أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُمْ أَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ ٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ
“İşte onların cezaları, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onların üzerlerindedir.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Tefsirler
Yapay zekâ tarafından üretildiTaberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî, ayetin, imanından sonra küfre dönen bir kişi hakkında indiğini nakleder; rivayetlerde bu kişinin Ensar'dan biri veya Hâris b. Süveyd olduğu, Müslüman olduktan sonra kavmine dönerek küfre saptığı belirtilir. Ayette geçen 'cezaları' ifadesinin, Allah'tan uzaklaştırılma, meleklerin ve insanların lanetiyle karşılaşma anlamına geldiğini; 'hepsinin' lafzının ise bazı meleklerin ve insanların değil, tümünün lanetini kapsadığını açıklar. Bu cezanın işledikleri küfür ameline karşılık verildiğini ifade eder.
فأنزل الله عز وجل فيه القرآن: يعني: هؤلاء الذين كفروا بعد إيمانهم، وبعد أن شهدوا أن الرسول حق {جزاؤهم} ثوابهم من عملهم الذي عملوه يعني أن حل بهم من الله الإقصاء والبعد
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr'e göre bu ifade, söz konusu kimselerin hem Allah'ın laneti hem de yaratılmışların laneti altında olduklarını bildirmektedir; yani lanet iki yönlüdür: Allah'tan gelen lanet ve mahlukattan gelen lanet.
اي يلعنهم الله ويلعنهم خلقه
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre bu ayet, mürtedlere lanet edilmesinin cevazına delalet eder; mefhumundan ise başkalarına lanet etmenin cevazının nefyi çıkarılır. Bunun sebebi, bu kimselerin küfür üzerine mühürlenmiş, hidayetten men edilmiş ve rahmetten tamamen ümitsiz kılınmış olmalarıdır, ki bu durum başkaları için geçerli değildir. Ayrıca 'ölümsüzlük' ifadesi lanet, azap veya ateşten herhangi birine racidir, sözün delaletiyle zikredilmeleri gerekmese de anlaşılır.
يدل بمنطوقه على جواز لعنهم، وبمفهومه على نفي جواز لعن غيرهم. ولعل الفرق أنهم مطبوعون على الكفر ممنوعون عن الهدى مؤيسون عن الرحمة رأسا بخلاف غيرهم
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Üç müfessir de ayetteki lanetin kapsamlı ve şiddetli olduğu, hem ilahi hem de yaratılmışlardan gelen bir dışlanmayı ifade ettiği konusunda birleşir; 'hepsinin' lafzının bütünlüğüne dair dil tahlili ortak bir zemin oluşturur.
Farklar
Taberî rivayet odaklı bir yaklaşımla ayetin iniş sebebini somut bir şahsa (Hâris b. Süveyd veya bir Ensar mensubu) bağlayarak tarihsel bağlamı öne çıkarır. İbn Kesîr rivayetten ziyade lanetin iki yönlü yapısını (Allah'tan ve mahlukattan) analitik biçimde açıklamaya yoğunlaşır. Beydâvî ise daha sonraki dönemin usul ve belağat yöntemleriyle mantûk-mefhum ayrımı üzerinden hükmi bir çıkarım yapar; mürtedlere lanetin cevazını ve başkalarına lanetin bu durumla kıyaslanamayacağını ortaya koyar. Bu farklılık, tefsir geleneğinin rivayet ağırlıklı erken dönemden, dil ve usul ağırlıklı sonraki döneme doğru evrimini yansıtır.
Dönemsel bağlam
Taberî'nin erken dönem rivayet tefsiri, ayetin somut tarihsel bağlamını korurken, İbn Kesîr bu rivayet mirasını sürdürmekle birlikte anlam çözümlemesine daha fazla yer verir. Beydâvî'ye gelindiğinde ise rivayet arka planı geri çekilmiş, yerini mantık ve belağat kurallarına dayalı sistematik bir hüküm çıkarma yöntemi almıştır. Bu, tefsir usulünün zamanla nasıl çeşitlendiğini, farklı ihtiyaçlara göre şekillendiğini gösterir.
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırma, sözlerin ve tutumların topluluk içinde nasıl geniş yankılar uyandırabileceğini, dolayısıyla ihlas ve samimiyetin değerini hatırlatabilir. Ayrıca müfessirlerin farklı yöntemlerle aynı ayete yaklaşması, ilim geleneğinde çeşitliliğin ve dikkatli düşünmenin bir zenginlik olduğunu, hüküm verirken temkinli davranmanın önemini düşündürebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir