بها. من ذكر أو أنثى في موضع الحال من المستكن في يعمل، ومن للبيان أو من الصالحات أي كائنة من ذكر أو أنثى ومن للابتداء. وهو مؤمن حال شرط اقتران العمل بها في استدعاء الثواب المذكور وتنبيها على أنه لا اعتداد به دونه فيه.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Müfessirlerin çoğu ayetin iman ile salih ameli birlikte şart koştuğunu, cinsiyet farkı olmaksızın herkesi kapsadığını ve Allah'ın en küçük bir hakkı bile (nakîr örneğiyle) zayi etmeyeceğini vurgular. Taberî ve İbn Kesîr 'nakîr' kelimesinin lugavi anlamı üzerinde dururken, Râzî, Kurtubî ve kısmen Taberî ayetteki fiillerin kıraat farklarına ve 'min' harfinin gramer işlevine dikkat çeker.

Farklar

Taberî nüzul sebebini Müslümanlarla Ehl-i Kitab arasındaki üstünlük iddiasına bağlarken diğerleri bu noktaya girmez. Râzî meseleyi kelamî bir tartışmaya taşıyıp büyük günah sahibi müminin durumunu mezhepler arası istidlal zemininde ele alır; bu, dil analizinden çok itikadi bir yaklaşımdır. Kurtubî ve Râzî kıraat farklarına teknik olarak eğilirken, Beydâvî meseleyi daha çok fıkhi-mantıki bir kıyasla (mükâfat-ceza dengesi) temellendirir. İbn Kesîr ise karşılaştırmalı kelime analizine (nakîr-fetîl-kıtmîr) odaklanır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve nüzul sebebine ağırlık verirken, sonraki dönemlerde Râzî ve Beydâvî gibi müfessirlerde kelamî ve mantıki istidlal ön plana çıkmış, Kurtubî ve İbn Kesîr ise dil tahlili ve kıraat rivayetlerini sentezleyen bir orta yol izlemiştir. Temel mesaj (iman-amel birlikteliği, ilahi adaletin eksiksizliği) tüm dönemlerde sabit kalmış, yöntem ve vurgu noktaları müfessirin ilgi alanına göre değişmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, imanın ancak samimi ve istikrarlı bir amelle anlam kazandığını, kişinin gücü ölçüsünde iyilikte bulunmasının yeterli görüldüğünü hatırlatır. Cinsiyet ayrımı yapılmaksızın herkesin çabasının değerli sayılması, günümüzde toplumsal dayanışma ve ihlasla yapılan küçük iyiliklerin önemine dair ihtiyatlı bir teşvik olarak düşünülebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir